Pazar, Haziran 23, 2013

Otobüs yolculuğu ve sayısal radyo

Bir yandan Strazburg'da geçen keyifli bir Fransız filmi izliyorum, bir yandan blog yazıyorum. Otobüs yolculuğunu seviyorum. Her bindiğimde biraz daha gelişmiş buluyorum hizmeti. Bu yazıda, iki kez niyetlenip bir türlü yazamadığım iTVF etkinliğinin ikinci gününü anlatmayı istiyorum. İkinci günün sabahı desem daha doğru aslında. Sayısal radyo ile ilgili çok önemli bir oturuma ev sahipliği yaptı etkinlik. 
WorldDMB, dünyada sayısal radyonun yaygınlaşmasını sağlamak için çalışan kar amacı gütmeyen bir organizasyon. 21 haziran tarihli etkinlikte WorldDMB'nin başkanlığını da yürüten Norveç'li bir misafirimiz vardı. WorldDMB'nin başkan düzeyinde temsil edilmesi anlamlıdır. Bu düzeyde temsil her yerde gerçekleşmez. Ülkemizde sayısal radyoya ilişkin henüz bir çalışma olmaması belki bu düzeyde temsili olanaklı kılmıştır. Gerçekten de sayısal televizyon gibi sayısal radyo da Avrupa'nın bir çok ülkede çoktan kullanımda. DAB, Avrupa'nın büyük bölümünde yayında. Bu konuyla ilgili son hazırladığım rapor 5 yıl öncesi tarihli. O günlerde ülkemizde de DAB deneme yayınları yapılıyordu. Benim hazırladığım raporda, DAB'nin yaygınlaştığına DAB+ ile yayınların daha da yaygınlaşıp kalitesinin artacağına, gelecek yeni uygulamaların önemine vurgu yapmıştım. İlginçtir rapordan kısa bir süre sonra DAB yayınları sonlandı. 
WorldDMB'nin DAB'nin ya da daha genel ifadesiyle sayısal radyonun en kritik uygulamalarından birisi de E W S olarak kısaltılan Emergency Warning System (Acil Durum Uyarı Sistemi - ADUS)'tur. Aslında bu ADUS, sadece sayısal radyo ile değil, FM radyo ile de olanaklıdır. Peki neden önemlidir? Heryerde internet bağlantısı varken radyo da nereden çıktı? Radyo ile internet arasında çok temel bir fark vardır. Radyo yayınları tek noktadan çok noktaya gönderilirken (broadcast), internet tek noktadan tek noktaya (unicast) yayındır.
Şimdi izninizle bu "broadcast" ve "unicast" nedir anlatmaya çalışayım:
  • Broadcast'in Türkçesi yayın olabilir. Teknik olarak unicast'ten farkını şu örnek anlatabilir umarım. Broadcast'i yağmura benzetiyorum. Bulutun altında olduğunuz ve saklanmadığınız sürece yağmurdan nasibinizi alırsınız. Aşağıda kaç kişi olduğunuzun önemi yoktur. Aşağıdaki kişi sayısı arttıkça sizin aldığınız yağmur damlası azalmaz. 
  • Unicast'in tercümesi ise Tek yöne yayın olabilir. Teknik olarak unicast'i karayoluna benzetebiliriz. Ankara'yı bilenler için Kızılay-Çayyolu arasındaki Eskişehir yolunu düşünün. İstanbul'daysanız Boğaz Köprüsü iyi bir örnek olabilir. Şimdi unicast iletişimde, ki internet erişimleri bu cinstir, her kullanıcı için ayrı bir şerit ayrılır. Eğer gecenin üçünde köprüden, Eskişehir yolundan geçmeniz gerekiyorsa sorun yoktur. Kendiniz için özel bir şerit bulabilirsiniz. Peki ya trafiğin yoğun olduğu, internete talebin fazla olduğu zamanlarda ne olur? Sıkışıklık. Hız azalır, hatta bazen tamamen durur. Unicast iletişim de aynı böyledir. Esas gerekli olduğu zamanlarda, mesela felaket anlarında, talebin aşırılığından ötürü tıkanır ve durur. Bu durumu azaltmak için yolları, yani bant genişliğini arttırabilirsiniz. Ancak ne kadar arttırırsanız arttırın yoğun anlarda trafik sıkışır. 
Yukarıda açıklamaya çalıştığım sebepten ötürü bu ADUS önemlidir. İstanbul gibi büyük depremlerin beklendiği bir kentte radyo tabanlı bir ADUS'un var olmaması kabul edilemez bir durumdur. FM RDS üzerinden camiilerin hoparlörlerine, okullardaki panolara, evlerdeki özel alıcılara istenilen ses ve yazılı mesajları göndermek teknik olarak olanaklıdır. Mesele bu teknolojilerin farkında olmak, uygun olanı ülke içerisinde uygulamaktan ibarettir. İşin daha da güzeli, yeni öğrendiğim bir bilgiye göre, bu ADUS teknolojisine uygun alıcıları İstanbul'da bir üretici üretmeye başlamış.
Yazı gene çok uzadı, bu yüzden iTVF'nin ikinci gününe damgasını vuran sayısal radyo yazısının kalanı bir başla sefere kaldı.

Hiç yorum yok: