Ana içeriğe atla

Harika Çocuk nasıl yetiştirilir?, Tim SELDIN

Kaknüs yayınlarından çıkmış Montessori eğitimi ile ilgili bir kitap Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir? Kitabın anlattığı Montessori eğitiminin felsefesine pek uygun düşmeyen bir isim seçilmiş gibi geldi bana. Bu yanlış ve bence itici isim, çevirmenden ziyade Seldin'in hatası gibi görünüyor. Kitabın orijinal ismi: How To Rise an Amazing Child? Montessori'de kim diyenler için kısacık bilgi aktarıp ayrıntılar için bir iki bağlantı adresi vereyim. 
Maria Montessori 1870-1952 yılları arasında İtalya'da yaşamış, zamanın bir çok olanaksızlığına karşın mücadele ederek tıp doktoru olmuş ve kendini çocukların erken yaştaki eğitimine adamış bir bilim insanıdır. Mussolini faşizmi döneminde ülkesinden ayrılmak zorunda bırakılan İtalya'nın ilk kadın doktoru, kadın hakları için verdiği mücadeleler ile de anılır. 1952 yılında vefatının ardından 1898 doğumlu oğlu Mario, Montessori eğitiminin yaygınlaştırılması, sistematikleştirilmesi ve sürdürülmesi için çalışmış. Yeniliklere açık, yaratıcı beyinlerimizin ezbere dayalı, deneye ve sorgulamaya kapalı eğitim sistemimizle köreltildiğini düşünen birisi olarak farklı eğitim yaklaşımlarının olduğunu öğrenmek heyecanlandırdı. 
Kitabın yazarı Tim Seldin, Montessori Vakfı Başkanı. Kitap 6 bölümden oluşuyor. Niçin Montessori, felsefenin temel ilkelerini anlatıp ilk 6 yılın çocukların hayatındaki önemini vurguluyor. Duyularla keşfedilme, bırak ben yapacağım, sevgi saygı ve huzur, dışarıdaki dünyayı keşfedin, öğrenmek için en iyi zaman diğer 5 bölümün başlıkları. Bölüm başlıkları, içerikleri hakkında bilgi veriyor aslında. Kitap, çocuk odasının düzenlenmesinden oyunlara, eğitim materyallerini evde hazırlamaya kadar bir çok pratik bilgi içeriyor. Tuğba Işık Ercan tarafından dilimize kazandırılmış. Hemen her sayfasındaki fotograflar ile kolay ve keyifli okunuyor. Tercüme sırasında, fotograflardaki çocuklara Türkçe isimler konulması komik olmuş. 
Kitaptan öğrendiğime göre, Montessori isminin kullanımına yönelik herhangi bir kısıtlama yokmuş. Lisans, isim hakkı, akreditasyon gibi işlemlere ihtiyaç duymadan açtığınız okulunuza Montessori okulu diyebiliyormuşsunuz. İnternette kısa bir araştırmadan sonra Ankara ve İstanbul'da Montessori ismini kullanan okullar olduğunu gördüm. Bu okullar arasında dikkat çekici olduğunu düşündüğüm iki tanesinin bağlantısını yazının sonuna ekledim. Birisi Ankara'da: Sihirli Bahçe, diğeri İstanbul'da: veli insiyatifi ile kurulan Montessori Okulu. İlkokul öncesi eğitim kurumu her ikisi de. Zaten anladığım kadarıyla Montessori'nin üzerinde çalıştığı yaş grubu da 0-6. Konu ile ilgili yazılmış en kapsamlı Türkçe yazılmış kaynak Emel Çakıroğlu Wilbrandt'ın kaleme aldığı Çocuk Eğitim Sanatı. Bu kitap, okunacaklar sırasının başına yerleşti. Montessori eğitimi konusunda yapılmış akademik çalışmaları Yüksek Öğretim Kurumu'nun web sayfasındaki tez arama motorunu kullanarak görebilirsiniz. 2005 yılında H. Eylem Korkmaz'ın Montessori Metodu ve Montessori Okulları: Türkiye'de Montessori okullarının yönetim ve finansman bakımından incelenmesi başlıklı yüksek lisans tezi ilgi çekici.
Yazının içerisinde bahsettiğim bağlantılar aşağıda:
Maria ve Mario Montessori ile İngilizce: 
Montessori ile ilgili İngilizce:
Ankara'daki Sihirli Bahçe:
İstanbul'daki veli insiyatifi ile oluşturulmuş okul:
bir de Alternatif Eğitim Derneği:

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…