Ana içeriğe atla

Sayısal karasal televizyon: reklam

Televizyon yayıncılığının görünen tek gelir kalemi reklamlar. Hal böyle olunca yayıncılar, reklam saatini daha yüksek bedelle pazarlayabilmek için ellerinden geleni yapıyor. Reklam saatinin bedelini yükseltmenin yolu, reklamın hedef kitleye ulaşacağına yönelik bir algıyı oluşturmak. Reklam, nasıl hedef kitleye ulaşır? Birincisi ve en bilindik yöntem televizyon yayınının ilgi çekici olması, yani daha çok kişinin izlemesini sağlamak. Bunu gerçekleştirmek için farklı platformlarda bulunmak (uydu / kablo / paralı platformlar ve karasal), kaliteli / premium içerikler üretmek / ürettirmek / satın almak yolları izleniyor.
Hali hazırdaki yayın dağıtım yöntemlerinde yerel / bölgesel reklam yayınlamak teorik olarak olanaklı olsa bile pratikte uygulanmayan bir yöntem. Günümüzde ülkemizde yerel / bölgesel yayın yapan televizyon kanalları bile uydu üzerinden yayınlarını dağıtmayı seçtiği için aslında bölgesel / yerel içerik uydunun kapsadığı tüm coğrafyaya yayılıyor. Hedefe odaklı reklam yapmanın getireceği avantajdan kimse yararlanamıyor. Oysa ulusal yayın yapan bir kanalda, diyelim Ankara'da hizmet üreten bir şirket reklam verebilse, hem reklam veren hem kanalı izleyen için daha anlamlı olacak.
Somut bir örnek vermeye çalışayım. Ankara'da bir kaç şubesi olan bir lokanta zinciri düşünün. Kanal X adlı ülke çapında yayın yapan bir televizyonda reklamını yayınlatmak istiyor. Kanal X'i Adana'da izleyen için bu reklamı görmenin hiç anlamı yok. Çünkü izleyici Adana'da yaşıyor ve Ankara'daki lokanta zinciri onun ilgisini çekmiyor. Kanal X, lokantacıdan yüksek bedel istemek durumunda, çünkü ulusal yayın saatini satmış olacak.
Oysa, Kanal X reklam kuşağını yerel ve bölgesel olarak bölüp pazarlayabilme olanağına kavuşsa Ankara'daki yayınında Ankara'daki lokantanın reklamını yayınlarken, Adana'da Adana'daki mobilyacının reklamını yayınlasa daha mantıklı olmaz mı?
İşte sayısal karasal televizyon ile bu düş gerçek olabilir.
IP geri dönüş kanalı ile desteklenecek bir hibrit platformda, reklamdan satışa doğrudan geçişler sağlanabilir.
 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…