Ana içeriğe atla

NAB 2016 sonrası

Santiago / Şili, 2008
Yazının başlığına bakıp, demek ki Las Vegas'taydı yazarımız diye düşünmeyin lütfen. NAB konulu diğer yazılarım gibi bu yazıyı da başkentimizden yazıyorum. Ancak, teknoloji ve NAB sağolsun, gitmiş kadar oldum desem yeridir. 

Basın olarak akredite olduğum bir etkinlikti NAB 2016. Böyle olunca, etkinliğin neredeyse tüm büyük katılımcılarının, basın duyuruları gönderildi posta kutuma. Bu yazıda, NAB 2016'da öne çıkan gelişmeleri aktarmaya çalışacağım. Elbette eksiklerim olacaktır. Yorumlarınız ile eksik / yanlış konularda katkılarınızı bekliyorum. 




  • 4K UltraHD: Geçenlerde bu konuda bir kaç yazı yazmıştım. Sonra, kıymetli meslektaşım Uygar Boynudelik'in sayfasındaki paylaşımını okudum. 4K, yayıncılık sektörünün itici gücü olmuş durumda. Kameradan montaj setlerine, yayın masalarından naklen yayın araçlarının ekipmanlarına tüm yayın zincirini yeniden tanımlayan bir gelişme 4K. İlerleyen yıllarda sırada ne olduğunu da bugünden biliyoruz: 8K. Bugün, kimse evlerde 55'' büyüklüğündeki ekranların anlamsızlığını konuşmuyor. Varsa yoksa 4K ve daha da yüksek çözünürlük. Gerçekten bir ihtiyaç mı yoksa endüstrinin dayatması mı sorusunun yanıtı ortada. NAB 2016, grafik animasyon şirketlerinden kamera üreticilerine tüm sektörün 4K'ya uygun modellerinin görücüye çıktığı bir platform olmuş.

  • IP: IP'nin nesi yenilik diye düşünebilirsiniz. Yayıncılık dünyası için oldukça büyük bir yenilik aslında IP. Stüdyoların ve naklen yayın araçlarının kablolamasından, ekipmanların çalışma mantığına kadar büyük dönüşümlerin yaşanmasına neden oluyor IP. Bilgi teknolojisi dünyasından çok iyi bildiğiniz Internet Protocol kelimelerinin baş harflerinin dışında, yeni bir şey değil IP. Aslında bir yerde, yayıncılık dünyası ile bilgi teknolojisi dünyasının bir araya geldiği, yayın teknolojisindeki cihazların bilgi sistemi tabanlı olduğu gerçeğinin ulaştığı son nokta. Senelerdir beklenilen ancak çeşitli gerekçeler yüzünden uzayıp giden nişanlılığın ardından gelen mutlu evlilik gibi. Cicim ayları geçtikten sonra, çoğu evlilik gibi mi olacak bu birliktelik yoksa istisnalardan mı orasını zaman gösterecek. 
  • Sanal Gerçeklik (Virtual Reality): Üç boyutlu gözlükler ile izlenilen 3 boyutlu filmlerin, televizyon dünyasında tutmayacağını öngörmüştüm. Kimse evinde özel gözlük takıp bir şey izlemez demiştim. Her zaman olmasa da bu kez tahminim tuttu. Artık bir çok firma 3D ekranlarının üretimini sonlandırdı. Ancak sanal gerçeklik 3D'den farklı bir yol izleyecek gibi görünüyor. Mobil cihazlarla başlayan bu "çılgınlık", içerik üretimi konusuna yeni bir "boyut" kazandıracak gibi görünüyor. İlerleyen yıllarda sanal gerçeklik konusunu çok daha fazla konuşacağız. İnsanın gerçeklik ile bağını kopartacak kadar "gerçek" uygulamalar bizleri, bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz distopyalara götürür mü bugünden tahmin etmek zor. Ancak, asıl sorunlarımızı görmemizi engelleyen bir sanallık muktedirlerin işine gelecektir. Sırf bu yüzden bile olsa, sanal gerçeklik ilerleyen yılların sıcak konusu olmaya devam edecektir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…