Çarşamba, Ocak 20, 2016

Hep Aranızda olacağım / Frederic Joliot Curie'nin Yaşamöyküsü / Güney GÖNENÇ

Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi bülteninde kitap ödüllü sudoku soruları yayınlanıyor. Sanırım 5-6 sayıdır kitap kazanıyorum, sayelerinde kütüphaneme yeni kitaplar ekleniyor. Bir dönem Notabene yayınlarından biz seçiyorduk ödülümüzü. Son iki sayıda, Oda'nın seçtiği iki kitap arasından tercihimizi belirttik. Gönenç'in yazdığı ve Yordam Kitap'ın yeni baskısını yaptığı eser, bu ödül kitaplarından. 

Rahmetli Güney Hoca ile EMO etkinliklerinde tanışma olanağını bulmuştum. Kitabın başında, üçüncü baskıya önsözde, Güney Hoca'nın andığı Haluk Tosun ise, ODTÜ'de ilk meslek dersimin hocasıydı. Kitaba ilişkin notlarıma geçmeden bu bölümden bir alıntı yapmak istiyorum:
Bu kitap ülkenin çok koyu karanlık içinde olduğu bir dönemde yazıldı ve yayınlandı. O dönemden belleğimde kalan iki anımı yazayım. Birincisi şöyle: Kitabın yedinci bölümünün başlığı altındaki ("yaşamak isteyen..." diye başlayan) alıntının altına yazarının adını koymaktan korkmuştuk; düşünebiliyor musunuz, o alıntı imzasız yayınlandı! İkinci anı: Kitap yayınlandığında Barış Derneği'nin bütün yönetim kurulu üyeleri tutukluydular. Onlardan biri, bu kitabın yazılmasında önemli katkısı olan sevgili kardeşim Haluk Tosun, bir tutukevinden öbürüne "sevk" konumundaymış, şöyle anlatıyor durumu: "Ellerim arkadan kelepçeli, beton zeminde oturmuş, sol yanımda yorganım, torbam, sevk cemsesinin gelmesini bekliyorum... Bir er gelen postayı karşı duvar dibine yığdı. Rastlantı olacak, en üstte senden gelen kitap paketi... Adım gibi eminim, içinde Hep Aranızda Olacağım var. Uzanıp almam olanaksız... İyi yüzlü bir er nişanladım, kardeş şu üstteki paketi hele bir aç, içindeki getir, bana göster dedim..."Barışı savunanların "saadetlerini millerin sefaleti üzerine kurmak isteyenler"e karşı savaşımı sürüyor, sürecek. Frederic Joliot-Curie bu savaşımda hep aramızda olacak.
s9-10
Biyografi yazmak gerçekten zor iş. Hele ele aldığınız kişi Joliot-Curie gibi nükleer fizik alanında çalışmalar yapmış, aynı zamanda ikinci dünya savaşında Nazi işgali altında Fransız Direniş Cephesi'nin başkanı, ardından Dünya Barış Konseyi'nin kurucusu ve başkanı olmuş çok yönlü bir kişiyse, herkesin ilgisini çekecek kadar akıcı bir dille biyografi yazmak daha da zor bir iş. Fizyon, füzyon gibi kavramları, konu hakkında önbilgisi sınırlı olan, ben bile anladım. 

Eser, sadece Joliot-Curie'nin biyografisinden oluşmuyor. Daha doğru bir ifadeyle, biyografiyi yazarken, dönemden ve dönemin tartışmalarından da bahsediliyor. Dönem, dünyanın en zorlu dönemlerinden, iki savaş yılları. 1800'lerin sonu ve 1900'lerin başlarında doğanlar, iki savaşa da tanıklık etmiş. Elbette, yeterince yaşayabildilerse. Özellikle ikinci savaş, radyo aktivite konusunda yapılan çalışmaların sonuçlarının kullanımı bakımından önemli. Malum, ikinci savaşın sonunda ABD, Japonya'ya iki atom bombası atıyor. Sonuçta atom bombası denilen kabusun geliştirilmesi, bir yerde Joliot-Curie'nin çalışmalarının sonuçlarından. Joliot-Curie, ne atom bombasının yapımı konusunda ABD'de çalışan ekibin içerisinde, ne de görüş olarak böylesi bir çalışmayı destekliyor. Ancak, söylemeye çalıştığım onun çalışmalarının böylesi sonuçlarının da olabildiği. Nobel ödülü aldığında teşekkür konuşması sırasında, böylesi bir olasılığı düşünmüşcesine korkusundan bahsetmiş. 1935 yılında Stockholm'de yaptığı konuşmada:
Geçmişe bakarsak ve bilimin gittikçe artan bir hızla ilerlediğini göz önünde tutarsak, elementleri istedikleri gibi oluşturan ve bozduran araştırmacıların patlayıcı nitelikteki çekirdek tepkileşimlerini -gerçek kimyasal zincirleme tepkileşimleri- ortaya çıkartacaklarına inanmaya hakkımız vardır. Böyle bir tepkileşimin madde içinde yayılması durumunda dev ölçeklerde ortaya çıkacak yararlı enerjiyi gözümüzün önüne getirebiliriz. Ama, ne yazık ki, eğer bu, gezegenimizdeki bütün elementlere bulaşacaksa, bizler böyle bir afetin ortaya çıkartılmasına ancak korku ve endişe ile bakabiliriz. Astronomlar bazen orta parlaklıkta, çıplak gözle görülemeyen bir yıldızın birden büyüdüğünü, çok parlaklaştığını, hiçbir gözlem aracı olmaksızın görünür hale geldiğini gözlemliyorlar, bunlara süpernova diyoruz. Yıldızın bu ani parlamasının nedeni sözünü ettiğim patlayıcı zincirleme tepkileşim olabilir. Bilim adamları bu tepkileşimleri hiç şüphesiz yaratacaklardır. Uöalım ki bu işi yaparken gereken önlemleri de almış olsunlar"
s.65-66
Gönenç Hoca, bölümler arasına koyduğu Nazım Hikmet şiirleri ve özellikle 1950'lerdeki barış girişimleri sırasında ülkemizdeki yaşananlar konusundaki bilgilendirmeleri ile son derece kolay okunan bir eser meydana getirmiş. 

Merak edenler için ekleyeyim Curie soyadını görünce ilk aklımıza gelen Madam ve Mösyö Curie'ler oluyor haliyle. Frederic Joliet, Curie'lerin damadı. İrene, yani Curie'lerin iki kızından birisi, aile geleneğini bozmamış. O da ışıma konusunda çalışan bir fizikçi. İrene Curie öldüğünde Nazım Hikmet'in yazdığı şiirle bu kitap notunu bitireyim:
"bir kara haber de verdi bu akşam radyo irene joliot curie ölmüşdaha gençtiyıllar varbir kitap okudumduölenin anası üstüne yazılmışbir yerinde iki kız çocuğundan bahsedersatırlar gözümün önüne geldisarışın iki yunan heykeli gibi derişte bu çocuklardan biri öldübilmem ki nasıl anlatsambüyük bilginbüyük adamama şimdi lösemiden ölen o sarışın kız çocuğu da bu ölüm bana çok dokunduirene joliot curie için ağladım bu akşam
ne tuhafirene deselerdi ireneöldüğün zaman deselerdiistanbullu bir kadın hem de hiç tanımadığınağlayacak arkandan deselerdi şaşardı
kocası geldi aklımabir mektup yazsam başsağlığı dilesem diye düşündüm adresini bilmiyorum ama paris frederic joliot curie desem gider miydi"
Kitap hakkındaki notlarımı burada bitirmeliydim belki ama aşağıdakileri yazmasam eksik olacaktı.


Kitap hakkında yazacak çok şey var daha. Einstein'ın atom bombası yapım sürecine katkısı mesela, ya da eserde hayat öyküsü yazılı bilim insanının aynı zamanda Fransız Komünist Partisi üyesi olması ve bu yüzden Fransa'da başına gelenler. Ancak bahsetmek istediğim bunlar değil. Kitabı okuyarak kendiniz öğrenebilirsiniz çok daha fazlasını. Biraz sesli düşünme olacak yazacaklarım:

Malum, elektrik-elektronik mühendisi olunca, meslek odamız elektrik mühendisleri odası oluyor. 1997 yılında üye olduğum odam, her iki yılda bir olduğu gibi, 2016 başında seçim sürecine girdi. Kimi şubeler seçimlerini yaptı. Benim de üyesi bulunduğum Ankara şube ise 14 Şubat sevgililer gününü seçmiş seçim için. Kıymetli Güney Hoca da EMO yönetimlerinde yer almış oda emekçilerinden. Hayatta olsaydı ona da sormak isterdim; yasal olarak üyeliğin zorunlu olduğu meslek odaları, sadece üyesiniz ve aidatınızı düzenli yatırıyorsunuz diye size bir "güzellik" yapmalı mıdır? Mesela, size kaza sigortası yaptırmalı mı? Ya da yabancı dil kursu düzenleyen bir şirket ile anlaşıp üyelerine indirimli kurs olanağı sağlamalı mı? Peki petrol dağıtım şirketleriyle anlaşıp indirimli akaryakıt sağlasa? 

EMO Ankara Şubesi Sosyal Etkinlikler komisyonu başkanlığı yaptığım günlerde pek kıymetli bir abimiz de komisyonun üyesi olarak toplantılarımıza geliyordu. Sanırım ikinci toplantıydı, ben dedi, EMO sitesi kurulmasını öneriyorum. Site var zaten, dedik. Oysa, kıymetli meslek büyümüz, site derken kooperatiften bahsediyormuş. Arazi alınsın, üyelerimize hesaplı konut sahibi olmaları için yardımcı olunsun dedi. Pek üzerinde durmadığım bu öneri, belki bu satırları okuyan kıymetli oda yönetimine bir ışık yakar. Ne dersiniz, TOKİ ile anlaşıp bir EMO sitesi kursak, dil kursu ve akaryakıt indirimi kampanyalarının sağlayamadığı üye akınını gerçekleştireceğine bahse girerim. 

Kara mizah yapmaya çalıştım ama ola ki önerimi ciddiye alan olabilir düşüncesiyle iki yıl önce İnsan Bu sitesinde yayınladığım yazımı da bilgilerinize sunarım:

Hiç yorum yok: