Cuma, Ekim 23, 2015

Türkiye Kurulurken Kürtler (1916-1920) / Sinan Hakan

Cumhuriyetin ilk yılları ve Osmanlı'nın son yıllarına ilişkin okumalarıma devam ediyorum. Bir fırsat bulduğumda, bu konuya ilişkin kitapları ayrı bir etiketle belirlemek iyi olacak. Hem benim için, hem sizler için. 

Sinan Hakan, Van'ın Gevaş ilçesi doğumlu bir inşaat mühendisi. Hali hazırda Ak Parti'den seçilen Gevaş Belediye Başkanı. 2013 yılında çıkan kitabının, aynı yıl yapılan ikinci baskısını okudum. İletişim Yayınları'nca basılan kitap 380 sayfa. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Atatürk'ün Bütün Eserleri ve Kazım Karabekir'in anıları başta olmak üzere çok sayıda kaynak gösterilmiş. Bunların yanı sıra Hakan, yorum ve tespitlerde de bulunarak, sadece belgelerden oluşan bir kitaptan fazlasını ortaya koymuş. 

Günümüzde yaşadığımız en kanlı sorunların başında gelen ve farklı adlarla anılsa bile insanların ölmesine neden olan sürecin nüvelerinin geçmişte, hatta muhtemelen 1916'dan da önce var olduğunu gördüm eseri okuyunca. Sonuçta biz unutmuş olsak bile, dedelerimiz ya da onların babaları Osmanlı İmparatorluğu'nun tebası olarak yaşıyorlardı. Adı üzerinde bir İMPARATORLUK. Ulus devletlerin ortaya çıkışı öyle asırlar öncesine kadar gitmiyor. Birinci dünya savaşı sonrası Paris'te toplanan "Barış Konferansı" ve aslında dünyanın yeniden şekillendirilmesini hatırlamadan sorunları anlamak pek olanaklı değil. Bugün Suriye ve Irak olarak bildiğimiz coğrafyalar, bundan 100 - 120 sene önce Osmanlı coğrafyasıydı ve oralarda yaşayan halklar da Osmanlı tebasıydı. Bugün Suriye'de yaşayan insanlarla, hemen sınırın kuzeyindekiler büyük oranda akraba. Hakan, İngilizlerin bölgeyle ilgilerini, gene belgelere dayanarak aktarıyor. Ermeniler ve Kürtlerin ilişkileri de ayrıntılı olarak eserde yer alıyor. Kürtlerin Kürt Şerif Paşa'nın Paris'teki girişimlerine tepkileri, Mustafa Kemal'in merkezi hükumetle ilişkileri, Kürtler ve Mustafa Kemal irtibatları, Karabekir'in bölgedeki etkisi gene belgeler üzerinden değerlendiriliyor. 

Kitaptan alıntı yapılacak çok sayıda metin var. Ben, bana en çarpıcı geleni alıntılamakla yetineceğim. Hem Hakan'ın emeğine saygısızlık etmek, hem de kitap korsanlığı gibi bir suç işlemek istemem. Yapacağım alıntı kitabın sonunda yer alan Sonuç başlıklı bölümden, s363. Hakan, Mustafa Kemal'in 29 Şubat 1920 tarihinde İttihat Terakki'nin firari liderlerinden Talat Paşa'ya yazdığı uzun mektuptan iki paragraf alıntılamış. Hakan'ın verdiği dipnota göre mektup Atatürk'ün Bütün Eserleri Cilt 6 s. 407-412 arasında yer alıyor. Ben de, bu iki paragrafı aşağıya alıntılayacağım, yorumda bulunmadan, gerçeğin bizi özgürleştireceğine inancımı koruyarak:

Ben, hareket safhasını ikiye ayırıyorum. Birincisi, barışa kadar takip olunacak hareket tarzı, ikincisi barıştan sonra tavır ve hareket. Bunlar birbirinden farklı olmak lazım gelir. Çünkü bugün yalnız dahili düşmanlarımıza karşı değil, onlarla beraber doğrudan doğruya İtilaf Devletleri'ne bilhassa İngilizlere karşı vaziyet ve tedbir almak mecburiyetindeyiz. Halbuki, bağımsızlığımız saklı kalmak şartıyla bir barış imzaladıktan sonra yalnız dahili hasımlarımızla karşı karşıya bulunacağız ki, bugünkü genel ve yaygın kuvvet ve nüfuzumuzu iyi muhafaza ettiğimiz takdirde, bu zavallılara layık oldukları muameleyi tatbikte hiçbir müşkülat tasavvur etmiyorum.

Hiç yorum yok: