Salı, Eylül 24, 2013

Affiliate Programları

Pazarlama konusunda çalışanlar başlığın neyi ifade ettiğini bilirler. Bu alan dışında çalışanlar ise bilmeden kullanırlar "affiliate" programlarını. Sık gittiğiniz markette size verilen bir üyelik kartı ile size özel indirimler sağlanması bir örneğidir bu uygulamanın. Başka bir çok örneği verilebilir. Mesela üyesi olduğunuz dernek, tutup çeşitli kurum ve kuruluşlarla masaya oturup üyelerine avantajlar sunulmasını talep edebilir. Böylece bu derneğe üyeliğinizin maddi bir faydasını görüp dernekle aranızdaki gönüllü ilişkiyi maddi çıkarla sağlamlaştırmış olursunuz. Mezunlar dernekleri, kulüpler, köy dernekleri bu tip anlaşmalar yaparak hem üyeliği cazip hale getirmeye çalışırlar hem de mevcut üyelerinin maddi çıkar elde etmesiyle derneğe daha bir şevkle geleceklerini düşünürler. 
Buraya kadar, herşeyi metalaştıran ve metalaştırdıkça da değersizleştiren kapitalizmin bir uygulaması / aldatmacası olarak görüp sessiz kalınabilir uygulamalara. Hatta, madem düzenin içindeyiz o zaman uyacağız bir yere kadar denilebilir. 
Peki o yer neresidir? 
Affiliate programını yürüten bir meslek odası olabilir mi mesela? Mesleği icra etmek için yasal olarak üye olunması zorunlu olan, kamu kurumu niteliğinde Anayasal bir kuruluş, üyelerine yönelik böyle uygulamalar yapabilir mi? Yasal olarak değil sorum, etik olarak. Yaparsa, hangi kuruluşlarla böyle anlaşmalara gidebilir? Bu anlaşmalara kim karar verebilir? 
Üyelik aidatını ödemek yasal bir zorunlulukken bu zorunluluğu / sorumluluğu yerine getiren, yani aslında yapması gerekeni yapan, üyelere madem aidatını ödedin sana ferdi kaza sigortası düzenledim ben de diyebilir mi meslek odası
Ya da madem aidat borcun yok o zaman dilersen X petrol şirketinden indirimli akaryakıt alabilirsin diyebilir mi?
Meslek alanında bir ton sorun dururken, üyelerinin bir ton sorunu ortadayken, ülkenin bir ton sorunu varken meslek odası bu tür anlaşmalara vakit ayırabilir mi? 
Ticarileşme, piyasalaşma öyle bir bataklık ki insan içine girince çıkmak isterken daha fazla batıyor. Aman, etrafta bastığımız yerlere dikkat edelim. Altımızdaki toprağın, dayandığımız değerlerin sağlamlığını iki kez kontrol edelim. 
Yoksa bir de bakmışız ki, benim gibi, kendine yatırım yapmak başlıklı yazılar yazmaya başlamışız. Kendini yatırım yapılacak bir mal gibi görmeye başlamışız. Yazıyı, ayarım bozulduğunda hatırlatsın diye silmedim.
Hepimizin silkinip kendine gelmesi gerekir. Madem değiştiremiyoruz o zaman uyalım diyerek varılacak yer bellidir.  

Hiç yorum yok: