Ana içeriğe atla

Ulusal (T1) ihale ilanından sonra şimdi Bölgesel (T2) ihale ilanı duyurusu yapıldı

6112 sayılı kanun gereğince yapılması gereken ihaleler bir bir ilana çıkılıyor. 22 Mart 2013 tarihinde yayınlanan T1 ihalesi ilanının ardından şimdi sırada bölgeler var. Malum, ülkemiz 7 coğrafi bölgeye ayrılmış durumda. Her bölgede 4 karasal sayısal televizyon lisansı verilecek. Bölgesel yayınlar standart tanımlamalı (standard definition: SD) olarak yapılacak. Lisans asgari bedelleri T1 SD için 1000000 TL belirlenmişti. T2'de 500000 TL ile 200000 TL arasında değişiyor. Marmara bölgesi için 500000, İç Anadolu, Eğe ve Akdeniz için 300000, Doğu Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu için ise 200000 TL. T2 ihalesinden RTÜK'ün beklediği asgari gelir: 500000 x 4 + 300000 x 3 x 4 + 200000 x 3 x 4 = 8000 TL
T1 için beklenen asgari bedelin 55000 TL ile birleştirince toplamda 63000 TL gelir bekleniyor iki ihaleden. 
Peki yeterlilik verilen medya hizmet sağlayıcılarının bölgelere dağılımına bakılınca nasıl bir tablo görüyoruz? Asıl mücadele 13 başvurunun olduğu Marmara bölgesinde yaşanacak. Her bölgede 4 lisans dağıtılacak ancak kimi bölgelerde 4 başvuran bile yok. Buralarda boş kalacak kapasite belki yerel yayıncılar için kullanılabilir. İkinci büyük mücadele 7 başvuru yapılan Karadeniz ile Ege bölgelerinde. İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da sadece 2'şer yeterlilik alan kuruluş var. Akdeniz'de ise 4 lisansa karşılık 4 kuruluş. Sonuç olarak Marmara bölgesinde lisans bedellerinin T1 seviyelerine yaklaşacağını söylemek yanlış olmaz. Aslında ulusal yayın yapan bir çok televizyon kuruluşu Marmara bölgesine yönelik yayın yapıyorcasına içerik oluşturduğu düşünüldüğünde (trafik bilgileri, haberlerin genel dağılımı vs) bu durum şaşırtıcı değil. 
Yerel / bölgesel kanallar yeni düzenden pek mutlu değil. Süreç onlar açısından belirsizliklerle dolu. Anten A.Ş.'ye ödenecek paralar, lisans ihalesinde ödenecek toplu bedel, yıllık kullanım kirası, multipleks operatörünün ücreti, RTÜK payı, vergiler, personel giderleri derken yakın zamanda pek çoğu açısından TV sektörü cazibesini yitirecek. Sektörde güçlülerin kalacağı bir yapıyı tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…