Ana içeriğe atla

Ankara'nın hızlanan trafiği ve sabit radarlar

Ankara, gün geçtikçe büyüyen bir başkent. Bulunduğum yabancı ülke kentlerinde, nüfus çoksa metro, tramvay ve otobüs, nüfus az ise sadece tramvay ve otobüsten oluşan toplu taşıma hizmeti sunuluyordu. Ankara'da ise, örneğine sadece Şili'nin kentlerinde rastladığım, dolmuş, özel halk otobüsü gibi özel işletmecilerce sunulan hizmetler ile yetersiz metro ağı ve otobüs var toplu taşımacılık olarak değerlendirilebilecek. Hal böyle olunca özel araç ile gideceği yere ulaşmaya çalışan çok oluyor. Belediyenin yıllardır bu eğilimi destekler nitelikteki öncelik seçimlerinin, gidişata katkısı tartışılmaz.

İki gidiş, iki geliş olan İnönü Bulvarı (bilinen adıyla Eskişehir yolu) yıllar içerisinde önce üç gidiş-gelişe, ardından şu anki dört gidiş-geliş şekline dönüştürüldü. Plansız programsız genişletilen yollar, denetim yetersizliği ile birleşince bu yolda bir çok ölümlü kazalar meydana gelmeye başladı. Şehir içinde kalan bu yolda hız sınırı yakın zamana kadar 50 km/saat idi. Tahmin edebileceğiniz gibi kimse 50 km/saat ile gitmiyordu. Sanırım fiili durumu yasallaştırmak adına şehirlerarası otobüs terminali hizasından sonra Eskişehir yönüne doğru gidişte, ve bu hizaya kadar Ankara'ya gelişte hız sınırı 70 km/saat e çıkartıldı. Eski hız sınırına uymaya çalışıp çok zorlanan (diğer araçların sıkıştırmaları nedeniyle) satırların yazarı, yeni düzenlemeden memnun. En azından sağ şeridi kullandığında, 70 km/saat hız ile seyredebiliyor. Kimi zaman, sağ şeritteki duraklarda beklemesi gerekse bile halinden şikayetçi değil. Peki eskiden 50 km/saat sınırına uymayan çoğunluk yeni sınırlamaya uyuyor mu? Yanıt beklendiği gibi: Hayır. 
Yollardaki sınırlamaların uyumunu kontrolle yükümlü yetkililerin bulduğu çözümlerden birisi olan radar uygulaması, İnönü bulvarında yapılıyor. Kimi zaman yol kenarına park etmiş sivil plakalı bir aracın içerisinde yer alan radarlardan bir dizisi yol üzerine sabitlenmiş durumda. Kısa sürede yolu kullanan herkes tarafından öğrenilen sabit radar uygulamasının gerçekleştirildiği noktanın görüntülerini çeken olsa epey gülerdik. Uygulama noktasına yaklaşınca basılan frenler, noktayı geçer geçmez gaz pedalına yerini bırakıyor. Bir noktada, sanki tümsek varmışcasına yavaşlayan trafik, noktanın ardından eski süratine dönüyor. Trafiğin genel seyrini azaltma konusunda başarılı olmadığı açık olan uygulamaya takılıp ceza ödemek zorunda kalan oldu mu bilmiyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…