Ana içeriğe atla

sayısal karasal televizyon: güncel sorulara yanıtlar

Son dönemde kimi forum sayfalarında birbiriyle çelişen yorumlar / haberler okuyorum. Kerameti kendinden menkul bu yorum / haberleri okuyunca çoğunlukla gülümsüyorum. Kimi yorum / haberlerin yazdırıldığı / yönlendirildiği aşikar. Ancak, son dönemde ciddi bir bilgi kirliliğinin de yaşandığını gözlemleyince daha önce yazdığım sıkça sorulan sorular yazısını güncellemenin doğru olacağına karar verdim. Umarım faydalı olur.

Nedir bu sayısal karasal televizyon?
Televizyon yayınları temelde iki ortamda izleyiciye ulaştırılır. Kablosuz yöntemler uydu, karasal ve 4G/Wimax olarak sayılabilir. Sayısal karasal televizyon, karasal vericiler ile evimize ulaştırılan yayındır. Bunun için ülkenin dört bir tepesine verici yerleştirmek ve bu vericilere televizyon yayınını ulaştırmak gereklidir.

Ne zaman başlayacak?
Yanıtı bugün için belirsiz olan soru. RTÜK'ün planlamalarına göre Ankara'da 20 gün önce düzenli yayınların başlamış olması gerekiyordu. Ancak ulusal multipleks kapasitesi tahsis ihalesine itiraz edildi ve ilgili mahkeme işlemlerin yürütmesini durdurdu. Bu kararın ardından RTÜK ulusal ihalede işlemlerin durdurulması kararını açıkladı. Son durum da mahkemenin esastan karar vermesi bekleniyor. Bu kararın ardından nasıl bir yol izleneceğini RTÜK açıklayacaktır diye düşünüyorum.

Kaç kanal olacak / Hangi kanallar olacak?
Her ilde en fazla 54 kanal olabiliyor. Bunların 11'i HD olmak üzere 33 tanesi ulusal 7 adet yerel (şehir televizyonu) ve 4 tanesi de bölgesel. Bu saydığım 44 kanalın tümü ticari yayın yapan kanallar, bir başka ifadeyle özel kanallar. TRT'nin de 1'i HD olmak üzere toplam 10 kanalı yer alacak. RTÜK'ün geçtiğimiz bahar aylarında gerçekleştirdiği ihale sonrası hangi ilde hangi kanalların yer alacağı bilgisi oluşmuştu. Ancak bir önceki soruda belirttiğim gibi ulusal ihalenin yürütmesi durdurulunca 33 kanalın hangileri olacağı belirsizleşti. Gene de şehir ve bölge bazında kanal listelerine ulaşmak olanaklı. Bunun için RTÜK'ün ihale sonuçları sayfalarına bakmanız yeterli. Bu arada 8 ilde şehir televizyonu olmayacağını da hatırlatayım.

Uydu bize yetmez mi? Ne gerek var karasala?
Ankara'dan İstanbul'a gitmek için sadece havayolu / otoyol yetmez mi? Ne gerek var hızlı trene? sorusuyla aynı derecede anlamsız bir soru yukarıdaki. Ne yazık ki kimileri tarafından kasıtlı, kimilerince ise bilgisizlikten kamuoyu oluşturuluyor bu şekilde. Herşeyden önce vurgulamak gerekir ki uydu/kablo/karasal birbirinin rakibi değil tamamlayıcısıdır. Bu konuyla ilgili çok yazdım. Yayıncı açısından bakıldığında ortaya çıkan yüksek lisans bedelleri ve gene yüksek sayılabilecek ilk yatırım maliyeti karasalı cazip olmaktan çıkartmaktadır. Buna karşın açılan ihaleye katılıp lisans bedellerinin asgari bedelin 40 katına kadar taşıyan da aynı yayıncılardır. İzleyici açısından sayısal karasal gereklidir. Ev içerisinde kablo çekmekle uğraşmamak için, 50 km/saat hızla giderken kaliteli TV yayınını tabletinizden izleyebilmek için elzemdir. 

2015'ten sonra ne olacak?
ITU'da verilen taahhütler sınır boylarında analog frekansların korunmayacağına dair. Yani aslında 2015 sonrası analog yayınların kapatılması gerekliliği sadece sınırlardaki vericiler için geçerli. Ancak frekans bandının boşaltılmasını merak ve heyecanla bekleyen mobil dünya var. Düşük frekansta sunacakları hizmet ile verici sayısı ve gücünde azaltma yapabilecekler. Bu sayede daha az maliyetle, muhtemelen aynı fiyata, hizmet sunup karlılıklarını arttıracaklar. Özellikle 700 - 800 Mhz bandı, deyim yerindeyse iştah kabartıyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…