Ana içeriğe atla

2016 biterken

Paris, 2013
Gelenekselleşen bir şey değil benim yaptığım. Kimi blog yazarları yıl başında hedeflerini, yıl sonunda değerlendirmelerini yazıyor. Yalan yok, başlarda kıskanıyordum böylelerini. Zaman içerisinde gördüm ki aslında kısa vadeli, ki bir yıl bu anlamda pek kısa, hedefler koymak bana göre değil. Benim de hedefim var elbette hayatta. Ancak bu ömürlük bir hedef.

Gene de 2016 biterken, yani ömür dediğimiz ve süresini bilmediğimiz bu dünyadaki hayatımızdan bir yıl daha geçerken, o "ömürlük" hedefimle aramdaki mesafeyi ölçmenin bir sakıncası yok. 

Hedefim kısa ve net: Birisi, ki onun kim olduğunu hepimiz/hepiniz biliyoruz/biliyorsunuz, Özgür'ü nasıl bilirsiniz/bilirdiniz diye sorduğunda duymanızı istediğim de bu: iyi bilirdik

Bu "ömürlük" hedefe ulaşmak için geçilmesi gereken yollar var elbette. Şimdi bunlardan bahsetmektense daha fazla ilgi göreceğini düşündüğüm, elle tutulur projelerimden söz edeceğim, 2016 için.

Eğer sağlığım ve elimde olmayan koşullarda bir terslik oluşmaz ise 2016 için iki seyahat planladım mesleki gelişimime katkı olsun diye:

  • 14 - 16 Mart 2016'da Venedik / İtalya'da düzenlenecek DVB World konferansına katılacağım. Uçak bileti, otel rezervasyonu ve konferans katılım ücretini kendim karşılıyorum bir kez daha. Organizasyonun bana toplam maliyeti 1000 € civarında oluyor. 
  • 8 - 12 Eylül 2016'da Amsterdam / Hollanda'da düzenlenecek IBC 2016 konferans - fuarına konuşmacı olarak katılmak. Konuşmacı olmak için etkinliğe başvuru gönderdim, bakalım yanıt bekliyorum. Kabul ederlerse blog yazarı ünvanı ile sunum yapacağım elbette. Tüm etkinliğin maliyeti 700 € civarında olacak diye hesaplıyorum.
NAB yok bu listede diyenler için, ne yazık ki demekle yetineceğim. Bu iki önemli etkinliğe katılımın bana maliyeti 1700 € ve parayı tamamen ve sadece öz kaynaklarla karşılayacağım gibi görünüyor. NAB'nin maliyeti ise tek başına 1500 € civarında. Zaman yaklaştıkça maliyet de artıyor, malum Vegas'a gidiş geliş epey tutuyor. Bu konuda bir kaç farklı düşüncem var, bakalım. Eğer hayata geçirmeye karar verirsem zaten duyarsınız yakında. 

Bir başka önemli 2016 hedefim Mart sonuna kadar tamamlanması gereken bir seçim süreci. Muhtemelen bu süreç benim Venedik seyahatiyle çakışacak ve zaten çakışmasa bile pek zor görünen başarı olasılığı, bu çakışma sonucu girişimde bile bulunamayarak son bulacak. Gene de 27 Aralık 2015'te bloga koyacağım bir yazı ile adaylığımı açıklayacağım. Neden aday oldum, neler eksik yapılıyor ve ben ne yapacağım bölümleriyle birlikte. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…