Ana içeriğe atla

Netflix neyi, nasıl ve neden değiştirecek?

Tadilat öncesi Erzurum Oteli Ankara
Bir önceki yazıda bıraktığım yerden başlayayım istedim. Bu kez doğru başlıkla :) Bu yazıdan önce de okumanızı salık vereceğim bir yazı dizim var. Bu konuyu önemsiyorum ve umarım akademik bir makale haline de getirebilirim. Konumuz, İngilizce adıyla "value chain". Ben "değer zinciri" diye kelime kelime tercüme ettim. Belki sektörde farklı bir tabir kullanılıyordur. Burada, eski yazımı tekrarlamak istemiyorum, bu yüzden Televizyon Dünyasında Değişen İş Modelleri 1 ve 2 yazılarımı okumanızı rica ediyorum. 2013 haziran, bildiniz gezi ayında, ben kelimenin gerçek anlamıyla gezerken, Londra'da yazmıştım. 

Televizyon dünyasının temel oyuncusu televizyon kanallarıdır. Kamu hizmeti yayıncılarını değerlendirme dışında bırakırsak, finansman modeli olarak bir TV kanalının temel gelirleri bellidir: reklam, PayTV'den alınacak para, özel içerik üretiminin satışı ve diğer gelirler. Bu diğer gelirler kalemi ilginçtir, ona sonra değinirim belki. PayTV'den alınan para kalemi, her TV kanalı için geçerli değildir. Büyükler dışında kalan TV kanalları için bu kalem, aslında gelirden ziyade gider olarak yer alır. Kısacası, özellikle ülkemiz gibi PayTV'nin toplam içerisindeki payının düşük olduğu, insanların FTA (Free To Air) yayınları, ek ücret vermeden izleyebildikleri pazarlarda TV kanalları reklam ile çarkı döndürür. Reklam alabilmek için çok izlenen içeriklere sahip olmak gereklidir. Hangi içeriğin çok izleneceğini, ABD'de pilot bölüm siparişi ile belirlerlermiş. 

House of Cards


Aslında, House of Cards'ı ele aldığım ayrı bir yazım var. Ama sürekli bağlantı paylaşmaktan sıkıldım. Kısaca tekrar edeyim. Bu dizi, bir çok anlamda önemli. Öncelikle, çok izlenen ve ödüller alan bir yapım. Ancak, benim ve sektör için önemi başka. Bu proje, TV kanallarına gittiğinde, pilot bölüm istenmiş. Netflix ise 13 bölümlük dizinin pilot bölüm olmaksızın siparişini vermiş. Bunda ne var demeyin, bahsedilen proje bedelleri az buz rakamlar değil. İş bununla da bitmiyor elbette, TV kanalları 13 bölümlük diziyi her hafta bir bölüm şeklinde 13 haftada yayınlayıp her bölümün içine reklam alarak para kazanacakken, Netflix tüm sezonu platforma ilk günden koydu. Finansmanı izleyicisinden aylık olarak tahsil ettiği için reklam hangi bölüme gelecek ile ilgilenmesi gerekmiyordu. Bir diziyi neden bu kadar büyütüyorsun diyebilirsiniz. Mesele bir dizi değil, halen anlamadın mı diyerek bir göndermede bulunayım. Gerçekten de mesele dizi değil. 

TV Kanalları Toplayıcılardır


TV kanalları, izleyicilerin nelerden hoşlanacağını düşünerek bir akış planlarlar. İçeriği bu akışı sağlayacak şekilde ardı ardına yayınlar. Çok izlenen ve en fazla reklam geliri elde etmeye yarayan o "prime time" içeriklerine bir göz atın. Ülkemizde her akşamın bir "dizi"si vardır. Peki size bir soru, siz perşembe akşamları ne izliyorsunuz? Kurtlar Vadisi dizisini mi, yoksa onun yayınlandığı TV kanalını mı? Soru saçma görünebilir, ama anlatmak istediğim başka. Asıl olan içeriktir. Onun hangi ortamda yayınlandığı ikinci planda gelir. Şimdi düşünün, zamanında çok izlenen ve bir şekilde ekranlardan ayrılmak zorunda kalan yapımları, diyelim Behzat Ç.'yi ya da Leyla ile Mecnun'u ya da bunlara benzer kült içerikleri de yayınlamaya başlayan, hatta bununla kalmayıp orijinal içeriklerini kendi yapım şirketiyle üretmeye soyunan bir platform sistemi kökten sarmaz mı?

İnternet bağlantısı sorunları


Aslında bu ara başlık, belki bundan 5 yıl önce için anlamlı olabilirdi. Ancak günümüzde, internet bağlantısı sorunundan bahsetmek pek olanaklı değil. Alt yapı operatörlerine teşekkür edelim hep birlikte. Ücretler halen yüksek olsa bile en azından adil kullanım kotası dolsa bile en az 3 MBit hız ile internet erişimimiz oluyor, kotasız internet abonesiysek. xDSL alt yapı ile bile 10 MBit hızları görebiliyoruz. Kısacası internet bağlantımız Netflix'i, en azından SD paketini, konforlu izlememize uygun. 

Geleyim soruma, neyi, nasıl ve neden değiştireceğine. Neyi sorusunun yanıtı kolay: TV dünyasını kökten değiştirecek. TV kanalları bu değişimden en büyük zararı görecek. Ardından PayTV platformları, eğer iş birliğine gitmezlerse, ki iş birlikleri apayrı yazıların konusu. En büyük fırsat ise yerli içerik üretici şirketler, ajanslara doğuyor. Ürettikleri kaliteli daha doğrusu ilgi çekici içerikleri dünya ölçeğinde pazarlama olanağına kavuşacaklar gibi görünüyor. Sektör emekçileri için de belki, daha insanca bir düzen kurulabilir. Daha makul sürelerdeki dizilerde daha makul saatler çalışabilirler. Nasıl değiştirecek, bekleyip göreceğiz elbette. Bana kalırsa, bir kaç ay sonra yerli içerik üreticisi şirketlerle iş birlikleri haberlerini duyacağız. Bilgiye değil sezgiye dayanıyor yazdıklarım. Neden sorusunu yanıtı ise aşikar sanırım. Elbette para kazanmak için :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…