Ana içeriğe atla

IPTV World Forum ardından, gözlemler

Etkinliğin teknik değerlendirmesini önümüzdeki haftaya bıraktım gerçi. Ancak, haftaya kadar bekleyemeyenler için kısa kısa gözlemlerimi aktarayım. Ayrıntılı değerlendirmeler gelecek merak etmeyin...
  • Türk Telekom, yaklaşık 5 yıl önce başladığı IPTV projesinde sona gelmiş. TTNet şirketi üzerinden IPTivibu (TTNet CEO'sunun sunumunda, ki konferansın tümü simultane tercüme falan yapılmadan sadece İngilizce'ydi, bu ismin İngilizce'de that is IPTV anlamına geldiğini söyleyince fark ettim IP tivi işte bu anlamında bir kısaltma olduğunu :) adlı hizmeti sunmaya 2 hafta önce başadıklarını duyurdular. Konferansta soft launch (yumuşak duyuru ?) olarak yapılan duyuru ile hizmetin başlatıldığı söylense bile henüz web sayfasında bu konuyla ilgili bilgilere ulaşılamıyor. 
  • IPTivibu hizmeti için en az 8 MBit/saniye hızında TTNet internet aboneliği gerekiyormuş. Şimdilik 101 kanal, ki bunların içerisinde HD olanları da olacakmış. Etkileşimli hizmetler, flick uygulaması falan da sunulacakmış. Fiyatlandırması ise sene sonuna kadar tanıtım amaçlı düşük bir tutar, ardından 30 TL gibi bir aylık ücret.
  • Anladığım kadarıyla mobil tv (3G üzerinden DVB-H falan değil) hizmetini de yakında sunacaklar. Konuyla ilgililerin Three Screen (Üç Ekran) olarak bildiği internet, mobil ve televizyon ekranlarından aynı yayını (izleyicinin kaldığı yerden mesela) izlemesine olanak tanıyan bir teknolojiyi hayata geçirmeyi planlıyorlar.
  • Türk Telekom, üst yönetiminde değişiklikler yapmış. Konferansta etkileyici sunumunu izlediğim Dr. Ramazan Demir, Strateji ve İş Geliştirme Başkanı görevinde Türk Telekom'un vizyonunu değiştireceğe benziyor. Dr. Demir'in konferansın bilgilendirme broşüründeki özgeçmişi etkileyici. Türk Telekom'a gelmeden önce Yahoo gibi IT sektörünün önde gelen bir şirketinde görev yapması, Telekom'un izleyeceği yolun ip uçlarını veriyor.
  • Konferansta doğu Avrupa ülkelerinden IPTV operatörlerinin sunumları ilginçti. Bulgaristan'da sektörün öncülerinden bir şirketin sunumunda, önerdikleri paketler ve ücretlerini görünce ülkemiz adına bir kez daha üzüldüm. Yanlış hatırlamıyorsam, ki fırsat bulduğumda sunumdan bakıp tam rakamları eklerim, 50 MBit/s hızında internet, 130 kanallı IPTV, şehir içi ücretsiz görüşmenin paket ücreti 25 €. Bizim paramızla 50 TL gibi bir para. Benim 8 MBit'e kadar hızlanan internet için (4GB kotalı) ~ 30 TL, analog kablolu yayına 7 TL ödüyorum. Üzerine ~ 30 TL sabit telefonu koyunca ortaya çıkan rakam Bulgaristan'da belirttiğim hizmetler için ödenen rakamın bile üzerinde. Hizmetleri kıyaslamak bile anlamsız.
  • AirTies CEO'su Bülent Çelebi ev içi kablosuz teknolojilerin gelişimi konusunda aydınlatıcı bir sunum yaptı. Özellikle ev içerisinde 5 GHz frekansı kullanarak birbiriyle haberleşen cihazlar, gelecekte yaygınlaşacak sanırım. Bu anlamda DLNA standartının ismini daha sık duyacağız. Vestel'in kimi ekranlarının DLNA'yi desteklediğini/destekleyeceğini de ekleyeyim. Ev içerisinde çok rahatsız eden kablolardan bu sayede kurtulurken evimize bu kez 5 Ghz frekansında yayın yapan cihazları sokmak, sağlık açısından ne sonuçlar doğurur ilerde göreceğiz.
  • Konferansa verilen aralarda tanıştığım katılımcılarla yaptığımız sohbetler, konferansın kendisi kadar bilgilendirici/yararlı oldu. SES Astra'nın Türk, Pyramid Research'in Sırp, Stream Television Company'nin Rus, BeeSmart'ın Sloven çalışanı ile bendenizin ayak üstü sohbeti, konferansın en yararlı etkinliklerinden birisiydi benim için. Ayrıca IPTV Derneği Genel Başkan Vekili, T3 Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Atıf Ünaldı ile de tanışma şansı buldum. Aynı lisenin aynı döneminden mezun olduğum Ünaldı ile sohbet keyifliydi. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Üst Kurulu'ndan Telekomünikasyon Uzmanı Levent Çankaya ile uçakta tanıştık. Yol boyu yaptığımız sohbet ile onların gözünden sektörün resmini anladım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…