Ana içeriğe atla

blogda en çok görüntülenen teknik etiketli yazılar

Teknik etiketine sahip, büyük çoğunluğunu radyo - televizyon yayınlarının karasal ortamda iletimine ilişkin yazdıklarımın oluşturduğu, 314 içerik arasında 19 Mayıs 2018 22.00 itibariyle en çok görüntülenen ilk 5 yazı:

1. tariflerden tekniğe dönüş: Over-the-top TV (OTTTV) (4 Ocak 2011 - 1180)
2011 yılında Over The Top TV (OTT) bugün olduğu kadar hayatımıza girmemişti. Konu hakkında Türkçe bilgilendirici yazı da fazla değildi. Muhtemelen bu yüzden 2011 tarihli yazım listenin başında.

Netflix'in Türkiye pazarına giriş yapmasının hemen ardından iki yazı yayınlamıştım. Hem OTT'nin ne olduğunu özetleyen hem Netflix'in sektöre etkilerini değerlendiren bu iki yazı ilk 5 listesinin 2 ve 4 numarasında.

Yazıyı hazırladığım dönemde ülkemizde sayısal karasal televizyon yayınlarının (DTT) DVB-T2 MPEG4 formatı ile yapılacağı konuşuluyordu. Aradan geçen yıllar içerisinde MPEG4 yerini HEVC'ye bıraktı. Zaten DTT şebekesi de kurulmadı.

İkinci yazı daha çok sektöre etkilerine odaklanmıştı. Peki Netflix gerçekten sektörü değiştirdi mi? Bence bu soruya yanıt vermek için henüz erken. 2021 yılında, yani Netflix Türkiye'nin beşinci yaşında bakmak gerek duruma.

Digitag tarafından 14-15 Kasım 2013 tarihinde İstanbul'da düzenlenen ve giriş ücretinin 250 € olduğu bu etkinliği, blogum sayesinde ücretsiz katılmıştım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

bir kez daha sayısal karasal televizyon

Bu konu üzerine blogda bugüne kadar 99 yazı yazdım. Yüzüncü yazıda ilk 99 yazıda savunduğum herşeyi bir kez daha mı düşünsek diyorum. Fazla merakta bırakmadan başlayayım derdimi anlatmaya: İlk 99 yazıyı okumanızı beklemediğim için kısacık bir özet geçeyim. Daha kolay okunacağını umarak maddeler halinde yazayım dedim. Konu neydi? Karasal ortamda, yani çatımızdaki "kılçık" anten ya da televizyonlarımızın üzerindeki "tavşan kulağı" anten ile aldığımız, televizyon yayınlarının yeni teknolojiye uygun hale getirilmesi. Teknik ifadesiyle analog karasal televizyon yayınlarının sayısallaştırılması.  Neden böyle bir şeye gerek duyuldu? İki nedeni var. Öncelikle televizyon yayınlarının kalitesi arttı. Daha net görüntüler, daha büyük ekranlarda izlenebilecek kadar net görüntüler ve daha daha büyük ekranlarda daha daha ayrıntılı renklerin izlenebileceği kadar net görüntüler. Teknik ifadesi ile PAL yayınlar önce standart definition (SD), ardından high definition (HD) ve son olarak Ul…

Ruh Üşümesi / Adalet Ağaoğlu

Üç cilt halinde yayınladığı anılarını okuyup, yazdıklarının hiç birini okumamış olmam garip bir durumdu. Geç de olsa Ağaoğlu'nun romanlarından bir tanesini okudum. İlk baskısı 1991 yılında İletişim Yayınları'ndan çıkmış. Benim okuduğum Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan, Nisan 2007 tarihli 11. baskısıydı. 119 sayfalık roman, yazar tarafından "Oda Romanı" olarak tanımlanmış.
Öğlen yemeğini kalabalık bir lokantada yemeğe niyetli, birbirini tanımayan, kalabalık yüzünden aynı masayı paylaşmak durumunda kalan kadın ile erkeğin hikayesi Ruh Üşümesi. Bir iki saat içinde yaşanıyor her şey. Elbette kahramanların hayal dünyalarının zamanını hesaba katmazsak. Farklı bir teknik denemiş Ağaoğlu bu romanı kaleme almaya karar verdiğinde. Okuması, klasik roman akışına alışmışlar için biraz zorlayıcı. İşin doğrusu bu romanı ilk yayınlandığında edinmiş ama bir türlü ilerleyemeyip bırakmıştım. Okuyucusundan dikkat isteyen romanlardan. Romanın bölümlerine klasik müzik eserleri …