Salı, Şubat 01, 2011

heryerde kar var

Başkentimizde uzunca süredir beklenen kar, geçtiğimiz haftasonu yağdı. Bu kışın ikinci kar yağışıydı aslında ancak ilki çok kısa kalmıştı yerde. Bu sefer öyle olmayacağı, meteor.gov.tr adresindeki tahminlerden anlaşılıyordu. Tahminler bizleri yanıltmadı. Kar, salı günü itibariyle çatılarda ve araba geçmeyen yerlerde kalmaya devam ediyor. Öğlen vakti güneş tepedeyken arabanın sıcaklık göstergesi sıfırın altında rakamları göstermeye devam ediyor. Akşama hal nice olur bilinmez.
Bu ayaz günde iş yerinde masam hiç olmadığı kadar düzenli. İş yaşamının bunaltıcı olduğunu ilk farkedişim aklıma geldi nedensiz. 1995 yılının sıcak geçen Ağustos ayında, Ankara İskitlerde bir binanın 3. katında aynı odayı paylaşan 5 mühendis, ben dahil 3 tanesi yeni mezun. Hayatının baharında bir odada sabahtan akşama kadar beklemek, odada kapana kısıldığını hissetmek ve bu durumun benzerinin yıllar yıllar boyu süreceğini düşünmek.. Bir yaz günü sıcağında başlayan beklemek, kesintilerle de olsa 14 yıl 9 ay 26 gündür sürüyor. Beklemenin kaçınılmazlığı ortada olduğuna göre, beklerken keyif almak, keyif aldığım şeyleri yaparken beklemek en doğru şey sanırım. Beklerken keyif almak işin kolay yanı, zor olan ise keyif aldığım şeyleri bulmak idi. Neyseki 14 yıl sonunda (yani yaklaşık 9 ay kadar önce) keyif aldığım şeyi buldum. Geriye beklemek kalıyor :)  Yeşillikler içerisinde kıvrılan patikada ağaçlar sonraki dönemeci gizlerken, karşıma ne çıkacağını bilmeden, bilmek istemeden beklemek.

Hiç yorum yok: