Ana içeriğe atla

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı


ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu.
Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre.
İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğeninize sundum. Servis, Sakarya şubesinden alıştığımız özende. Mekan çok şık döşenmiş. Masalar beyaz örtülü, bez peçeteler de beyaz. Camlarda perde falan yok. Bu nedenle mekan aydınlık. İşkembeci ve kebapçı olarak düzenlenmiş salonda (ki Nenehatun caddesinden girişe göre bir kat aşağıda oluyor burası) mutfak, açık olarak düzenlenmiş. İçeride neler olduğunu görebiliyorsunuz.

Gelelim yedik içtiklerime :) Gerçi yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat denir ama, söz konusu olan Göksu olunca, yediğim içtiğimi de anlatmam gerekli. Önce fiyatlardan bahsedeyim: günün çorbası 5 TL, işkembe (yanlış hatırlamıyorsam) 6 TL, Antep lahmacun 3,5 TL, kebaplar 10-15 TL civarında. Kebap-işkembe sunulan salonda alkollü içecek servisi yok. Üst katlardaki bölümde olacakmış. Ben günün çorbası (yoğurtlu yarma çorbası), birer tane içli köfte ve lahmacun ile Gavurdağı salatası yedim. İçecek olarak su aldım. Üstüne sade Türk kahvesi içtim. Toplam 17,5 TL tuttu hesap. Elbette semt kebapçılarıyla kıyaslandığında hesap tuzlu. Ancak kıyaslamayı doğru yapmak gerekiyor. Bu tür mekanlarda ödediğimiz hesabın tümü yediklerimiz için olmuyor. Mekanın servis kalitesi, dekoru, personelin davranışları gibi farklılıklar fiyata bir şekilde ekleniyor. İşte yeni mekanın adresi ve telefonu:
Göksu İşkembe ve Kebap
Nenehatun caddesi No:5
Küçükesat - ANKARA
tel (0312) 437 52 52

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Hayırlı Olsun
Adsız dedi ki…
Ya kardeşim yemin ediyorum ben gittim bu kadar olmaz yaaa.. Adamlar bi tahta döşemiş aklın durur... :) ben şimdi wireless'den bağlandım merak ettim bakım internette varmı dedim. bi baktım bura var kafam hafif alkollü ancak bi kubbe var burda aha!!! burda kaldım izliyorum... Atacan AKSOY diye bi adam yaptırmış burayı 30 trilyon para gitmiş deseler inanın az derim. Adamlar mutfaklara ahçı değil manken sokmuş. Salonlara Zaten Kaliteli personelleri var. Bana mavi gözlü bi çocuk baktı. Çocuk diyorum yaşım çoook büyük 45 oldum o nerden baksan 23 Yani genç bi kadro var. İnanılmaz evet evet yanlış değil inanılmazzzz!!! lezzetli bir yemek yedim... akıllara durgunluk veriyor içerinin atmosferi. Ne derseniz Kaliteli çiçek ve tablolarla dolmuşş.. oyy çok yazdım gidin bakın diyorum başka bişey demiyorum.

Mustafa YEŞİLALP
Av.
Adsız dedi ki…
Hakikaten yemek yemeğe değer bir yer olduğu kanaatine vardım. Çorba ve ana yemek çok güzeldi yemek sonrası yediğim tatlı ve çay uzun zamandır özlemini çektiğim lezzetleri yaşamamı sağladı. Teşekkürler Göksu
Adsız dedi ki…
hayırlı olsun.yeni yer, yeni tatlar,yeni çalışanlar.inşallah kızılay'ı aratmazlar.
Gurme dedi ki…
Mekan güzel yemekler iyi amma servis ağır ve gelen müşteriler hala kızılayda olduklarını zannederek etrafındaki ailelere dikkat etmeden küfürlü konuşmaktalar ve sigara içilmeyen bölüm olmaması negatif yönleri
Adsız dedi ki…
merhaba içkili restorant bölümünüz ne zaman açılacak gelmeden önce rezervasyon ettirmemiz gerekiyor mu yoksa sıradan bir gün de de gelebilirmiyiz
Adsız dedi ki…
merhaba yeni yerinizde ne zaman alkollü içecekler sunulmaya başlayacak gelmeden önce rezarvasyon yaptırmamız gerkecek mi? yoksa sıradan bir günde de gelip yemek yiyebilirmiyiz.Tabiki alkollü içecekleriniz hizmete girdiğinde
Adsız dedi ki…
merhaba yeni yerinizde alkollü içecekleriniz ne zaman sunuma başlayacak.Gelmeden önce rezarvasyon yaptırmamız gerekiyor mu? yoksa sıradan bir günde de gelip yemek yiyebilir miyiz tabiki alkollü içeceklerinizi sunumuna başladığınızda
SADECEOZGUR dedi ki…
Merhaba,
Aslında bir kaç kez Göksu Lokantası ile müşterisi olmam dışında ilişkim olmadığını belirtmiştim. Ancak sanırım ki Göksu yazınca ilk çıkan sayfa benim blogum olunca insanlarda yanlış algılamalar oluşuyor.
Bildiğim kadarıyla sorularınıza yanıt vermeye çalışayım. Göksu'nun alkollü içecek sunulan üst katları 14 Mart itibariyle açıldı. Duyduğuma göre epey dolu oluyormuş. Özellikle grup olarak gitmeyi planlıyorsanız rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Göksu'dan açıklama yapan olursa severek yayınlarım...
Şimdiden iyi eğlenceler ve afiyet olsun...
Adsız dedi ki…
yorumları okudum evet bende goksu restorantın bı personelıyım yıllardır bu sektorde hızmet vermekteyım ve ben bole guxel kalıtelı bıyerde calışmadım bugune kadar sanırım bugunden sonrada kımse bole bı yatırım yapmaz patronumuz atacan aksoya teşekurler 200 kışı buradan ekmek yıyorr allah razı olsunn bışey dıyecek kelıme bulamıyorum sadece burdas olmaktan cok mutluyum ve cok gururluyum bunuda atacan beye borcluyuz bole bıyerı ankaraya kavuşturduğu ıcın allah bol kazanclar versın ha bu arda cok şanslıyımmm orda olduğumdan gelın gorun mukemmelığı saygılarrrr mustafa kemal kesimal
mehmet doğan ates dedi ki…
HER ŞİKAYET BİR ARMAĞANDIR.

YAZMIŞ BİR MÜESSESE SAHİBİ.

BENDE ONUN KULAKLARINI ÇINLATARAK YAZIYORUM.

FİYATLARIN İÇİNE KUVER VE SERVİS ÜCRETİ DAHİL OLSAYDI,,

DAHA ŞEFFAF VE DOĞRU OLURDU.
ÖRNEĞİN, ÇORBA BEŞ LİRA AMA ARTI KUVER ÜCRETİ ARTI SERVİS YÜZDE ON EKLENİNCE FARKLI ÇORBA FİYATI ÇIKIYOR.

İŞLETME SAHİBİ HERŞEYİ DÜŞÜNMÜŞ. ŞEFLERİN TELSİZLERİ V.S. HER TÜRLÜ İLETİŞİM İMKANI OLMASINA RAĞMEN SERVİS DAHA PROFOSYENEL VE TELAŞSIZ OLABİLİRDİ. KALİTELİ BAYAN ELEMANLARADA KESİNLİKLE İHTİYAÇ VAR.

KAPIDA KARŞILAMA PARK ORGANİZASYONU VE UĞURLAMA İYİYDİ.

ATACAN BEYE BÖYLESİNE BİR MEKAN SUNDUĞU İÇİN TEŞEKKÜR EDER, HAYIRLI İŞLER, BOL KAZANÇLAR DİLERİM.
Mehmet Doğan Ateş.
mdhotel dedi ki…
herşey çok şık lezzet tavan yapmış ama küçük kusurlarda yok değil.... nedensiz ve garip bir telaş yaşanılıyor serviste tahminim zamanla oda hallolacaktır iyi çalışmalar...
Adsız dedi ki…
dünya çapında idda ile açılan bir yer diye bahis ediliyor nenehatun göksu ile ilgili..Evet iddalı olundugu daha içeri girer girmez belli oluyor muazzam bir büyüklük şık bir dekor yemeklerin lezzeti kısacası herşey tavan yapmış ama sanki biraz gereksiz bir telaş var özellikle servis personelinde .Tahminim buda yavaş yavaş oturacaktır......
Adsız dedi ki…
Hala meşhur sufle yok
Adsız dedi ki…
her sey guyel ama burada biz dugun salonuna bakiyoru....
Adsız dedi ki…
BİNAYA BAKIYORUM ,İŞLEVİNE BAKIYORUM, LOKANTA .HERKAT LOKANTA, TÜM MENÜ BİRBİRENE KARIŞMIŞ, NEDEN ANLAMADIM, DAHA DÜZENLİ OLAMAZMIYDI,MESELA BİRKATI LAKANTA İSE BİRKATI RESTORAN,BİRKATI BALIKCI,BİRKATI MÜZIKAL ROOF,BİRKATI.BAR,BIRKATI CLUUP DİSKO.VS GİBİ DAHA PROFESYONEL PAYLAŞIMLA BİR BLOK OLALİRDI VE HİÇ BIRŞEY DE BİRBİRINE KARIŞMAZDI ,DİYE DÜŞÜNÜYORUM,
Baran Cuhruk dedi ki…
Gerçekten ben de severek gidiyordum. Ta ki pişmemiş balık getirip geri göndermemize ve tekrar pişmesini istememize rağmen yine pişmemiş olarak gelmesine kadar. Buraya kadar olanı kabul edilebilir hatadır yapılır denilebilir ama bir de bu pişmemiş balığın parasını hesaba yansıtmaları, buna itiraz etmemize rağmen hayır ödeyeceksiniz tutumu sergilemeleri kabul edilebilir değil. İş çok para harcayarak lüks restoran yapmakla bitmiyor bence. Yapılan işin arkasında durulmalı ve hatanın bedeli müşteriye ödetilmemeli.
SADECEOZGUR dedi ki…
Göksu ve diğer yazılara ilişkin yorumlarınızın büyük bölümünü yayınlıyorum. Elediklerim ise doğrudan mekan sahibine hitaben yazılmış olanlar. Bu iletileri, muhattaplarına göndermeniz daha doğru olacaktır...
Adsız dedi ki…
Herşey çok güzel muhteşem atmosfer,Yemekler güzel fakat hergün önünden Araba ile geçiyorum Trafiği fazlasıyla alt üst ediyorlar,birde üstelik bir şey demeye gelmiyor,asıl kişisel kalitelerini göstererek kabadayılık yapıyorlar.Acaba trafik polisleri niye müdale etmiyor?.
Adsız dedi ki…
Yemekler çok güzel,görünüm çok güzel,fakat trafik felç,her gün önünden geçmek zorundayım ve her seferinde problem,tam bir terbiyesizlik, paranın gücü herhalde içeride olanlar sadece yetmiyor,bir şey söyledimmi gerçek kalitelerini gösterip kabadayılık yapıyorlar.Trafik Polisleri bu konuyla niye ilgilenmiyor acaba.
Adsız dedi ki…
evet ama trafik bütün esat ve nenehatun caddelerinin problemi galiba bu sorunu tamamiyle göksuya maletmek haksızlık gibi geliyor bana ayrıca bende seneldir orda yerim ama kabadayılık yapan kimseyle karşılaşmadım doğrusu
Adsız dedi ki…
Merhaba,
dün iftar yemeği için gittik öncelikle iftar için hazırlanan tencere yemeklerini istememizi diğerlerini çok beklemek zorunda kalacağımızı ifade etti nedenide 60 kişilik bir rezervasyon olması ve o kişilerin kebap siparişi vermesi 4 katlı restaurant ama 60 kişi üstü kebap çıkarınca servis 1 saat sarkabiliyormuş ....kebap 15.50 idi ve su istedik ortaya sağolsunlar kendi ikramları diye göstererek salata, çorba ve iftar tabağı getirildi hesaba hizmet bedeli olarak 25 lira küver 20 lira iftar tabağı 32 olan bir hesap geldi çıkışta kişi başı 40-45 arası ödemek zorunda kaldık bende diğer yazan arkadaşla aynı fikirdeyim ekstraları fiyatlara sunulması müşteriyi yanıltmaz
Adsız dedi ki…
Göksu restoran ne yazık ki biz Nenehatun caddesi sakinleri için gönlümüze taht kurmaktan çok uzak. Sebebi de yoğun olduğu zamanlarda önünce sıralar halinde biriken ve metreler boyu tüm park yerlerini kapataran müşteri otomobilleri. Bu durum Nenehatunda oturan vatandaşların arabalarını koyacak bir yer bulmalarını imkansız kılıyor. Bu sorunu özellikle gece geç saatlerde yaşadığımızda ciddi anlamda mağdur durumda kalıyoruz. Öte yandan hem Nenehatun, hem de Tahran caddesinin aşağı bölümü bu araçlar yüzünden zaman zaman tek şeride iniyor ve trafik felç oluyor.
Bunca para akıtıp lüks bir restoran açabilen kişilerin otopark sorununu çözememeleri içler acısı. Her gün polise şikayetçi olmaktan sıkıldık ama nitekim polis de durumu fazla ciddiye almıyor gibi, çünkü sorun olduğu gibi devam etmekte. Bunları buraya yazmamım sebebi, Göksu restoran müşterilerini bu konuda hassas olmaya davet etmek. Biz ne yazık ki ciddiye alınmıyoruz ama restoran müşterilerinden bu konuda sitem, şikayet ya da yalnızca "Niçin yeterli kapasitede bir otoparkınız yok, arabaları cadde kenarlarına istifliyorsunuz?" sorusunu duymak bile restoran sahiplerini harekete geçirmeye yardımcı olabilir. Sesimizi duyurmaya ihtiyacımız var, umarım yorumumu onaylar ve yayınlarsınız...
Adsız dedi ki…
Bu lokantanın yeri isabetli seçilmemiş.müşteri arabaları trafiği felç ediyor ve etrafı rahatsız ediyor.bu kadar yatırım yap yeterli otopark yapma olmaz böyle yatırım.
Adsız dedi ki…
ABİLERIM BNDE BU LOKANTADA CALISIYORUM BURAYI YAPTIRAN KISI ATACAN AKSOY ISKEMBE KEBAP SALONUMUZ 24 SAAT ACIKTIR BN ISKENBEDE CALISIYORUM AKSAM 8 DEN SABAH 8 E KADAR VE HARIKA BIRYER 250 PERSONELI VAR AKSAM 8 DE FILAN HAFTA ICI FULL OLUOR LOKANTA GELIRSENIZ BEKLERIM DAHA BENIM YASIM 15 'AMA HERKEZİ DAVET EDIOrZ
Adsız dedi ki…
yargı mensubuyum.. meslektaşımla gittik..hiç memnun kalmadım...çünkü hizmet yavaş,ilgi yok,yemekten sonra ne çay ne kahve ne tatlı ikram etmediler,kolonyalı mendil bile verılmedı...karışık kebabın yanına 2 dilim normal ekmek getırdıler bız de lavaş istedık haliyle.. kebaplar lavasla yenır normal kepeklı ekmekle degil..lavaşa bıle bi ton para aldılar..onemlı olan para harcamak degıl gereken ılgı ve alakayı görebılmek..bundan sonra asla gıtmeyeğim..gitmeyi düşünenlere de asla tavsiye etmeyeceğim...

blogda geçen hafta en çok okunanlar

Evde baget ekmek yapımı

Öncelikle malzemeleri sıralıyorum: Un, süt veya su, kuru maya, pudra şekeri, Hindistan cevizi yağı, zeytinyağı, kekik, tuz ve tane kimyon. Gelelim tarife, mayalı hamuru hazırlıyoruz öncelikle. Ilık suyun içerisine bir paket kuru mayayı boşaltıyoruz. Su yerine süt de kullanabilirsiniz. Kritik olan sıcaklığı, ılık olması gerekiyor. Ardından bir miktar pudra şekerini mayanın üzerine döküyoruz. Şeker, mayanın en sevdiği şeylerden. Ardından un ve Hindistan cevizi yağını ekliyoruz. Güzelce karıştırıp üzerine bir kapak koyup ya 50 derece civarındaki bir fırına ya da ılık bir ortama alıp bekletiyoruz. Yarım saat 40 dakika kadar bekledikten sonra mayanın çalıştığını ve hamurun iyice kabardığını görüyoruz. Artık ikinci aşamaya geçebiliriz. Hamura şekil vereceğimiz alanı unluyoruz. Mayalanmış hamuru unladığımız alana aktarıyoruz. Koyacağımız baharatları zeytinyağı ve unla karıştırıp hamura ilave ediyoruz. İşlem hemen hemen bitti. Son aşama şekil vermek. Hamuru önce büyük bezelere ayırıyoruz. Ardın…

