Pazartesi, Mart 21, 2016

yarım kalanlar

Yatağın başında kimi 100. kimi 150. sayfaya kadar okunup arasına sıkıştırılmış kağıt parçaları ile üst üste duran kitaplar var. Dolapta okunmayı bekleyen onlarcasını da hesaba katarsam, bir yıl boyunca, haftada bir kitap bitirirsem anca tükenecek bir dağ oluşturuyor. Bu dağ da rahatsız etmedi beni.

Dün akşama kadar.

İşyerinde masam hep dağınıktır. Ne kadar toplamaya çalışsam da bir kaç gün sürüyor eski dağınık hale gelmesi. Her sabah, odamın kapısını açtığımda, karmaşık görüntü rahatsız etmedi beni. 

Bu sabaha kadar.

Evde eşimin ve çocukları söyledikleri şeyler oluyor. Kimisi birisini aramamı ister, kimi bir konuyu araştırmamı. Neredeyse her akşam isteklerin bir bölümünü unutmuş halde dönerim eve. Bugüne kadar onları üzüp, kızdırdıysam bile beni hiç etkilemedi bu genişliğim.

Bugüne kadar.

Dün, öğleden sonra gelen bir mesaj, 25 yıl önce tanıştığım, üniversiteden dönem arkadaşımın vefat ettiğini bildirdi. 

Kalp krizinden vefat etmiş kıymetli arkadaşım. 

Her ölüm, bana kendi ölümümü anımsatıyor. 

Ölenden çok kalanlar düşündürüyor. 

Ölen, inancına göre bir yolculuğa çıkıyor. Ölümden sonrasına dair bildiğimiz yok aslında. İnandıklarımız var. 

Ancak, kalanlar ya da gene yalan dünya işleri...

Klasik olacak belki ancak, 

Geçen gün ömürden,

Zaman geriye doğru işlemiyor.

Doğa, her bahar ölüp her bahar diriliyor, insan ise bu yalan dünyada bir kez yaşıyor, bildiğimize göre. 

Dengeyi şaşırmayalım, denge, bizim eskilerin ifadesiyle "garer".

Allah ölenlere rahmet, geride kalanlara sabır ihsan eylesin.






Hiç yorum yok: