Ana içeriğe atla

Ankara - İstanbul - Paris - Santiago Yolculuğu Notları - 2

Dün yayınlamaya başladığım 2008 tarihli notların bugün sıra ikincisinde. Bu kez Paris - Santiago arasındaki 14 saat süren uçak yolculuğu sırasında tuttuğum notlar var. Notları tutarken bir gün bloguma taşırım diye düşünerek, olabildiğince bilgilendirici şekilde  olmalarına dikkat etmiştim. Umarım birilerinin işine yarar.
7 Ekim 2008 saat:23 / Paris
Bu kez Paris saatiyle 23. Bizim saatimizle 24. Santiago'ya gideceğimiz Boeing 777-200 uçağına bindik. Paris Charles de Gaulle Havaalanı oldukça büyük terminal binasına (binalarına demek daha doğru belki de) sahip. 2E terminaline geldi İstanbul'dan bindiğimiz uçak. Biniş kartını koydukları zarfı inceleyince, Paris'te kısa bir tren yolculuğu yapmamız gerektiğini görmüştüm. Aynı terminal binasının içerisinde kapıların bir bölümüne otomatik giden trenle ulaşılabiliyordu.  
Zor olmayan bir aramadan sonra uçağımızın kalkacağı E70 kapısını bulduk. Bu arada Paris hediyelik eşyaları, parfüm, makyaj malzemeleri alkol ve sigara ile Virgin müziğin satış mağazasının da bulunduğu küçük bir free-shop bölgesinde mola.
Terminal binasında Play Station 3 konsolları konulmuş sağlı sollu. Ücretsiz oynayabiliyorsunuz. Motor ve araba yarışı gözüme çarpan oyunlardı.
Bu notları alırken 48 K ve L nolu koltuklarımızda ki uçağın en arka sırasında yer alıyor. bu iki koltuk, 14 saat kadar sürecek uçağımızda (kaptanın az önce yaptığı anonsa göre 13 saat 40 dakika) yerimizi aldık. Hareket etmeyi bekliyoruz. Uçuş boyunca eminim ki bir çok kez birlikte olacağız.

8 Ekim 2008 saat:08.15 / Atlas Okyanusu üzeri

Türkiye saatiyle sabah çoktan ışıdı. Santiago'ya 6 saat kadar yolumuz kaldı. Yani yaklaşık 8 saattir havadayız. Uçağın en arka sırasında oturduğumuz için akşam yemeği servisini de en son alanlardan olduk. İstanbul - Paris uçuşunda seçenek yoktu. Bu kez 2 ana yemekten birisini seçme olanağımız vardı. Patlıcanlı ve pirinçli (pilav gibi pişmiş) dana eti ile makarna arasında tercih yaptık. Ben et yemeğinden aldım. Lezzetli iyi pişmiş ve doyurucuydu. Yemekle birlikte şampanya içtim. Alkolsüz içeceklerin yanı sıra şarap, bira da sunuluyordu. Her koltuğun arkasında (sanırım 8 inçlik) ekran var. Ekran dokunmatik. Ana menüde Sinema ve TV, Oyunlar, Müzik, Butik Komedi (Çizgi Film), Bilgi Ekranı, Anket var. Toplam 9 seçenek var aslında. Bunlardan bir tanesinde 'Not Available' yazıyor. Bir tanesi de menüyü İngilizce ile Fransızca arasında değiştiriyor.
Bilgi ekranına baktığımda okyanus üzerindeki yolculuğumuzun kısa bir süre sonra biteceğini ve sanırım Brezilya toprakları üzerinde uçmaya başlayacağımızı görüyorum. Şu an Santiago'da saat 01.30'muş. Ankara'da 08.30 oldu demek ki. 890 km/saat hızla hareket ediyoruz ve Paris'ten bu yana 6765 km olmuş. 4931 km sonra ise Şili'nin başkentine ulaşmış olacağız.
Uçağa ilk bindiğimde yaklaşık 1 saat uyudum. Sonra 2 film seyrettim. Filmlerden biri Will Smith'in oynadığı HANCOCK, diğeri ise MEET DAVE. Bu filmde ise Eddie Murphy başrolde. Her iki film de bilim kurgu ile romantizmi birleştirmiş mısır patlağı tadındaydı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…