Cumartesi, Haziran 29, 2013

Sayısal karasal televizyona dair aklıma gelenler

Elektronik marketlere gittiğimde televizyon satılan bölümleri ziyaret ediyorum. Bu günlerde Samsung satanlara sorduğum ilk soru DVB-T2 deneme yayınlarını izleyip izlemedikleri oluyor. F serisi Samsung televizyonlar DVB-T2 dahili alıcıya sahipler.  Ne yazık ki, halen DVB-T2'nin ne olduğunu bilmeyenler çoğunlukta. 
Bu bilgi eksikliğinin sebebi çok elbette: Elektronik marketlerin üst yönetimleri, satılan ürünlerin Türkiye temsilcileri, radyo ve televizyon dünyasında çalışan sivil toplum kuruluşları ve tabii listenin başında düzenleyici ve denetleyici kuruluş. Katıldığım panellerde, oturumlarda rastladığım üst yöneticilerine de söyledim: 

Sayısal karasal televizyon yayınının ülkemizde başarılı olması, halkın bilgilendirilmesine bağlıdır. 
  • Uydunun, hatta daha doğru ifadesiyle FTA uydunun, bu kadar fazla pazar payına sahip olduğu başka bir Avrupa ülkesi yok. 
  • Pay TV, abonelik ile izlenebilen platformlar, tekliflerinin bu kadar sınırlı olduğu başka bir Avrupa ülkesi yok. Hepi topu 2 (iki) DTH (Direct To Home), bir adet sayısal kablo ve bir adet IPTV hizmeti var. 
  • Konya büyüklüğünde toprağı olan İsviçre'de 200'ün üzerinde kablo operatörü hizmet veriyor. Romanya, Bulgaristan, Macaristan gibi orta ve doğu Avrupa ülkelerinde izleyicilerin bir çok alternatifi var. 
  • Orta ve doğu Avrupa ile ülkemizin televizyon piyasasındaki farklılıklar tez konusu olacak kadar dikkat çekici. 
  • Uydu yayınlarının bu kadar yaygın olduğu ülkemizde sayısal karasalın kendisine bir yer bulabilmesi için mutlaka ama mutlaka sağlam teklifler sunulması gerekiyor.
  • Hibrit (melez) kutu, bu tekliflerin olmazsa olmazı. 
  • FTA kanalların T2 üzerinden, diğer sunulanların (T2 üzerinde olmayan içerikler, kanallar, VoD, catch-up TV, etkileşim...) IP üzerinden verileceği özel kutuların ülkemizde çok tutulacağına eminim.
  • Krakow'da konuştuğum kutu üreticileri (ki aralarında PACE gibi önemli oyuncular da vardı) Türkiye piyasasına girmeye can atıyor. 18 milyon haneden bahsedilince bunun %30'una bile ulaşmak anlamlı bir pazarı müjdeliyor. 
  • Özellikle DVB-T şebekesini kurmuş ve belli bir doygunluğa ulaşmış batı Avrupa'da başka iş çıkmayacağını gören kutu üreticileri gözünü Rusya'ya, bize ve T2 şebekesini kuracak diğer ülkelere çevirmiş durumda. 
  • Bu noktada pazara doğru zamanda doğru ürünü sunan kazanacaktır. 
  • Önemli olan pazarın ihtiyacını doğru analiz edip, teklifi uygun fiyatlandırmak ve hizmet kalitesini yüksek tutmaktır. İzleyici, Elektronik Program Rehberinde seçtiği kanalın T2 üzerinden mi IP üzerinden mi geldiğini önemsemeyecektir. İzleyici için önemli olan izlemek istediği içeriğe ulaşmaktır. 
Hibrit kutu ile sunulacak hizmetin, iş modeli ayrıntılarına bu blog üzerinde girmenin pek gereği yok sanırım. İşin ayrıntılarını tartışmak gerekli, ki o bu blogda amaçladığımın ötesine geçmek olacaktır. Eminim, bu sektöre yatırım yapmaya karar veren gruplar, yatırımcılar doğru kişilere doğru analizler yaptıracaktır zaten. Ya da yaptırmalı. Yapılacak hatalı seçimlerden geri dönmek kolay olmayacaktır. 
Konu ile ilgili yazacak, söyleyecek şey çok belki ancak hem yazı çok uzadı hem yaz yaz bir şey olmayınca insanın şevki kırılıyor. Umarım ilerleyen günlerde televizyon ekranlarında dönmeye başlayan kamu spotlarından, gazetelerde DVB-T2'yi anlatan haberlerden/reklamlardan, elektronik marketlerde DVB-T2 dahili alıcılı televizyonlardan ve DVB-T2 kutularından bahseden yazılar yazarım. 
Kasım 2013'e (Ankara'da DVB-T2 yayınlarının başlamasına) bir kaç ay, Mart 2015'e (Türkiye'de analog karasal televizyon yayınlarının kapatılmasına) bir kaç yıl kaldı. Zaman durmuyor, aksine hızlanıyor. 
Fotograf, Avrupa Merkez Bankası'nın Frankfurt'taki merkezinin önünden. Yazıyla ne ilgisi var demeyin. Günün sonunda hepimiz bu simgenin gösterdiği şey, para, için çalışıyoruz. 

2 yorum:

Çağatayhan Çolakoğlu dedi ki...

Bilgilendirici bir yazı teşekkürler. Benim merak ettiğim bir konu, DVB-T2 için alıcı antenler nasıl olacak, özel bir anteni var mı? Apartmantlarda altyapısal olarak ne boyutta bir değişikliğe ihtiyaç var? TV'lerin
yayın için takvimi nedir?

Selamlar
Çağatay

SADECEOZGUR dedi ki...

seçilen parametrelere göre büyük kent merkezlerinde eviçi mobil alış olanaklı olacak. biz laboratuarımızda bir ucu kırık çubuk antenle yayını alabiliyoruz. bildiğimiz televizyon üzerine konulan çubuk anten, büyük kentlerin merkezlerinde yeterli olacak. diğer yerleşim birimlerinde çatı anteni gerekecek.
Bu anlamda apartmanlarda bir değişikliğe ihtiyaç olmayacak gibi görünüyor.