Pazartesi, Temmuz 15, 2013

Boru kurdu sülünes mamun

Başlık size bir şey ifade etmediyse siz de balık tutma ile ilgilenmiyorsunuz demektir. Fotografta gördüğünüz tabelayı gördükten sonra ilk işim dükkana girip, kelimelerin anlamını öğrenmek. Balık yemleriymiş. Boru kurdu, sülünes ve mamun. 
izin devam ediyor
Yazılacaklar birikiyor. Yeni kitaplar, yeni mekanlar, insanlar ve ilişkiler üzerine gözlemler. Fotograflar da birikiyor. Egenin serinleten rüzgarları, sakin sahiller, sakin hayat. Emeklilik günlerini yaşayan atlar ve insanlar buralarda, birlikte.
Hepsi yarıştıkları günlerin anılarıyla hayata tutunuyor. Mutlular mı? Atlarla konuşamadım, ancak insanlar mutlu görünüyor. Belki eski, hızlı günlerin hareketini arıyorlardır, ama yaşın getirdiği huzur ve dinginlik isteği ağır basıyor sanırım. İnsanlar, torunlarıyla ilgileniyor çoğunlukla. Şimdilerde çocuklarla ilgilenmek bile zaman zaman bana zor gelirken, ileride torun bakar mıyım diye düşünmeden edemiyorum. Zorlanırım sanırım. Bu sakin günlerde, sakin Ege kasabasının sakin bir sabahında, kasabanın erkenci kitapçısında Adalet Ağaoğlu'nun Roman-tik Bir Viyana Yazı'nı okudum. Bu kitapla ilgili uzun uzun yazacağım. Ben bu uzun yazıyı hazırlarken, kitabı merak edenler için çok başarılı iki eleştirinin bağlantılarını paylaşayım. 
İlk eleştiri yazısı Nazan Bekiroğlu'ndan. Bilimsel makale tadında bir yazı. Belki de bilimsel bir makaledir. Çünkü Bekiroğlu edebiyat alanında profesör ünvanıyla üniversitede çalışan bir akademisyen. 
Mustafa Zeki Çıraklı, ikinci yazının sahibi. O da Bekiroğlu gibi edebiyat alanında akademik kariyer yapmış. Onun yazısı da çok kapsamlı ve sağlam bir eleştiri. 

Hiç yorum yok: