Ana içeriğe atla

Acıbadem'in tatlı mekanı Sihirli Tatlar Dükkanı ortağı Esin Aydınhan ile söyleşi

Ülkemizin temel sorunlarından birisi yetişmiş insan gücüyse, belki daha temel olan sorun bu yetişmiş insan gücünü kullanabilecek ve onlara eğitimlerinin karşılığını verecek işler yaratmak. Esin Aydınhan, benim üniversiteden dönem arkadaşım. Sinemaya olan tutkumu borçlu olduklarımdan sayılır bir yerde. ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu. Proje yönetimi konusunda uzun yıllar çalıştı. İstanbul'da proje yöneticisi olarak çalışarak kuracağı bir hayat ile Cup Cake yapıp satmak ile sürdüreceği hayatı kıyaslayınca, ülkemiz için ne acıdır ki, kek yapmak daha mantıklı görünmüş. 



Aşağıda sevgili Esin ile yaptığım e-söyleşi var. Sihirli Tatlar Dükkanı Acıbadem'de. Esin, ODTÜ Gıda Mühendisliği mezunu ortağı ile birlikte çok lezzetli kekler üretiliyor.


1. Neden böyle bir değişiklik yaptın? İş bulamadın desek öyle olmadığını biliyorum. Gerçekten neden kek?

Kurumsal hayatta çok yoğun çalıştığım, çok da keyif aldığım çok güzel yıllar geçirdim. Bu çalışma dönemim bana çok şeyler kattı, ancak bir şey hep eksik kaldı. Bunun ne olduğunu anlamam çok kolay olmadı. Çünkü İstanbul’daysanız, kurumsal bir şirkette yazılım projeleri yönetiyorsanız, zamana karşı çok büyük bir yarışınız var demektir. Nasıl ki arabayla otoyolda sürat yaparken, geçtiğiniz yerlerin pek de farkında olmaz sadece önünüzdeki yola odaklanırsanız, benim iş hayatımda da olan buydu. Ben artık yeterince yol aldığımı düşünüyorum. Daha fazla otoyolda dolaşmanın bana katacağı çok büyük artılar yok. Sadece, artık ezbere bildiğim bazı şeyleri kolayca yapmaya devam edebilirdim ama bunu yapmak istemedim, istemiyorum.

Eksikliğini duyduğum o şeyi bulmak, kendimi daha mutlu hissetmek istedim. Bunu sonunda yapabildim, bu açıdan kendimi çok şanslı hissediyorum. Benim için işin püf noktası şuydu: çok hızlı ilerleyen işlerde, yazılım projelerini somutlaştırıp sunmak, onlara dokunabilmek çok zor. Ürettiğinizi müşteriye sunmanın ve onların hayatlarında fark yaratmanın etkisini görmüyorsunuz. İyi bir makaron, leziz bir kiş diliminin karşınızdakinde yarattığı etkiyi ise hemen görebiliyorsunuz. O anın benim üzerimde iyileştirici, mutluluk verici bir etkisi var. Çok tatmin edici bir duygu bu. Bunu parayla satın alamazsınız. 


Üstelik, ben bundan artık para da kazanmaya başladım. Sence de kulağa iyi gelmiyor mu ? Ne güzeldir ki, benzer yollardan geçtiğimiz sevgili arkadaşım Ebru da benimle aynı fikirdeydi ve birlikte bu işi kurduk. Onun desteği ve enerjisinin de bu işe girmemde çok önemli bir etkisi oldu.

2. Kekin malzemesi belli aslında. Yumurta, şeker, un, yağ. Sizin ürünleri farklı kılan nedir?

Kekin malzemesinin standart olduğu çok da doğru bir önerme değil. En sıradan marketlerde bile onlarca çeşit un, yumurta, şeker, süt, krema, yağ ve benzerlerini bulabilirsin. Pişirme yöntemin standart olsa bile, her bir malzemedeki değişiklik farklı sonuç üretir. 

Biz kaliteyi ön planda tutuyoruz. Eğer görsellik için kaliteden ödün vermemiz gerekirse, o ürünü hiç yapmamayı tercih ediyoruz. Şirketimizin değerlerinin başında insan sağlığına ve doğaya saygı duymak var. Tabii bunun yanında; denenmiş, çevremizce onaylanmış güzel tariflerimiz ve severek yaptığımız bu işe gösterdiğimiz özenimiz var. 

Kalite kontrollerimizden geçmeyen ürünler, müşterilerimize sunulmaz.

3. Hiç aram yoktur bu cup cake ile ancak sizin dükkanda yediklerim, özellikle çikolatalı olanı, çok farklıydı. Sanki çikolata yiyor gibiydim. Nedir bunun sebebi? Ticari sır olarak saklamıyorsanız elbette :) 

Çikolatalı cupcake’lerimiz çok beğeniliyor. Ama red velvet, limonlu ve dekuaz (dacquoise) da öyle. Her damak tadına göre ürünümüz var. Senin beğendiğin cupcake’in en büyük sırrı, malzemesi. Kreması özel bir çikolatadan yapılıyor örneğin. Çocuklarım ve eşim de onu çok seviyorlar. Bu arada, benim favorim limonlu cupcake :)

4. Hedef ne bundan sonra? Online satış düşünüyor musunuz mesela ya da şubeleşmek?

Daha 6 ayı doldurmadık ama çok güzel tepkiler alıyoruz. Hem mekan hem de tatlarımız çok beğeniliyor. Açıldığımız ilk ay sevilen bir yerli diziden çekim yapmak için gelip dükkanımızı gezdiler. Çok beğendiler, çekim yapmak istediler ancak çok sayıda karavanlarını park edecek yeteri kadar alan bulamadıkları için yapılamadı. Geçen ay mekanımızda bir dergi çekimi yapıldı. Uzak semtlerden bile, “şu Sihirli Tatlar Dükkanı’nı görmek istedim” diyerek gelenler oluyor. Yakın zamanda, Tekirdağ’dan arayıp “franchise verir misiniz” diye sordular.

Şu anda, Acıbadem’deki atölye-cafemize odaklandık. Ebru ile birlikte arge çalışmalarımıza devam ediyoruz. Satışa çıkardığımız her ürün çok iyi olsun istiyoruz. Ürün yelpazemizi genişletiyoruz. Örneğin pastalar; dekuaz pastadan şeker hamurlu tasarım pastaya kadar geniş bir yelpaze oluştu. Cheesecake ve kiş çeşitlerimizi de arttırdık. Bu yıl, bu odağımız devam edecek. Yanımıza çalışma arkadaşları alarak büyümek istiyoruz şu anda. Bir marketing plan’ımız, yol haritamız var, onu izliyoruz. Sonraki yıllarda franchise vermek ya da şube açmak neden olmasın ?  

Sihirli Tatlar Dükkanı'nın web sayfası:
Adres: Acıbadem Mh. Betül Sk. No:8A Dükkan:3 Koşuyolu Kadıköy, İST
Konum (Tıklayın): 41.009187,29.044201
Tel: (216) 34 00 924

Yorumlar

blogda geçen hafta en çok okunanlar

Evde baget ekmek yapımı

Öncelikle malzemeleri sıralıyorum: Un, süt veya su, kuru maya, pudra şekeri, Hindistan cevizi yağı, zeytinyağı, kekik, tuz ve tane kimyon. Gelelim tarife, mayalı hamuru hazırlıyoruz öncelikle. Ilık suyun içerisine bir paket kuru mayayı boşaltıyoruz. Su yerine süt de kullanabilirsiniz. Kritik olan sıcaklığı, ılık olması gerekiyor. Ardından bir miktar pudra şekerini mayanın üzerine döküyoruz. Şeker, mayanın en sevdiği şeylerden. Ardından un ve Hindistan cevizi yağını ekliyoruz. Güzelce karıştırıp üzerine bir kapak koyup ya 50 derece civarındaki bir fırına ya da ılık bir ortama alıp bekletiyoruz. Yarım saat 40 dakika kadar bekledikten sonra mayanın çalıştığını ve hamurun iyice kabardığını görüyoruz. Artık ikinci aşamaya geçebiliriz. Hamura şekil vereceğimiz alanı unluyoruz. Mayalanmış hamuru unladığımız alana aktarıyoruz. Koyacağımız baharatları zeytinyağı ve unla karıştırıp hamura ilave ediyoruz. İşlem hemen hemen bitti. Son aşama şekil vermek. Hamuru önce büyük bezelere ayırıyoruz. Ardın…

vegan olarak 45 gün

Beni yakın tanıyanlar, geçici bir heves olduğunu düşünüyor. Büyük konuşmayı sevmem, bu yüzden haklılar mı zaman gösterecek demekle yetiniyorum. Vegan olarak ilk 45 gün, özlediğim bir lezzet yok. Öncelikle onu yazayım istedim. Mumbar dolmadan, kuzu şişe etin her türlüsünü yiyen birisi olarak, bir günde uygulamaya geçirdiğim kararım sonrası 4 Eylül 2018'den bu yana veganım.  Dışarıda yiyecek bulmak, kimi durumlarda zor oluyor. Özellikle vejeteryan ile vegan karıştırılıyor. Vegan için neler var diye sorduğumda kaşarlı tost / peynirli pide önerileri sıklıkla karşıma çıkıyor. En kolayı esnaf lokantaları. Mutlaka süzme mercimek oluyor, yanında da kuru bakliyat: nohut, fasûlye. Hamur işlerini pek yapmazdım eskiden. Şimdi mayalı hamurlu yiyecekler hazırlıyorum. Mayalı hamuru yoğurmak terapi gibi. Çocukların sıkmalı oyuncakları var ama onlara da daha fazla keyif veriyor hamur ile uğraşmak. Bir arkadaş ekşi mayanın da marketlerde satıldığını söyledi ve muhtemelen önümüzdeki günlerde blogda gö…

Kaan Arslanoğlu - Politik Psikiyatri

Değerli psikiyatrist doktor Kaan Arslanoğlu, bu özelliğinin yanında, bir çok roman ve inceleme kitabı yazan bir yazar. Yanlış anımsamıyorsam değerli yazarımızın tüm romanlarını okudum. Bir çoğu oldukça derinden etkiledi beni. Bu yazımda romanlarından ziyade Yanılsamanın Gerçekliği isimli inceleme-deneme kitabından bahsetmek istiyorum. Kitaplarından demek daha doğru olacak, çünkü bu kitaptan sonra çıkan Politik Psikiyatri isimli kitabın alt ismi de Yanılsamanın Gerçekliği II. Kitap ile ilgili bir incelemeyi bağlantıdan bulabilirsiniz. Kitapların bu yazıya taşınmalarının sebebi ise değerli kuzenimin Amerika'da yaşayan Türkler yazımla ilgili yaptığı yorum. Yorumda, oraya giden ve belli bir süre kalan kişilerin, oradakileri mankafa oldukları yorumu yapmaları, ilerleyen zamanda ise aslında bu mankafalığın iyi bir olduğunu düşünmeleri vs.lerden bahsediliyor. Sn. Arslanoglu, ülkemizde ve dünyada yönetim sistemlerinin neden daha adil, daha insancıl olamadığını açıklamak için insan evrimin…

Cinsel Şiddet Yaşayanların Yaşatanların Anlatımlarıyla / Alberto Godenzi

"...22 Ağustos ile 2 Eylül 1988 tarihleri arasında Zürich Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Bürosu'na biri kadınlar, diğeri erkekler tarafından kullanılmak üzere iki telefon bağlandı. 12 gün süreyle, günün 24 saatinde, telefonlara cevap verebilmek üzere dördü erkek, dördü kadın sekiz kişi görevlendirildi. Olabildiğince çok erkek ve kadına ulaşabilmek için tüm İsviçre basın ve yayın organları aracılığıyla duyurular yapıldı. Radyo, TV ve basında yürütülen bu geniş kampanyalar sayesinde, ancak belli sayıda kadın ve erkeğe ulaşma şansımız oldu." s.32 Kitaplarla ilgili yazılarıma alıntıyla başlamamıştım bugüne kadar. Godenzi'nin okudukça tüylerimi ürperten, okudukça elimden bırakmak istediğim bu sarsıcı kitabıyla ilgili yazmaya başka nasıl başlanılır bilemedim. Yukarıdaki alıntıdan da anlayacağınız gibi 176 sayfalık kitap bu araştırma ve sonuçlarını anlatıyor / yorumluyor. Peki yöntemini öğrendiğiniz araştırma, neyi araştırıyor? Onu da tahmin etmek güç olmasa gerek. Kitabı…

Vasat Edebiyatı 101 / Taylan KARA

Taylan Kara'dan okuduğum ikinci kitap: Vasat Edebiyatı 101. Mayıs 2015 tarihli birinci baskısını okudum. Hayal yayınlarından çıkmış ve 111 sayfa. Yazarın Vasatlığa Giriş Dersleri adlı bir inceleme kitabı var. Önce onu okumanızı öneririm. O kitabında, vasat kimdir, neden vasat zevkleri vardır, çoğunluğun vasat olmasının sonuçları nelerdir gibi sorulara yanıtlar tartışılıyor. İki bölümden oluşan bu kitabında ise Taylan Kara öncelikle bir kaç eser üzerinden vasat edebiyatın özelliklerini gözler önüne seriyor. Örnek olarak seçtiği eserler Ahmet Altan, Perihan Mağden eserleri ile Olasılıksız adlı çok satan roman. Kara, bir dönem InsanBu.com sayfasının editörlüğünü yapmıştı. Bir okur olarak yazdıkları ile ilk tanışmam insanbu.com vesilesiyle oldu. Vasat Edebiyatı 101'in ikinci bölümünde yer alan yazıları, insanbu.com'da okumuştum. Bu yazılarında edebiyat dünyasında ödüller, tanıtım yazıları, pazarlama etkinlikleri gibi araçların nasıl kullanıldığına dair çarpıcı tespitler var. B…

İnternet üzerinden yapılan radyo - televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri yönetmelik taslağı üzerine ilk değerlendirmeler

Sanırım bugüne kadar koyduğum en uzun başlık oldu :) Konu önemli olunca başlığın uzun olması doğal. Öncelikle hemen belirteyim, yanlış anlaşmalara yol açmayayım. Aşağıda listelediğim tespitlerim, üyesi olduğum kurum/kuruluş/dernek ve meslek odasını bağlamaz. Sadece kendi görüşlerimden ibarettir. Bu açıklamanın ardından, hızlı bir gözden geçirme ile oluşturduğum tespitlerimi paylaşabilirim. Daha ayrıntılı ve daha düzgün formatta bir değerlendirmeyi üyesi olduğum meslek odasının görüşlerine sunacağım. Yayıncılık dünyası ile internet gittikçe yakınsarken, sınırlar nerede başlıyor ve nerede bitiyor belirsizleşirken böylesi bir düzenleme taslağı oluşturmak gerçekten çok zor. Madde 2 ile yukarıda bahsettiğim gri bölge tanımlanmaya çalışılmış. Madde metni tam olarak şöyle: 
(2) Kurumun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla;
a) Bireysel iletişim hizmetleri,
b) Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye
özgülenmemiş platformlar,
c) Radyo, televizyon ve isteğ…

Çocuğunuz Sizden Ne Bekliyor? Sağlıklı büyüme ve gelişim için 250 soru-cevap ŞULE YAZGAN / YANKI YAZGAN

Bebekler olduktan sonra insanın hayatı değişiyor. Bu değişim, ev dışarısında geçirilen zamanın kısıtlanmasından, uyku düzeninin değişmesine farklı boyutları içeriyor. Bir başka değişim, ilgide ortaya çıkıyor. Gittiğiniz alış veriş merkezlerinin, daha önceleri koşar adım uzaklaşılan, çocuklara yönelik mağazaların olduğu bölümler dikkatli dikkatli dolaşılıyor. Okuduğunuz kitapların büyük bölümü çocuk/bebek büyütme konulu olmaya başlıyor. Kitap okumaya ayırdığınız zamanın azaldığını göz önüne alınca, okunacak kitabın seçimi konusu daha bir önem kazanıyor. Çocuğunuz sizden ne bekliyor? bu kısıtlı zamanda okunması gereken ilk kitaplardan birisi. Şule - Yankı Yazgan çifti, kitaplarının önsözünde kendilerinin de belirttiği gibi, bir çoklarınca bebek/çocuk büyütme konusunda ideal bilgi/donanıma sahip bir çift olarak düşünülür. Şule Yazgan çocuk doktoru, Yankı Yazgan çocuk psikiyatristi. Ruh ve beden sağlığına yönelik tüm olası durumlarda anında müdahale olanakları var :) Bu duruma ilişkin kita…

Yüzü Silinenler romanı üzerine Kaan Arslanoğlu ile e-söyleşi

Şubat 2017 tarihli birinci baskısı İthaki yayınlarından çıkan Yüzü Silinenler Darbe Günlükleri adlı romanı yayınlandığı ay okumuştum. 2 Mart 2018 tarihinde Kitapeki.com sayfasında Can Ahıskra'nın yazısını görünce, romanı tanıtmak için daha iyisini yazamayacağımı düşünerek, Arslanoğlu ile bir e-söyleşi yapmaya karar verdim. Aşağıda okuyacağınız söyleşi, umarım İnsanBu.com adresli internet sitesini keşfinize yardımcı olur. Bu vesile ile vakit ayırıp sorularımı kısa sürede yanıtlayan Kaan Arslanoğlu'na tekrar teşekkürlerimi sunarım.  
Son romanınızda bir kez daha ana kahramanlardan birisiniz. Reenkarnasyon Kulübünde benzer bir tarz. Savunduğunuz fikirleri dolaysız aktarma olanağı sunduğu için mi tercih ediyorsunuz bu türü?
Savunduğum fikirleri dolaysız aktarma olanağı sunması nedenlerden sadece biri. Başka birkaç nedeni daha önde gidiyor. Siyaset-erdem-gerçek arayışı ve kendini sorgulama… Bu dört atlının ilişkisini devamlı ele alan, hep bu alanda araştırıp kafa patlatan biriyim. Si…

Türkiye Kurulurken Kürtler (1916-1920) / Sinan Hakan

Cumhuriyetin ilk yılları ve Osmanlı'nın son yıllarına ilişkin okumalarıma devam ediyorum. Bir fırsat bulduğumda, bu konuya ilişkin kitapları ayrı bir etiketle belirlemek iyi olacak. Hem benim için, hem sizler için. 
Sinan Hakan, Van'ın Gevaş ilçesi doğumlu bir inşaat mühendisi. Hali hazırda Ak Parti'den seçilen Gevaş Belediye Başkanı. 2013 yılında çıkan kitabının, aynı yıl yapılan ikinci baskısını okudum. İletişim Yayınları'nca basılan kitap 380 sayfa. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Atatürk'ün Bütün Eserleri ve Kazım Karabekir'in anıları başta olmak üzere çok sayıda kaynak gösterilmiş. Bunların yanı sıra Hakan, yorum ve tespitlerde de bulunarak, sadece belgelerden oluşan bir kitaptan fazlasını ortaya koymuş. 
Günümüzde yaşadığımız en kanlı sorunların başında gelen ve farklı adlarla anılsa bile insanların ölmesine neden olan sürecin nüvelerinin geçmişte, hatta muhtemelen 1916'dan da önce var olduğunu gördüm eseri okuyunca. Sonuçta biz unutmuş olsak bile, dedel…

Atatürk'ün Kurdurduğu Türkiye Komünist Partisi ve Kurtuluş Savaşı'nda Sol Hareketler / Dr. Orhan Yeniaras

2013 yılında Peride Celal'den okuduğum Bir Hanımefendinin Ölümü üzerine düştüğüm not ile aynı başlangıcı yapacağım: Bildiğim bir noktaysa, bilmediğim çevresi kadardır. 
Osmanlı'nın son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarını konu alan onlarca kitap okudum bugüne değin. Her okuduğum kitap, yeni kitapların yolunu açıyor, yeni şeyler öğreniyorum ve halen ne kadar az bildiğimi görüp şaşırıyorum. Bir ara, bu okuduklarımı derleyip, toplayıp kendi bilgim ve yorumum ile olanları değerlendirmek isterim. Aslında, vakit uygun olsa, bunu bir akademik çalışma kapsamında gerçekleştirebilsem ne güzel olur. 
Dr. Orhan Yeniaras'ın, aslında adı "Kritik 20 yılda, Anadolu coğrafyasında sol hareketler (1908-1928)" olması gerektiğini düşündüğüm eseri, belki okuyucuların daha fazla ilgisini çekeceği düşüncesiyle, Atatürk'ün kurdurduğu Türkiye Komünist Partisi başlığı ile yayınlanmış. Alter Yayıncılıktan 2012 yılında ikinci baskısını okudum. 276 sayfalık eser, belki bir akademik çalışma…