Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Manisa

Manisa'nın tepeden görünüşü çok üzücü. Beton tarlası haline dönmüş kent ya da en azından tepeden görünüşü öyle. Oysa İzmir'e 30 dakika mesafede, Vestel gibi sanayi devine ev sahipliği yapan, Türkiye birinci futbol liginde takımı olan, toprakları verimli kısacası her türlü olanağı olan bin kent Manisa. Bence tek derdi ya da yanlışı kent büyürken gerekli planlamaların yapıl(a)mamış olması. Hala geç kalmış sayılmaz. Yeşil alanları çoğaltıp, toplu taşıma sistemlerini (metro-tramvay gibi) gerçekleştirip şehri yaysa daha güzel bir kent olur Manisa. Manisa kebabı diye hep duyduğum ama tadını bir türlü hatırlayamadığım yemeği de yeniden yeme olanağı buldum. Tadını neden hatırlayamadığımı, kebabı yiyince anladım: Unutulmayacak bir tat değil :) Manisalılar kızacak bana belki ama Manisa kebabını yememişler için nasıl olduğunu anlatayım: Bursa'nın yoğurtlu kebabında döneri çıkartın yerine köfte koyun olsun Manisa kebabı. Yani yenilikçi ya da farklı bir kebap değil. Bir Manisa fotosu d

Nükleer Sizin Olsun, Sinop Bizim

Bu gece Sinop'a doğru yola çıkacağız. Tek amacımız var, bu doğa harikası yeri nükleer santral tehlikesinden kurtarmak. Büyük amaç, sadece Sinop'u değil tüm dünyayı bu tehlikeden kurtarmak elbette. Sürekli üret, daha fazla üret. İhtiyacın olmasa da tüket, paran olmasa da tüket, kredi al gene tüket, ne olursa olsun tüket. Bu boş, kimseye mutluluk getirmeyen sistemin değişmesi en büyük amaç... Sinop'a fotograf makinemi de götüreceğim. Çekeceğim fotografları yayınlamaya çalışacağım.

Ali Ekber Çiçek'i sonsuzluğa uğurladık...

Büyük usta, halk ozanı Ali Ekber Çiçek'i sonsuzluğa uğurladık. Hayat felsefesini kendi sözleri ile anlatmak en güzeli belki de... "Gerçekleri göstermek, gerçeğe kavuşmak ve gerçeği olduğu gibi insanlara anlatmak için çalışmış bir insanım. Cahilden uzak, kâmile yakın oldum; büyüklerime saygı ile, küçüklerime sevgiyle yaklaştım. Konuşulan her kelâmı ibadet gibi dinledim, kimseyi acizlik ve bilgisizlikle itham etmedim... Bu icraatım boyunca hiçbir maddi menfaat sağlamadan, insanların duygularını sömürmek gibi bir yanlışlığa meydan vermedim. " Ali Ekber ÇİÇEK

Tugaylar Gözüyle Küba Sergi Değerlendirmesi

Tugaylar gözüyle Küba sergisinin açılışına gittik geçen cuma. Sergi ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşacağımı belirtmiştim. Sözümü, biraz geç de olsa, yerine getiriyorum. Değerlendirmeye başlamadan önce bir tespitte bulunmakta yarar var. Eğer bu tür sergilerin düzenleniş amacı gitmesi gelmesi zor olan uzak diyarların havasını koklatmak ise fotografları, fotograf sanatı adına değerlendirmek çok da anlamlı değil. Bu serginin de temel amacının Küba hakkında bilgi vermek, yardım tugayını tanıtmak olduğunu düşündüğüm için sergilenen fotograflar hakkında çok yorum yapmak istemiyorum. Bu tercihimi fotografların iyi olmadığı şeklinde yorumlamayın lütfen. Kendimi fotograf uzmanı olarak görüyor da değilim. Zaten bana göre yorumlar sadece kişisel beğeniyi belirtir. Birinin "iyi" dediği fotograf bir başkası için "kötü" olabilir. Sergi, Küba ile ilgili bir izlenim edinmenize yardımcı olacaktır. Bir çok fotograf için Küba'da çekilmiş olması dışında belirleyici özellik sır

Nükleer Santral

Nükleer santral tartışmaları tekrar başlandı. Aslında buna tartışma demek ne kadar doğru bilemiyorum. Yöneticilerimiz ülkemizin enerji ihtiyacını karşılamak için nükleer santral kurulmasına karar verdi. Hatta santralin kurulacağı yeri de açıkladı: Sinop. Bu konudaki düşüncelerimi yazmadan önce NÜKLEER SANTRALLERE KARŞI OLDUĞUMU yazayım. Şimdi gelelim sebeplerime: Nükleer atıkların saklanması, Yakıtta dışa bağımlılık, Teknolojik bilgi yetersizliği, İlk kurulum maliyetinin yüksekliği, İşletme sırasınraki riskler, Ömrünü tamamlamış santrallerin söküm maliyeti, gibi daha sıralanabilecek bir çok şey değil . Benim tek gerekçem var nükleer santrallere karşı olmak için: Enerji ihtiyacımızı azaltmak zorunda oluşumuz gerçeği. Kıt kaynaklı dünyamızda üretimi ve tüketimi sürekli arttırmaya dayalı ekonomik sistemin yok olmaya / etmeğe yol aldığı bir gerçek. Bu gerçeği zamanında görüp dünya ekonomik sistemini yeniden kurgulamazsak eğer, bir değil yüz nükleer santral de yapsak yetmeyecektir. Bugünde

KARMA FOTOGRAF SERGİSİ Tugaylar Gözüyle Küba

José Marti" Küba Dostluk Derneği aracılığıyla Türkiye'den Küba'ya giden Dayanışma Gönüllüleri'nin ilk fotograf sergisi 'Tugaylar Gözüyle Küba', 14 -21 Nisan tarihleri arasında TCDD Sanat galerisinde sergilenecek. 'Tugaylar Gözüyle Küba' sergisini farklı tarihlerde Küba'ya dayanışma amacıyla giden ve Havana şehrine 45 km mesafedeki Caimito'da yer alan Uluslararası "Julio Antonio Mella" dayanışma kampında, Türkiye'yi temsileden Tugayların Küba'da çektikleri fotograflar olusturuyor. 2000-2006 yilları arasında Küba'ya giden yirmi bir tugayın fotograflarından oluşan 'Tugaylar Gözüyle Küba' fotograf sergisi yine "José Marti" Küba Dostluk Derneği aracılığıyla fotografseverlere sunuluyor. Küba'ya farklı bir perspektiften bakan gözlerin çektiği fotograflar çoğunlukla Havana, Pınar del Rio, Santa Clara gibi Kübanın önemli kentlerinde Küba'daki yaşamı, insani ve Küba'nin doğal güzelliklerini konu eden 59

Thinking in C, Bruce Eckel

Bruce Eckel'den bir önceki yazımda söz etmiştim. MindView , Bruce Eckel'in şirketi. Thinking in C: Foundations for Java and C++ daha önceki Thinking in serisi kitaplardan farklı özellikler taşıyor. En önemli faklılığı bunun okunan bir kitap değil, izlenen ve dinlenilen bir kitap olması. Flash 7 kullanarak izleyebildiğimiz slaytlar ve mp3 olarak kodlanmış sesler içeren html dosyalarından oluşuyor bu değerli eser. C++ ve/veya Java öğrenmeyi planlayan ancak C altyapısı ile ilgili endişe duyanlara özellikle öneririm. Çünkü kitabın asıl hitap ettiği insanlar bunlar. Henüz son sürümü yayınlanmış değil. Şu an kitabın Beta 3 sürümü var internette. Ancak şimdiye kadar baktığım bölümlerde sıkıntı görmedim. Tek sorun İngilizce olması olabilir. Benzer eğitim araçlarının ülkemizde de kendi dilimizde geliştirilmesi en büyük dileğim. Bu konuda üzerime düşen görevi yapmaya hazırım.

Bruce Eckel Thinking in Java

Bruce Eckel ismini C++ ve Java öğrenmeye çalışanların çoğu biliyordur. Java öğrenme çabamda bir yere kadar başarılı oluyorsam bunda Bruce Eckel'in Thinking in Java isimli kitabının etkisi çok büyüktür. İnternette yukarıdaki bağlantıdan ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Gönül isterki Eckel'in kitabının benzerleri ana dilimiz Türkçe olarak da yayımlanır.

Anatolydian ile yeniden

Geçtiğimiz yıllarda Tenedos'ta dinleyip sevdiğimiz Anatolydian isimli caz grubunun izini kaybetmiştik. Klavyede Miraç ve saksafonda Volkan'ın başarılı performansları, Miraç'ın besteleri keyifli saatler geçirtiyordu bizlere. Geçtiğimiz cumartesi günü Tunus caddesi üzerine açılan Çağdaş Market'in önünde sahne almışlardı. Güzel rastlantı bu olsa gerek, bende yakında yapılmakta olan toplantıda olunca izini kaybettiğimiz grubu bulmuş oldum. Cumartesi akşamları Fige Restaurant'da çalıyorlar artık. Atakule'nin arkasındaki eski ve bilinen ismiyle Abidin Daver sokakta 2 katlı bir villa Fige. Anatolydian ikinci nefesli ve gitarını bırakmış. Bas gitar, saksafon, klavye, davul ve vokalden oluşuyor artık. Vokaldeki yeni üye, çalınan mekan grubun repertuarına da yansımış. Dinleyebildiğimiz kadarıyla Smooth Operator gibi parçalar eklenirken, caz standartları ve Miraç'ın besteleri azalmış. Dinleyici beklentisinin karşılanması gerekliliğine saygı duyuyoruz. Çaldıkları parçal

"Beyza'nın Kadınları", film

Mustafa Altıoklar'ın bu sezon izlediğim ikinci filmi Beyza'nın Kadınları . Polisiye / gerilim türünde başarılı bir yapım. Bölünmüş kişilikli Beyza rolünde Demet Evgar oldukça iyi. Farklı kişilikleri canlandırmada üstüne düşeni fazlasıyla yapmış. Bu tür filmlerde katil kim sorusunun yanıtı filmin sonuna kadar anlaşılmaz. Oysa bu filmde, eğer senaryonun tutarlı olduğunu varsayarsak, katilin kim olduğunu tahmin etmek hiç zor olmuyor. Senaryoya ilişkin bir kaç eleştirim var ancak bunları ne olduğunu filmi izlememiş olanları düşünerek yazmıyorum. Eğer gerilim filminin amacı izleyenleri huzursuz etmek ise Beyza'nın Kadınları bunu başarıyor. Vaktiniz varsa izlemenizi öneririm.

"Korkuyorum Anne", film.

Konusu hakkında bilgi edinmeden gidip, iyi ki de gitmişim, dediğim filmlerden birisi Korkuyorum Anne . İstanbul görüntüleri eşliğinde, tek aile gibi yaşayan bir apartman dolusu insanın hikayesi anlatılıyor filmde. Özellikle Köksal Engür çok başarılı oynamış. İnsanın içini ferahlatan bir film. Kurgusu, anlatış biçimi, görüntüleri ile sıradan filmlerden ayrılan Korkuyorum Anne, korkarım ki izleyiciden hak ettiği ilgiyi göremeyecek. Özgün yapımların artması için desteklenmesi gereken bir film.

İdeal Pide Kebap, Bahçelievler

Bahçelievler, Ankara'nın eski semtlerinden sayılır. Artık "bahçeli ev" sayısı çok azalmış olsa bile gene de güzel sokaklara ve caddelere sahip. Dükkan dolaşmak için 7. caddeyi öneririm. Cadde üzerinde ve caddeye açılan sokaklarda farklı damak tatlarına hitabeden yeme-içme mekanları var. İdeal Pide Kebap ise 7. caddeye açılan sokakların birinde. Sokağın adı ne yazık ki aklımda değil. Bahçelievler ekmek fırınının olduğu sokak dersem tarif etmiş olurum umarım. Mahalle pidecilerine özgü bol ikram İdeal pide için de geçerli. Salata, ezme, acı biber turşusu ikram olarak sunuluyor. Lezzetli ve bol malzemeli pidelerini bir de beytiye benzer İdeal Kebap'ı öneririm. İyi servis, temiz ve lezzetli yiyecekler için ödeyeceğiniz hesap, azlığı ile sizi şaşırtabilir. Afiyet olsun.

"Maç Sayısı", Film

Woody Allen'ın yazıp yönettiği ama alışılagelmiş tarzından uzak bir film Maç Sayısı . Konusunu kısaca özetlemek gerekirse İrlandalı eski tenis oyuncusu Londra'nın saygın tenis klüplerinden birinde hocalık yapmaya başlar. Hayatının sonuna kadar bu işi yapmayı düşünmemektedir. Zengin öğrencisinin kız kardeşi kendisine aşık olur. Kızın abisinin (tenis öğrencisi) seksi nişanlısından etkilenir. İşler karışır... Filmde müziğin, operanın, kullanılışı hayranlık uyandıracak cinsten. Sahnelere uygun seçilmiş müzikler etkileyici. İlginç bir final ile sonuçlanan filmi izlemenizi öneririm.