Cuma, Kasım 29, 2013

Sayısal karasal televizyon: alıcılar


Bu yazıyı bir dizi yazısının ilki gibi kurguladım. Vakit buldukça dizinin diğer yazılarını da ekleyeceğim. Aklımdaki bölümler şöyle: yayıncılar, dağıtım şirketi, cihaz üreticileri, reklam. Ne yazık ki zamana yayılmış bir dizi olacak. Dizi bittiğinde umarım, ülkemizde, belki bir gün başlayacak, sayısal karasal televizyon yayıncılığı eko sistemini bütün olarak görüp değerlendirmeye yardımcı olacak bir metin ortaya çıkar. 
2006 yılı Şubat ayında Çamlıca vericisinde televizyonlardan canlı yayınlanan tören ile sayısal karasal yayının kurdelesi kesilirken standart DVB-T MPEG 2 idi. Köprünün altından sular, teknolojisi dünyasından çok transistörler geçti ve bugüne geldiğimizde, belirlenen yeni standart DVB-T2 ve MPEG 4. Önümüzdeki ay yapılacak uluslararası bir etkinlikteki sunumların birinin başlığı: Sayısal karasal televizyonun geleceği Almanya 2017 DVB-T2 HEVC. Şimdilik sayısal karasal televizyona geçişin 2017'den önce olacağını umarak, DVB-T2 MPEG 4 standardının baki olduğunu varsayalım. Bu konuda durum nedir? 
Yukarıdaki paragrafı 2013 yılında yazmışım. O tarihte DVB-T2 MPEG 4 olan tercih, 31.05.2016 itibariyle DVB-T2 HEVC olarak güncellenmiş durumda. Bugün için "son teknoloji"
standart var denetim yok
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) çok yerinde bir iş yaparak sayısal karasal televizyon alıcıları için bir gereksinim belgesi hazırladı. Sektör temsilcilerinin katkılarıyla şekillendirilen bu belge, Türk Standartlar Enstitüsü'nce standart olarak da yayınlandı. Bu sayede alıcı ve televizyon üreticileri ülkemizde nelerin zorunlu nelerin seçimlik, nelerin hangi ekranlar için zorunlu olduğunu görebildi. 
RTÜK'ün yerinde ve zamanında yaptığı bu belirleme bir adım ileriye taşındı. Ortada standardın olması ilk adım sayılırsa, ikinci adım üretilen / ithal edilen cihazların (alıcılar ve televizyonlar) belirlenen standarda uygun olup olmadığının denetlenmesiydi. Bu işlemi / denetimi RTÜK'ün yetkilendireceği bir test merkezi yapabilirdi. Nitekim, 9 Nisan 2013 Salı günü 28613 nolu Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Verici Tesis ve İşletim Şirketi ile Multipleks İşletmecileri Hakkında Yönetmelik'in 27. maddesinde;
Test ve doğrulama merkeziMADDE 27 – (1) İzleyicilerin sayısal karasal yayınları almakta kullandığı set üstü cihaz veya tümleşik sayısal televizyon alıcılarının test ve doğrulamasının yapılması amacıyla, bir “Test ve Doğrulama Merkezi” Üst Kurulca yetkilendirilir.(2) Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tüm set üstü cihaz ve tümleşik sayısal televizyon alıcıları, Üst Kurulca hazırlanan “Türkiye Sayısal Karasal Televizyon (DVB-T2) Alıcıları Gereksinimleri Dokümanı”nda belirtilen özelliklere uygun olarak üretilir. Test ve Doğrulama Merkezi, gerekli testleri yapmak ve set üstü cihaz ve tümleşik televizyon alıcılarının Gereksinim Dokümanında belirtilen özelliklere uygun olmasını sağlamakta yetkili ve sorumludur.(3) Test ve doğrulama merkezi tarafından hazırlanacak olan test prosedürleri ve yöntemi Üst Kurulun onayı sonrası uygulanır. Bu test prosedürlerinde yapılacak değişiklikler aynı şekilde Üst Kurul onayına tabidir.(4) Test ve doğrulama işlemi yapılan ve Üst Kurul tarafından onaylanan set üstü cihaz ve tümleşik alıcılar Ek-3’te belirtilen uygunluk logosunu kullanabilirler ve bu cihazlara ilişkin bilgiler Üst Kurul internet sitesinde yayınlanır.
denilerek işlemin ayrıntıları tanımlanmıştı. Yazımın sağında gördüğünüz logolar, Ek-3'te belirtilen logolardır. 
Kağıt üzerinde herşey var ve hazırken olmayan tek şey bu yazılı kuralların uygulanmasıdır. Bugün elektronik markete gidip bir alıcı / televizyon satın aldığınızda, aslında DVB-T2 alıcı kutusu arasanız bile bulamazsınız, bu cihazın ülkemizde başlayacak DVB-T2 yayınlarını alıp alamayacağını bilemezsiniz. Çünkü cihazı denetleyecek / onaylayacak test ve doğrulama merkezi kurulmuş değil. 
Gazetecilerin, gündemi belirleyen kalemlerin, kullandığı bir üslupla bitireyim. RTÜK'ten gelecek açıklamaya 'köşe'mde yer vereceğim :) Her ne kadar köşem olmasa da.

Hiç yorum yok: