Ana içeriğe atla

Krakow fotografları

İşin doğrusu bu TS, muhtemelen Trabzonspor anlamına gelmiyordur, ama önemli mi? Bize her yer Trabzon değil mi?

Krakow'u boydan boya dolaşan Vistula nehri kıyısı yürüyüş ve bisiklet yollarıyla çevrili.


şehrin önemli yerleri birbirine yakın.

Jean Paul, Krakow doğumlu değil belki ama burada okumuş ve yaşamış.

Bu levhanın benzerlerini yıllar önce Almanya şehirlerinde de görmüştüm. EGO Cepte'den yararlanmak için bir şekilde internete erişmeniz gerekiyor. Oysa bu durak bilgilendirmeler için görebiliyor olmanız yeterli. Gerçi bir şey önerirken mevcut koşulları da gözetmek şart elbette. Böyle ekranlar ne kadar sağlam kalır sorusu ciddi bir soru ne yazık ki.

fotoğraflara bakarken anlamadım neden çektiğimi. sonradan fark ettim duvardaki tabelayı. Krakow'un market square denilen 14. yüzyuldan kalma meydanında Google ofisi var.

Bu görüntü bana Santiago de Chile'yi hatırlattı. Eve döndüğümde iki fotoğrafı yan yana yayınlarım. Pazar meydanında kumaşçılar çarşısı.

 Papa2ç  John Paul'ün yaşadığı yer olan Krakow, oldukça dindar bir kent. Kent dindar olmaz tabii, dindar insanlar yaşıyor. Bol miktarda kilise var. Görünen St. Mary kilisesi. 13. yüzyıldan kalma bir kilisenin temelleri üzerine 14. yüzyılda inşaa edilmiş Gotik tarzda bir yapı.
Bu fotoğraflar hep meydandan. Bu küçük bina da bir başka kilise. St. Adalbert's Kilisesi. Bina, muhtemelen Krakow'un en eski kilisesinin kalıntıları üzerine yapılmış. Barok tarzda 18. yüzyılda inşa edilmiş.

 Kiliseye bir başka açıdan bakmak. Adam Mickiewcz, 19ç yüzyılda yaşamış Polonyalı şair.1940'ta Nazi işgalinde zarar görse bile 1955'te onarılmış.

 St. Mary kilisesi ile Hard Rock kafe yanyana.


 Barbikan, Krakow'un manzarasını oluşturan önemli yapılardan. Aslında bir kale. 15. yüzyıl sonlarında Kral Jan Olbracht tarafından Türklerle Bukowina'da yaptığı savaş sonrası yaptırmış. Kale hiç işgal edilmemiş. İkinci Dünya savaşında hasar görmeyen ender şehirlerden Krakow.

 Misisipi nehrinde olur sanırdım böyle yandan çarklı nehir vapurları. Krakow'da da varmış.
Bahsettiğim manzara böyle.
Sovyet döneminin planlı kenti Nowa Huta, insanlığın unutulduğu dönemleri insanlara unutturmamak adına müzeleştirilmiş Ausscwitz ve Birkenau kampları, tuz mağraları ve Katoviçe kenti Krakow'a gelince gezilebilecek yerler. Benim hiçbirisini görme şansım olmayacak sanırım. Becerebilirsem Nowa huta'ya gideceğim ki Krakow merkezden 20 dakika sürüyormuş tramvayla.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…