Salı, Temmuz 02, 2013

Muz Sesleri / Ece Temelkuran

Düğümlere Üfleyen Kadınlar'a başlamıştım aslında. Sürükleyici başlayan romana soğudum birden. Neden diye sordum kendime ama yanıtını bulamadım. Sonra sahafta Muz Sesleri'ni görünce, kitapla ilgili yazılmışlar geldi aklıma. Beyrut, Lübnan, Ortadoğu... Tam zamanıdır dedim. Gerçi sanırım insanlık sürdükçe, her zaman bu coğrafya üzerine bir şeyler okumanın tam zamanı olacak. 
Ocak 2010 tarihli ilk baskısıydı okuduğum. Everest Yayınları'ndan çıkmış ve 275 sayfa. Sayfa sayısı anlattıklarıyla kıyaslandığında bir hayli az. Romanın kurgusu, bir kaç romanlık olay içeriyor. O kadar karmaşadan bu kadar derli toplu, havada kalan bir şey bırakmadan tiyatro oyununa benzer şekilde kahramanların son sahnede buluştuğu bir finalle bitirmek Temelkuran'ın kaleminin başarısı. 
İki bölümden oluşuyor Muz Sesleri. İlk bölümü Filistin'de doğmuş Filipinli Filipina'nın  hikayesini öğreniyoruz. Beyrut'a, yaşlı bir çiftin bakıcısı olarak geliyor Filipina. Beyrut'ta Filipinler'den gelen böyle çok sayıda bakıcı varmış. Bir yerde köle ticaretinin modern hali gibi. Bizde de durum pek farklı sayılmaz. Çocuklara bakıcı aradığımız dönemde Gürcü bakıcılarla görüştüğümüz bir ajansta kendimi köle pazarında hissetmiştim. Neyse, romana dönersek Filipina'nın, diğer Filipinlilerden farklı olduğunu anlıyoruz. Babasının kendisine yazdığı mektupları, onunla birlikte okurken hikayesini öğreniyoruz yavaş yavaş. Aslında öğrendiğimiz Filipina'nn annesinin hikayesi mi yoksa Beyrut'un hikayesi mi?
Romanın baş kahramanı Beyrut'un kendisi aslında. Ortadoğunun en karışık kenti belki de. Hiç gitmediğim ve gitmeyi de pek düşünmediğim bir coğrafya. Bir tek Kudüs'ü görmek istiyorum bölgede. Tüm semavi dinlerin kutsal saydığı, tüm kutsal kitaplarda geçen kenti. Muz Sesleri'nde dinlerin çıktığı coğrafyaya ilişkin, roman kahramanlarından birisinin sözleriyle bitireyim bu yazıyı:
"(...)Ne Allah'a inanıyorum, ne de Ortadoğu'yu severim. Bir aptallıklar tarihidir nihayetinde! Birbirinin gözünü oyarak körleşmiş toplumlar tarihi. Tanrı'nın Ortadoğu'da icat edilmiş olması tesadüf olamaz. Çünkü orası günahlardan kurulu. Kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor (....)" s. 213
Fotograf, Gaziantep'teki Zeugma Mozaik müzesinden. 

Hiç yorum yok: