Ana içeriğe atla

Küçükkuyu'da büyük lezzet: Tarçın Börek Evi


TARÇIN BÖREK EVİ kapanmış. Yerinde bir bakkal dükkanı var. Neyseki TARÇIN Kahvaltı evi adlı bir mekanda, börek evindekine benzer lezzetler sunulmaya devam ediliyor. TARÇIN BÖREK EVİni çok sevmiştik. Bu yazıyı kaldırmaya kıyamadım. 
"Egenin başladığı yer": Küçükkuyu Belediyesi'nin sloganı. Haritaya baktığınızda, Assos'u saymazsanız gerçekten de Ege'nin başladığı yerdir Küçükkuyu. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı, Edremit körfezinin ucunda, Ayvalık ve Midilli'nin karşısında yer alır. Edremit tarafından geldiğinizde Altınoluk'tan 10 km batıdadır. Edremit'e 40, Akçay'a 30 km mesafesiyle yörenin en az bozulmuş beldesidir bana göre. Etrafta, zeytin ağaçlarıyla dolu "arsa"larda yükselen inşaatları gördükçe bu bozulmamışlık ne kadar sürer bilemiyorum.
Tarçın Börek evi, bu adı gibi küçük beldenin büyük lezzetlerini üretiyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren kahvaltı etmek için gelenlerle doluyor. Fotografı çektiğimde henüz 7 bile olmamıştı ve ilk müşteriler masaları doldurmaya başlamıştı. Bugün günlerden cuma. Küçükkuyu'nun pazarı var. Cumaları daha bir kalabalık oluyor dar sokaklar.
Peki, Tarçın Börek evi nerede diye sorarsanız tarif etmeye çalışayım. Sahilde, elinde zeytin dalı tutan Atatürk heykelinden Çanakkale - İzmir yoluna doğru yürüdüğünüzde sağ tarafınızda kalıyor. Eğer sabah saatlerinde o sokaklarda yürüyorsanız taze poğaça kokusunu takip ederek de bulabilirsiniz yerini. Börek, açma, poğaça ve kurabiyeler lezzetli. Benim favorim ise, fotoğraflarını da paylaştığım, gevrek simit. Ankara simidi lezzetinde ama onun gibi yuvarlak değil. Uzun ve örgü şeklinde. Tanesi 75 kuruş (2013 yaz fiyatı). Dışı çıtır çıtır, içi pişmiş, hamur kalmamış. Tek başına katıksız yiyebilirsiniz. Gene de yanında peynir, domates ve elbette çay.
Simidinizi Tarçın Börek'in masalarında oturup yiyebilirsiniz. Ama bana sorarsanız, paket yaptırın. Bir kaç adım atıp deniz kıyısına ulaşın ve orada ısmarlayacağınız çayın yanına katık edin simidi. Kalanını, ki kalırsa elbette, kediciklerle paylaşabilirsiniz.  
 Açmayı oldum olası sevmedim. Bana hep fazlasıyla yağlı geliyor. Ama onun da tutkunları var. Açma yoksa bir şey almadan çıkanları gördüm.
Poğaça, bu tür mekanların olmazsa olmazı. Çeşit çeşit katıklarıyla taze pişmiş poğaçalar kahvaltı için bekliyor.

Yukarıda, yanında çay ile fotoğrafladığım güzellik, benim favorim: simit. Dediğim gibi Ankara simidine benziyor tadı ve gevrekliği. Tabii eski Ankara simidinden bahsediyorum. Ne yazıktır ki Ankara'da bu simidi bulmak kolay değil. Zincirleştikçe tektipleştirilen simidin eski nefasetini bulmak gittikçe zorlaşıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…