Ana içeriğe atla

EBU, İsveç hükumetinin kararından rahatsız

Avrupa Yayın Birliği (European Broadcasting Union) web sayfasında yayınladığı açıklama ile İsveç hükumetinin 2017 yılı sonrasında 700 Mhz bandını televizyon yayınının yanında mobil hizmetlere de açması kararından duyduğu endişeyi dile getirmiş. Avrupa'nın neredeyse tümünde analog karasal televizyon yayınları sonlandırıldığı için geçmişte televizyon yayınları için kullanılagelen 800 MHz frekans bandı mobil servislere tahsis edildi. Tabii öyle bedavaya yapılmadı bu tahsis. Epeyce yüklü meblağlar karşılığı ihaleler düzenlenerek isteklilere sunuldu. Televizyon hizmetlerinin sayısallaştırılmasıyla ortaya çıkan bu imkan, literatürde digital dividend (sayısal pay) olarak adlandırılıyor. İnternette bu digital divident kelimesi ile arama yaparsanız epey kaynak bulabilirsiniz. 
Televizyon yayınlarını karasal ortamda iletirken analogdan sayısala dönüşüm ile ortaya çıkan kapasite fazlasını başka hizmetler için kullanmaya başlamak kamu hizmeti yayıncılarının üyesi bulunduğu EBU açısından pek istenen bir şey değil. Rekabetin hızla arttığı televizyon sektöründe kamu tarafından bir biçimde finanse edilen televizyon yayıncıları, içeriklerini izleyiciye ucuz ve kaliteli bir şekilde ulaştırmaya çalışıyor. Analog dünyadan sayısala geçiş ile ortaya çıkan kapasite fazlası, aslına bakarsanız içeriğin kalitesinin artması ile pek de geçerli bir durum değil artık. 2000'li yıllarda yüksek tanımlamalı (High Definition: , HD) yayınlar yok denecek kadar az iken bu gün 4K, 8K yayınlardan bahsediliyor. Sayısal karasal televizyon için geliştirilen iletim ve sıkıştırma tekniklerindeki yenilikler, 4K / 8K gibi standart tanımlamalı (Standard Definition: SD) yayınlara kıyasla çok daha fazla bant genişliği gerektiriyor. Analogdan sayısala geçti ve artık bu kadar geniş frekans bandına ihtiyaç yok diyerek telekom hizmetlerine tahsis edilen frekans dilimleri arttıkça, yüksek kaliteli televizyon yayınlarını geniş izleyici kesimlerine ulaştırma olanağı kalmıyor. 

ülkemizde durum ne?
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi analog karasal televizyon yayınlarını sonlandırmak için 3 Mart 2015 tarihini 6112 sayılı yasada zikredilmekle birlikte, bu tarihte yayınları sonlandırmak için gerekli işlemlerin neredeyse hiç biri henüz başlatılmadı. Ne frekans ihalesi süreci tamamlanabildi, ne alt yapıyı hazırlayacak şirket kurulabildi. 2015 yılında yapılacak Dünya Radyokomünikasyon Kongresi'nde neler olacak, bekleyip göreceğiz. 

ek okuma önerileri
Frekans spektrumundaki kavga / gürültü ilginizi çektiyse aşağıda bağlantılarını paylaştığım çalışmalar da ilginizi çekecektir:

  • EBU'nın geçen yıl Mart ayında yayınladığı bir dergi var. Burada 700 MHz'deki durum ortaya konulmuş. 10 ve 11. sayfalarda. Hemen bu yazının ardından spektrum konusunu açıklayan bir yazı daha var aynı dergide. O yazı da önemli.
  • Gene EBU'nın Mart 2014 tarihli Tech-i adlı dergisinde 700 Mhz bandının tahsisinin yaratacağı sorunlar ve olası çözüm önerileri / maliyetleri konu edilmiş. Derginin 14 ve 15. sayfalarında.
  • Uluslararası Telekomünikasyon Birliği ITU'nun 2012 tarihli 72 sayfalık raporu konuyu, yayınlandığı tarihteki, tüm boyutlarıyla ele alıyor. 
  • Yakup Kadri Yazarel'in Telekomünikasyon Kurumu web sayfasında bulunan uzmanlık tezi, Türkçe olarak 800 MHz bandının durumunu anlatan kapsamlı bir kaynak. 

yazıdaki fotograf Radio France binası. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…