Ana içeriğe atla

Umut, Hayat Akan Bir Sudur / Ayşe KULİN

Bir süredir okuduğum kitapların biyografik özellikte olduğunu fark ettim. Merak ettiğim başkalarının hayatlarında çok, biyografilerin geçtiği dönemdeki günlük yaşama ilişkin bilgiler. Özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde ve cumhuriyetin ilk yıllarında günlük yaşama ilişkin bilgiler içeren kitaplar daha fazla ilgimi çekiyor. Bu bağlamda Ayşe Kulin'den okuduğum Veda'nın devamı niteliğindeki Umut, okuma listemin en başına yerleşmişti. Everest yayınlarından Aralık 2008'de çıkan Umut'un ilk baskısı 100.000 adet yapılmış. Benim okuduğum sahaftan aldığım ilk baskısıydı.

1920 yılında İstanbul'da Osmanlı'nın son hükümetlerinin maliye nazırının konağını ön planda anlatırken arkada ülkenin yaşamakta olduğu değişimi aktarmıştı Veda'da. Umut, Veda'ya kıyasla daha uzun bir zaman dilimini ve daha fazla ailenin hayatını anlatıyor. Veda, Kulin'in annesi Sitare'nin doğum haberi ile bitmişti. Umut ise Kulin'in kendi doğumuyla sona eriyor. 1908 yılında Kulin'in babası Muhittin'in ailesinin tarihini okuyarak başlıyoruz Umut'a. Veda'dan tanıdığımız konak sakinlerinin yarım kalan hikayelerini merakla okurken bir yandan hikayeye yeni katılan karakterlerin hayatlarını izliyoruz. Leman, Suat ve Sabahat kardeşlerin evlilikleri, aşkları, çocukları, neşe ve kederlerine bir nebze ortak oluyoruz. Bu arada Sabahat'in Ermeni aşkı Aram'ın hayatını okurken, 1915 olaylarına dair satırlar da yer alıyor Umut'ta. 15 olaylarının nedeni, nasılı değil sonuçları üzerinden yaşanılan acılara vurgu yapılmış. Yıllar boyu bir arada komşuluk yapan, içiçe yaşayan halkların gün geldiğinde birbirine nasıl zulmettiklerinin örneklerini günümüzde de yaşıyor / görüyoruz. Bosna'da yaşananlar, Irak'ta yaşananlar insanların hikayelerinin yıllar geçse bile fazla değişmediğinin kanıtı gibi.

Ayşe Kulin, kendi doğumu ile noktalandırdığı Umut'un devamını da yazmış. Bu kez iki cilt halinde yayınlamış. Aslında yazıda da belirttiğim gibi Umut ve Veda birbirinin devamı olarak okunmalı. Böyle yapılırsa son iki cilt ile birlikte Kulin'in ailesinin geçmişini anlattığı dört ciltlik bir kitaplar dizisi ortaya çıkıyor. Umut, Veda kadar akıcı değil. Bence bu durumun nedeni Umut'ta üç farklı ailenin yaşadıkları zaman zaman geçmişe dönüşlerle anlatılması. Veda, tek aileye odaklanmış olduğunda daha akıcı bir dil kullanılabilmiş. 3 ailenin, birbiriyle zaman içinde keşisecek hayatlarını anlatmak için üç farklı kitap da yazılabilirmiş.

Şimdi okunacaklar listesine Kulin'in iki kitabı daha eklendi. Ancak bu ikisini okumayı zamana yaymaya karar verdim. Zira Hayat ve Hüzün'ün toplamı 1200 sayfayı geçiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…