Ana içeriğe atla

Cebit Sinerji Zirvesi 24-25 ve 26 Ekim'de İstanbul'da

Bilgi iletişim teknolojileri alanında çalışanların yıllardır takip ettikleri CeBİT Sinerji Zirvesi, bu yıl 24, 25 ve 26 Ekim 2013 tarihlerinde CeBİT Bilişim fuarıyla eş zamanlı olarak düzenlenecek. Ülkemizde konferanslar, fuarlar kadar ilgi çekmiyor. Oysa fuarlarda cihazlar görücüye çıkarken konferanslarda fikirler tartışmaya açılır. İnsanımız elle tutulabilenlere daha fazla değer veriyor. Belki de aynı sebeple danışmanlık hizmetleri sunanlar, sektörel araştırma raporu hazırlayanlar fazla değil ülkemizde, batıyla kıyasladığımızda. 
Bu yıl CeBİT Sinerji zirvesinde neler konuşulacak diye baktığımızda bir çok salon ve bir çok eşzamanlı oturum ilk göze çarpan oluyor. 2014'e yaklaştığımız bugünlerde yerel seçimlerde adayları en çok terletecek kent içi trafik, zirvede ele alınacak konuların başında geliyor. "Akıllı kentler" başlıklı oturumda Türkiye Bilişim Derneği Başkanlığı'nı da yürüten Turhan Menteş hocamızın moderatörlüğünde Hannover ve Berlin'den gelecek misafirler akıllı kentlerle ilgili paylaşımlarda bulunacaklar. "Yerel yönetimler ve sosyal medya" zirvenin ikinci gününün etkinlikleri arasında. "Akıllı Kentler Akıllı Devlet" adlı etkinlik ile zirve ana gündemine yerel yönetimleri almış gibi görünüyor. Yerel seçimlerin yaklaştığı düşünüldüğünde doğru bir tercih. 
Siber güvenlik, bulut bilişim ve büyük veri belki tüm zamanların konuları. Bilgi iletişim teknolojilerini kullandığımız sürece vazgeçemeyeceğimiz siber güvenlik bir panel ile zirvede tartışılacak. Her geçen gün artan veriler, bu verileri depolama sorunları ve verilerden anlamlı bilgilere erişmenin zorlukları da bir panelde değerlendirilecek. 
Yenilikçilik kavramı, zirvenin bir gününü ayırdığı konular arasında. Başbakan yardımcısı Sn. Ali Babacan'ın açılışını yapacağı duyurulan oturumlarda konu tüm boyutlarıyla tartışılacak. Katma değerli ürünler ortaya koymadan cari açığımızın kapatılmasını beklemek pek gerçekçi değil. Bu açıdan bakıldığında yenilikçilik başlıklı bölümün açılışını Sn. Babacan'ın yapacak olması daha anlamlı hale geliyor. Umarım ülkemizin girişimcileri, yenilikçi ürünlerle ihracatımızı arttırır. 
FATİH projesi eğitimde fırsat eşitliği yaratacağı sloganıyla ortaya çıkmıştı. Geldiğimiz noktada bu amacına ne kadar ulaşabildi, amaç gerçekçi miydi, projeye harcanacak para başka alanlarda kullanılsa geri kazanımı daha fazla olabilir miydi gibi tartışmaları yapmak anlamlı. Ancak, zirvede konu bu boyutuyla işlenmiyor. Bilgi iletişim teknolojileri alanında düzenlenen bir zirveden böylesi tartışmaları yürütmesini beklemek de gerçekçi olmaz zaten. FATİH projesinin içerikleri masaya yatırılacak zirvede. Akıllı tahtalar ve tabletler eğitim içerikleri olmadan bir işe yaramayacaktır. Buradan hareketle içerik konusunun önemi ortada. Zirve, bu önemli konuya odaklanacak. 
Üç günlük, çeşitli salonlara yayılmış bir zirveyi tek bir yazıda değerlendirmek zor bir iş. Amacım, bu önemli zirvenin tanıtımına küçük de olsa, bir katkı sunabilmekti. Geleneksel hale gelmiş bu zirvenin başarıya ulaşması, konuşmacılar kadar dinleyicilere / katılımcılara da bağlı. Özellikle kurumların zirveyi desteklemesi çok önemli. Umarım zirve başarılı geçer. Tartışmalar ülkemizin daha gelişmiş bir ülke olmasına katkı sunar. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…