Ana içeriğe atla

sayısal karasal televizyon yayın lisansı ihalelerinin toplu sonuçları

Sektörü takip edenler bilecektir. Sayısal karasal televizyon yayıncılığı için 10 yıl süreli ve 3 farklı kapsama alanına yönelik lisans ihaleleri yapıldı. Tam doğru adı multipleks kapasitesi tahsis ihalesi. İhalelerin sonucunda bir takım ilginç durumlar ortaya çıktı. Nisandan temmuza kadar süren ihalelerde:
  • 11 HD, 22 SD olmak üzere toplam 33 ulusal lisans 820.850.000 TL
  • 20 bölgesel lisans 14.760.000 TL
  • 212 yerel lisans 36.640.000 TL
karşılığında medya hizmet sağlayıcı kuruluşların oldu. 6112 sayılı yasaya ve ona bağlı çıkartılan yönetmeliklere göre bu lisansları başka kuruluşlara devretmeleri olanaklı değil. Yasa ve yönetmeliklerde belirtilen süreler içerisinde yayına başlamak zorundalar. Yasal düzenlemeye göre karasal vericilerini, RTÜK tarafından tespit edilecek ve ulusal lisans sahibi 33 şirket içerisinden en az 10 tanesinin ortaklığı ile kurulacak verici tesis ve işletim şirketine de devretmek zorundalar. Gene RTÜK tarafından tespit edilecek multipleks işletme şirketine, verici tesis işletim şirketine aylık/yıllık ücret ödeyecekler. RTÜK'e de reklam cirolarından alınan pay dışında frekans kullanım bedeli adı altında yeni bir ödeme daha yapacaklar. Yani 872.374.000 TL sadece 10 yıl boyunca kıt kaynak olan frekansı kullanma ayrıcalığı için ödenen bir bedel. Bunu işlek bir caddedeki az sayıda dükkandan birisini kiralamak isteyen yatırımcının ödediği hava parasına benzetebiliriz. 
yerel lisans, bölgesel ve ulusal lisanstan pahalı
İhale, ulusal, bölgesel ve yereller için ayrı ayrı yapıldı. Her bir lisans tipi için ayrı başvurular alındı. Gene her bir lisans tipi için farklı asgari bedeller belirlendi. Hal böyle olunca lisans sayısı ile başvuran (daha doğrusu yeterlilik alan/açık arttırmaya filli olarak katılan) sayısına bağlı olarak asgari fiyatlar ile biten ihaleler oldu. İstanbul için yapılan ihalede, 7 yayıncı asgari 1.200.000 TL lisans bedeli ödeyecekken, SD genel ulusal lisansın bedeli 1.000.000 TL olarak ortaya çıktı. Aynı şekilde İzmir için ödenen lisans bedeli, EGE bölgesi için yayın yapma hakkı veren bölgesel lisanstan pahalı. 
fotograf Prag'dan.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…