Cuma, Temmuz 19, 2013

Küçükkuyu'da büyük lezzet: Tarçın Börek Evi


TARÇIN BÖREK EVİ kapanmış. Yerinde bir bakkal dükkanı var. Neyseki TARÇIN Kahvaltı evi adlı bir mekanda, börek evindekine benzer lezzetler sunulmaya devam ediliyor. TARÇIN BÖREK EVİni çok sevmiştik. Bu yazıyı kaldırmaya kıyamadım. 
"Egenin başladığı yer": Küçükkuyu Belediyesi'nin sloganı. Haritaya baktığınızda, Assos'u saymazsanız gerçekten de Ege'nin başladığı yerdir Küçükkuyu. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı, Edremit körfezinin ucunda, Ayvalık ve Midilli'nin karşısında yer alır. Edremit tarafından geldiğinizde Altınoluk'tan 10 km batıdadır. Edremit'e 40, Akçay'a 30 km mesafesiyle yörenin en az bozulmuş beldesidir bana göre. Etrafta, zeytin ağaçlarıyla dolu "arsa"larda yükselen inşaatları gördükçe bu bozulmamışlık ne kadar sürer bilemiyorum.
Tarçın Börek evi, bu adı gibi küçük beldenin büyük lezzetlerini üretiyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren kahvaltı etmek için gelenlerle doluyor. Fotografı çektiğimde henüz 7 bile olmamıştı ve ilk müşteriler masaları doldurmaya başlamıştı. Bugün günlerden cuma. Küçükkuyu'nun pazarı var. Cumaları daha bir kalabalık oluyor dar sokaklar.
Peki, Tarçın Börek evi nerede diye sorarsanız tarif etmeye çalışayım. Sahilde, elinde zeytin dalı tutan Atatürk heykelinden Çanakkale - İzmir yoluna doğru yürüdüğünüzde sağ tarafınızda kalıyor. Eğer sabah saatlerinde o sokaklarda yürüyorsanız taze poğaça kokusunu takip ederek de bulabilirsiniz yerini. Börek, açma, poğaça ve kurabiyeler lezzetli. Benim favorim ise, fotoğraflarını da paylaştığım, gevrek simit. Ankara simidi lezzetinde ama onun gibi yuvarlak değil. Uzun ve örgü şeklinde. Tanesi 75 kuruş (2013 yaz fiyatı). Dışı çıtır çıtır, içi pişmiş, hamur kalmamış. Tek başına katıksız yiyebilirsiniz. Gene de yanında peynir, domates ve elbette çay.
Simidinizi Tarçın Börek'in masalarında oturup yiyebilirsiniz. Ama bana sorarsanız, paket yaptırın. Bir kaç adım atıp deniz kıyısına ulaşın ve orada ısmarlayacağınız çayın yanına katık edin simidi. Kalanını, ki kalırsa elbette, kediciklerle paylaşabilirsiniz.  
 Açmayı oldum olası sevmedim. Bana hep fazlasıyla yağlı geliyor. Ama onun da tutkunları var. Açma yoksa bir şey almadan çıkanları gördüm.
Poğaça, bu tür mekanların olmazsa olmazı. Çeşit çeşit katıklarıyla taze pişmiş poğaçalar kahvaltı için bekliyor.

Yukarıda, yanında çay ile fotoğrafladığım güzellik, benim favorim: simit. Dediğim gibi Ankara simidine benziyor tadı ve gevrekliği. Tabii eski Ankara simidinden bahsediyorum. Ne yazıktır ki Ankara'da bu simidi bulmak kolay değil. Zincirleştikçe tektipleştirilen simidin eski nefasetini bulmak gittikçe zorlaşıyor.

Hiç yorum yok: