Ana içeriğe atla

Digital TV Central & Eastern Europe programı - 1

Bu yıl sekizincisi düzenlenecek etkinlik için geri sayım sürüyor. Bugün itibariyle 15 gün kaldı. 25 Haziran'da OTT Özel günü ile başlayacak ve 26 - 27 Haziran tarihlerinde düzenlenecek oturumlarla sürecek. Blog yazarı kontenjanından yararlanarak, katılım ücreti epey bir Avro olan etkinliği, yerinde takip edeceğim, eğer son dakika aksiliği yaşamazsam. Etkinliği, ülkemizde de son bir kaç yıldır etkinlikler düzenleyen Informa organize ediyor. Avrupa'da, televizyon dünyasının önemli şirketlerinin yetkilileri konuşmacı olarak katılacak. Eğer sonradan bir ekleme yapılmazsa, ülkemizden konuşmacı görünmüyor. Oysa hem nüfusunun hem sektörün büyüklüğü açısından, Avrupa'nın önemli oyuncularından birisi Türkiye. Sanırım bu tür etkinlikleri takip konusunda bir alışkanlık eksikliği var. Konuşmacı olarak kimsenin gelmeyeceği etkinliğe dinleyici olarak da ülkemizden çok katılan olacağını zannetmiyorum. Dediğim gibi sanırım bir alışkanlık eksikliği, yoksa benim kişisel olanaklarımla katılabildiğim böylesi önemli bir etkinliğe ülkemizdeki büyük yayıncı kuruluşlar, OTT şirketleri, telekom operatörleri iş geliştirme yöneticilerini, mühendislerini gönderebilirler. 
Bence bir sorun olan bu ilgisizliğin değişmesini umarak Digital TV CEE etkinliğinin programına göz atalım. Connected TV Summit öncesi de benzer bir yazı dizisi hazırlamıştım. Bu çalışma, sadece okuyucularımı düşünerek yaptığım bir şey değil. Etkinlik öncesi bana da iyi bir hazırlık oluyor. 
İlk gün, yani OTT Özel günü, TV heryerde başlıklı oturumla açılıyor. Gün geçmiyor ki bu sloganı bir yerlerde okuyalım: İstediğim yerde, istediğim cihazda, istediğim zamanda. Teknolojinin (özellikle sıkıştırma algoritmaları) gelişmesi, mobil geniş bant hizmetlerinin (3G/4G/WiFi/WiMax) başlaması / yaygınlaşması / ucuzlaması ile daha yapılabilir hale gelen bu slogan, tüketicilerin beklentilerini ne ölçüde karşılıyor? 
Akıllı TV'ler ve tüketici elektroniği üreticilerinin OTT dünyasındaki yeri nedir? 
Yayıncılar ve servis sağlayıcıları için OTT hizmeti sunmak olanaklı mı? 
OTT, kablo ve IPTV hizmetinin alternatifi mi yoksa tamamlayanı mıdır? 
Yukarıda sıraladığım sorular ilk günün çeşitli oturumlarında, uzmanlarınca tartışılacak. Günün sonunda ise, OTT dünyasının bence en can alıcı problemi, masaya yatırılacak: OTT ve içerik hakları. 
Yazıyı uzatıp, zor okunur hale getirmeyeyim. Diğer iki günün programını ilerleyen yazılarda  ele alacağım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…