Ana içeriğe atla

HAFTANIN SORUSU: burası neresi?


Kıymetli okurlar, bu kez gene Ankara'nın pek bilinmeyen bir binasının fotografını paylaşıyorum. 

Google fotograf kelimesinin "ğ" ile yazılacağını düşünse bile ben grafiden geldiğine inandığım bu kelimeyi "g" ile yazmaya devam edeceğim. Neyse, Google'a sonra kızarım :)

Fotograftaki mekan ile ilgili ayrıntılı bir yazı da hazırlamak istiyorum. 
  • Henüz inşaatı bitmeyen bu bina nedir? Yani bittiğinde ne olarak kullanılacaktır?
  • Nerededir? Semt bilgisi yeterli.
  • ve son olarak bu camın bir sebebi hikmeti var mıdır? 
Bu 3 soruya da doğru yanıtı ilk veren okuruma Alberto Godenzi'nin Cinsel Şiddet adlı kitabını hediye edeceğim. Kadın cinayetlerinin ardı arkası kesilmeyen ülkemizde aslında dilimize ve benliğimize (erkekler anlamında olarak çoğul kullanıyorum) işlemiş bir cinsiyetçilik var. 

İster evli olun ister sevgili hayat arkadaşınıza karşı tavır ve söylemlerinizi bu kitabı okuduktan sonra bir tartın derim. "Şoke" olacaksınız ve hatta "Oha falan" olacaksınız. 

Epey sinirleriniz bozulacak. Kendinizle yüzleştiğinizde yüzünüz kızaracak muhtemelen. Kitabı bir kenara fırlatmadan okumaya devam edemeyeceksiniz belki de. 

Ancak sabırlı olun. "İnsan" olmak kolay değil. "İnsan" olmak kadar zor olanı, hatta belki daha da zor olanı "insan" kalmak. Bu yüzden okumayı bırakmayın. Canınızı sıksa da acıtsa da devam edin. Acısız kazanılan, kolay verilir. 

Merak ediyorsanız ben okudum, etkilendim, kendimce dersler çıkardım. Hatta geçmiş zamanlarda blogumda kitapla ilgili bir yazı da yazdım. Buradan okuyabilirsiniz o yazıyı. 

Hediyeleri ulaştırmak konusunda biraz sorunlar yaşıyorum. Bir önceki haftanın hediyesini verdim. Ancak iki tane kitap halen bende. En kısa sürede onları da sahiplerine ulaştırmaya çalışacağım. 

Herkese bol şans...

Yorumlar

Haluk Hatırnaz dedi ki…
Özgür bu bina Adliye ile CSO arasında yer alan yeni konser salonu diye biliyorum. Sıhhıye'de yer alıyor.Ama camlar konusunda bir bilgim yok. Çevreci ve yenilenebilir enerji ile ilgilidir diye düşünmek istiyorum ama sonra Melih Gökçek geliyor aklıma.
Onur karaş dedi ki…
İnşaat sıhhiye bölgesindeki ankara adliyesi ile cumhurbuşkunlığı senfoni orkestrası binasının arasında kalan atatür kültür merkezine ait araziye yapılan "Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası" nın yeni binasıdır.1995 yılında başlanmış ama hala bitirilememiştir. Aradaki camlı bölüm ise fuaye olarak planlanmıştır.
Onur karaş dedi ki…
İnşaat sıhhıyedeki Ankara adliyesi ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası binasının arasındaki araziye yapılmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının yeni binası olarak hizmet vermesi için 1995 yılında inşaata başlanmış ancak hala bitirilememiştir. aradaki camlı bölme ise fuaye odarak planlanmıştır.
Önder dedi ki…
CSO Konser Salonu. Söyleyeyim beş yıl daha bitmez bu inşaat...
sadeceozgur dedi ki…
İlk iki sorunun doğru yanıtları geldi. Üçüncü ve en zor sorunun yanıtını bekliyorum halen
sadeceozgur dedi ki…
sevgili Onur KARAŞ, facebook sayfası üzerinden 3. sorunun yanıtını da gönderdi. Ankara kalesi ile Anıtkabir arasında yüksek bina yapılmamaktadır. İki bina birbirini "görür" ve bu durum korunmaktadır. İşte ortaya yapılan yeni CSO binasının ortasının cam olmasının sebebi hikmeti budur diye biliyorum ben...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…