Ana içeriğe atla

Televizyon yayınları AB üyesi ülkelerde sayısal karasaldan izleniyor

Ankara'da DVB-T2 modülasyonu ile 4K yayın denemelerinin başlaması, akıllara yeniden sayısal karasal televizyon tartışmalarını getirdi. Son dönemde, blogda konu ile ilgili bir kaç yazı yayınladım. Bu kez, Eurobarometer adlı rapor dizinden Mayıs 2016 tarihli E-Communications and the Digital Single Market başlıklı raporda yer alan iki istatistiği değerlendirmek istedim. 

Eurobarometer raporlarını blogda daha önce de konu etmiştim. Televizyon yayınlarına erişim ile ilgili sayılar çok dikkat çekiciydi. Mayıs 2016'da yayınlanan ve 2015 verilerini içeren raporda, TV yayınlarına erişim ile ilgili oranlar ise daha da ilginç. Malum, bilgi sahibi olmadan ahkam kesmek ülkemizin geleneksel sporları arasında yer alır. Televizyon yayıncılığı, hele bu yayınların iletimi gibi, özel bilgi gerektiren bir konuda bile ahkam kesenlerden geçilmez. Sayısal karasal bitti, Avrupa'da kimse izlemiyor onu diyenlere eminim sizler de rastlamışsınızdır. Oysa rakamlar öyle söylemiyor. Aşağıdaki grafik, Mayıs 2016 tarihli çalışmanın 62. sayfasında yer alıyor. 
2005 - 2015 yılları arasında AB üyesi ülkelerde televizyon yayınlarına erişimde kullanılan yöntemler, yukarıdaki grafiğin konusu. Birden fazla yanıt tercih etmek olanaklı olduğundan seçimlerin toplamı yüzü geçebilir. 2005 yılında, %5 olan sayısal karasal televizyon, 2011 yılından bu yana AB üyesi ülkelerde, televizyon yayınlarına erişim için en çok tercih edilen yöntem haline gelmiş. Bu en çok tercih edilen olma özelliğini 2011'den bu yana koruyor. IP şebekesinin son yoldaki atağına dikkat çekmek isterim. 

İkinci tablo ise yukarıdaki grafiğin ayrıntılarını içeriyor. AB dediğimiz, birbirinden oldukça farklı özellikler içeren ülkeler topluluğu/birliği. Sırbistan da AB üyesi Almanya'da, Malta da. Hal böyle olunca, televizyon yayınlarına erişim konusunda da, ülkeden ülkeye farklılar görülüyor. Yukarıdaki grafik ülkeler ortalamasını gösteriyordu. 

Tabloda koyulaştırılarak çerçevelenmiş sayılar, o erişim yöntemi için en yüksek sayıyı, sadece çerçevelenmiş olan ise o erişim yöntemi için en düşük sayıyı belirtmek için kullanılmış. Burada, gene birden fazla yanıt vermek olanaklı olduğundan, toplam yüzü geçebiliyor. Yukarıda da yazdığım gibi AB, birbirinden özellik olarak çok farklı ülkelerin bir araya gelip oluşturduğu bir topluluk. Belçika'da sayısal kablonun payı %62, İspanya, İtalya, Fransa ve Kıbrıs Rum Kesimi'nde %9. Aynı farklılık, elbette sayısal karasal televizyon için de geçerli. İspanya, televizyon yayınlarına %90 oranında sayısal karasal kullanarak erişirken, bu oran Sırbistan'da %5 olarak görünüyor. AB üyesi ülkelerin büyük bölümünde analog karasal televizyon yayınları sonlanmışken, Kıbrıs Rum Kesimi'nde %62 oranında kullanılıyor. 

Kısacası AB üyesi ülkelerde televizyon yayınlarına erişim istatistiklerinde, sayısal karasal televizyon yayıncılığının tercih edilme oranında bir azalma yok. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…