Ana içeriğe atla

Yakınsama: Televizyon - İnternet birlikteliği

İnternet dünyası ile televizyon dünyası giderek birbirine daha fazla yaklaşıyor. Ülkemizde bile televizyon başında geçirilen süre azalırken, internet başında geçen süre artıyor. Peki interneti kullanlar neler yapıyor? Elektronik postaları okumak, sosyal ağlarda kim nerede kiminle incelemeleri yapmak, haber sitelerine göz atmak...Bunları hiç birisi, hadi diyelim büyük bölümü, saatleri geçirmek için yeterli gelmez. Yanıt internete kayan, eskiden televizyon cihazımızla yaptıklarımız...

İnternet üzerinden dizi / film / klip izlemek yaygınlaşıyor. Eskiden forumlarda bulunan linkler kullanarak parça parça indirip ardından birleştirip sonra format değiştirip binbir zahmet sonucu ulaşılan içeriklere artık video paylaşım siteleri üzerinden herkes erişebiliyor. Diziler, bir kaç saat / gün gecikme ile reklamlarla kesilmeden izlenebiliyor. Hem de istediğimiz zaman, istediğimiz yerden, istediğimiz cihaz ile. Bu kolaylıklarına karşın daha da kolaylaşabilir mi hayatımız? Mesela televizyonda maç izlerken yanımızdakiyle yaptığımız maç geyiğini, internette sosyal ağlarda yapsak. Yerimizden kalkıp bilgisayarı açıp sosyal ağın sayfasına ulaşmadan. Elimizdeki uzaktan kumanda ile ve bir yandan maçı izlemeye devam ederken. Ya da izleyecek ilginç bir şey bulamayınca gidip bilgisayarı açmak yerine televizyon üzerinden şöyle bir internete göz atsak?

Piyasada bu işleri kolay yapmanızı sağlamak için özel tasarlanmış televizyonlar çoğalıyor. Benim ülkemizde satılanlar arasında ilk gördüğüm Samsung Smart TV idi. Şimdilerde laboratuvarımızda incelediğimiz bir model ise Sony'nin üretimi. Bu tip cihazlara genel olarak bağlanmış televizyon anlamına gelen Connected TV deniliyor. Sony, internet tv olarak pazarlıyor. Televizyon üzerinde kablosuz bağlantı sağlayan adaptör var. Bunun sayesinde evdeki kablosuz bağlantı destekleyen modemi kullarak internete erişebiliyor. Kullanımı kolay menülerle  Twitter, Facebook, Picasa sayfalarına girebiliyorsunuz. Bayram öncesi bu televizyonu kullarak bir tweet atmışlığım da var :) Laborauvarımızdaki televizyonun bir başka önemli özelliği DVB-T2 alıcıya sahip olması. Sayısal karasal yayın standartlarından birisi olan DVB-T'nin yeni sürümğ DVB-T2. Piyasada DVB-T alıcılı televizyon çok sayıda var. 

Ülkemizde de yakın zamanda başlayacak sayısal karasal televizyon yayınlarını ek cihaza ihtiyaç duymadan izleyebilmek için gerekli bu alıcılar önemli. Henüz RTÜK tarafından bilgi verilmemiş olsa bile ülkemizdeki yayınların DVB-T2 standartı kullanılarak yapılacağını tahmin ediyorum. Böylesi bir durumda DVB-T alıcılı televizyonlarla sayısal karasal yayın izlemek için ek kutu almanız şart olacak. Satış mağazalarındaki yetkililerin büyük bölümünün bilmediği bu ayrıntıya dikkat etmenizi öneririm. Gerçi sayısal karasal yayını izleyip de ne yapacağım derseniz ona verecek doyurucu bir yanıtım yok :)

Televizyon internet buluşmasında öne çıkacağını düşündüğüm bir firma / uygulama ise Google'ın Google TV'si. Cep telefonlarında çığır açan, hesapları değiştiren Android işletim sistemi / geliştirme ortamını üretip piyasaya sunan Google, Google TV ile aynı etkiyi yapmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki yıl Avrupa'da kullanılmaya başlayacak Google TV ile yayın sektöründe hesaplar değişecek. Google TV demosu ve ayrıntılı bilgileri içeren videonun bğlantısını aşağıya kopyaladım. Son olarak Youtube'un da Google şirketi olduğunu hatırlatayım...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…