Cumartesi, Ekim 19, 2013

sayısal karasal televizyon yayıncılığı

Uzun bir geçmişi var, ülkemizde sayısal karasal televizyon yayıncılığına geçiş sürecinin. Hazırlamakta olduğum bir çalışmada konunun tüm boyutlarını ele almayı planlıyorum. Sürecin bugün geldiği noktayı bu kadar yakından takip etmemin nedenlerinden birisi de bu çalışmam. Yıllar geçtikçe gelişen teknoloji, değişen kodlama ve iletim standartları süreci dönüştürdü. DVB-T ve MPEG 2 ile başlayan macera, bugün DVB-T2 ve MPEG 4 ile sürüyor. Biraz daha gecikirsek HEVC kodlama ve belki DVB-T2+ (bu henüz yok, ancak T2'yi iyileştirmeye dönük bir takım çalışmalar sürüyor) seçimi mantıklı hale gelecek. 
Bu tartışmaların tümü, sayısal karasal televizyonun olmazsa olmazı üzerinden yürütülüyordu. 
Peki bu bilgi / yaklaşım ne kadar doğru?
Başka bir ifadeyle sayısal karasal televizyon yayını hiç yapılmasa, analog karasal televizyon yayınları da durdurulsa ne olur?
Soruyu bir analoji ile ele almaya çalışacağım.
Bildiğiniz gibi iki şehir arasında ulaşım sağlamak için tercih edebileceğimiz yöntemlerden birisi demiryoludur. Pahalı bir altyapı gerektirir. Bu altyapı yatırımı yapıldıktan sonra çok sayıda kişiye güvenli ve konforlu bir ulaşım sağlanabilir. Ülkemizde demiryolu altyapısı uzun yıllar boyu gerekli ilgiyi görmedi. Yeni yollar yapılmadı. Trenler uzun yollardan gitmek zorunda kaldı. Yolculuk hem uzun hem konforsuz olunca, tercih edilme oranı düştü. Son dönemde demiryollarına ciddi yatırımlar yapıldı / yapılıyor. Bunun sonucu olarak hızlı trenler, konforlu seyahatler olanaklı hale geldi. 
İşte analog karasalı geçmiş dönem demiryoluna, sayısal karasalı ise hızlı trene benzetebiliriz. Kimse kullanmıyor diye demiryolunu kapatıp insanlar karayolunu / uçağı tercih etsin demek gibi bir hamle olur, analog yayınları sonlandırıp yerine sayısal karasalı koymayıp, insanlar uydudan, kablodan yayın izlesin demek.
Siz öncelikle kaliteli bir yayın hizmeti sunun, ücretsiz olarak herkesin izleyebileceği, ev içerisinde televizyonun üzerine koyacağınız basit bir antenle alınabilen bir yayın. Ardından bakalım kaç kişi izliyor.
  • Kabloyu her eve ulaştıramazsınız. Tek tek evlere kablo ile ulaşabilmek için harcamanız gereken altyapı yatırımı devasa boyutlardadır. Bu parayı kimse harcamaz.
  • Uydu yayını güvenli değildir. Hem ulusal güvenlik açısından sorunludur, hem hava koşullarına bağlı olarak kalitesinde değişiklikler oluşur.
  • Verici kulelerine fiber optik kablolarla yayının iletildiği bir karasal sayısal yayın şebekesinde her iki sorun da yoktur. 
  • Yerel ve bölgesel yayıncılar açısından karasal sayısal mantıklı bir seçimdir. Bölgenin ihtiyaçlarına yönelik yapılan yayının uydu üzerinden geniş bölgeyle paylaşılmasına gerek yoktur. Uydu iletimi ve kapasite kirasına kıyasla, çok daha düşük olması gereken (böyle olup olmayacağı bugünden belli değildir ne yazık ki) karasal iletim ücretleri ile bölgesel ve yerel yayıncılar desteklenecektir / desteklenmelidir. 
  • Ev içerisinde kablolardan kurtulmanın yolu karasal sayısaldır. Bu konuda uydu yayıncılığı ve kablolu yayıncılık da çeşitli çözüm önerilerine sahiptir. Ancak, ek cihazlarla yapılan bu çözümler ek maliyetler demektir. 
  • Kablo ve uydu platformları ücretli yayın izleme ortamlarıdır. Oysa karasal sayısal yayında temel paketin ücretsiz olması, bir çok açıklama ile ortaya konulmuştur. Her şeyin ücretli olmasının doğal karşılandığı bir dünyada, halen bir takım ücretsiz hizmetlerin var olmasını savunmak gereklidir. 
  • Ücretsiz binlerce kanallı uydu ile en çok 54 kanallı (10 TRT, 33 ulusal, 7 yerel ve 4 bölgesel) sayısal karasalı kıyaslamak doğru değildir. Uydu ortamındaki binlerce kanalın büyük bölümü reklam dışında bir şey içermeyen, çöp kanaldır. Oysa sayısal karasalda yer alacak kanallar böyle değildir. Yayın içeriğine yönelik tartışmaları bir kenara, en azından bu yazının dışında, bırakarak. 
Kısacası, sayısal karasal televizyon hizmetini savunmak, geniş kesimlere ücretsiz yayın izleme olanağını savunmaktır. 
Gönül ister ki bu duyarlılığı sendikalar, meslek odaları da göstersin. 
Yazıdaki görsel, Estonya'daki sayısal yayıncılık konferansından. Etkinliğin başında konuşmacılar tanıtılırken kendimi görünce, bu anı ölümsüzleştirmek istedim.

3 yorum:

İlker Şengün dedi ki...

Güzel b ir yazıydı, teşekkürler...

İlker Şengün dedi ki...

Güzel bir yazıydı, teşekkürler...

SADECEOZGUR dedi ki...

eyvallah. yararlı olduysa ne mutlu