vegan olarak 45 gün

Beni yakın tanıyanlar, geçici bir heves olduğunu düşünüyor. Büyük konuşmayı sevmem, bu yüzden haklılar mı zaman gösterecek demekle yetiniyorum. Vegan olarak ilk 45 gün, özlediğim bir lezzet yok. Öncelikle onu yazayım istedim. Mumbar dolmadan, kuzu şişe etin her türlüsünü yiyen birisi olarak, bir günde uygulamaya geçirdiğim kararım sonrası 4 Eylül 2018'den bu yana veganım.  Dışarıda yiyecek bulmak, kimi durumlarda zor oluyor. Özellikle vejeteryan ile vegan karıştırılıyor. Vegan için neler var diye sorduğumda kaşarlı tost / peynirli pide önerileri sıklıkla karşıma çıkıyor. En kolayı esnaf lokantaları. Mutlaka süzme mercimek oluyor, yanında da kuru bakliyat: nohut, fasûlye. Hamur işlerini pek yapmazdım eskiden. Şimdi mayalı hamurlu yiyecekler hazırlıyorum. Mayalı hamuru yoğurmak terapi gibi. Çocukların sıkmalı oyuncakları var ama onlara da daha fazla keyif veriyor hamur ile uğraşmak. Bir arkadaş ekşi mayanın da marketlerde satıldığını söyledi ve muhtemelen önümüzdeki günlerde blogda gö…

Kaan Arslanoğlu - Politik Psikiyatri

Değerli psikiyatrist doktor Kaan Arslanoğlu, bu özelliğinin yanında, bir çok roman ve inceleme kitabı yazan bir yazar. Yanlış anımsamıyorsam değerli yazarımızın tüm romanlarını okudum. Bir çoğu oldukça derinden etkiledi beni. Bu yazımda romanlarından ziyade Yanılsamanın Gerçekliği isimli inceleme-deneme kitabından bahsetmek istiyorum. Kitaplarından demek daha doğru olacak, çünkü bu kitaptan sonra çıkan Politik Psikiyatri isimli kitabın alt ismi de Yanılsamanın Gerçekliği II. Kitap ile ilgili bir incelemeyi bağlantıdan bulabilirsiniz. Kitapların bu yazıya taşınmalarının sebebi ise değerli kuzenimin Amerika'da yaşayan Türkler yazımla ilgili yaptığı yorum. Yorumda, oraya giden ve belli bir süre kalan kişilerin, oradakileri mankafa oldukları yorumu yapmaları, ilerleyen zamanda ise aslında bu mankafalığın iyi bir olduğunu düşünmeleri vs.lerden bahsediliyor. Sn. Arslanoglu, ülkemizde ve dünyada yönetim sistemlerinin neden daha adil, daha insancıl olamadığını açıklamak için insan evrimin…

Cinsel Şiddet Yaşayanların Yaşatanların Anlatımlarıyla / Alberto Godenzi

"...22 Ağustos ile 2 Eylül 1988 tarihleri arasında Zürich Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Bürosu'na biri kadınlar, diğeri erkekler tarafından kullanılmak üzere iki telefon bağlandı. 12 gün süreyle, günün 24 saatinde, telefonlara cevap verebilmek üzere dördü erkek, dördü kadın sekiz kişi görevlendirildi. Olabildiğince çok erkek ve kadına ulaşabilmek için tüm İsviçre basın ve yayın organları aracılığıyla duyurular yapıldı. Radyo, TV ve basında yürütülen bu geniş kampanyalar sayesinde, ancak belli sayıda kadın ve erkeğe ulaşma şansımız oldu." s.32 Kitaplarla ilgili yazılarıma alıntıyla başlamamıştım bugüne kadar. Godenzi'nin okudukça tüylerimi ürperten, okudukça elimden bırakmak istediğim bu sarsıcı kitabıyla ilgili yazmaya başka nasıl başlanılır bilemedim. Yukarıdaki alıntıdan da anlayacağınız gibi 176 sayfalık kitap bu araştırma ve sonuçlarını anlatıyor / yorumluyor. Peki yöntemini öğrendiğiniz araştırma, neyi araştırıyor? Onu da tahmin etmek güç olmasa gerek. Kitabı…

Vasat Edebiyatı 101 / Taylan KARA

Taylan Kara'dan okuduğum ikinci kitap: Vasat Edebiyatı 101. Mayıs 2015 tarihli birinci baskısını okudum. Hayal yayınlarından çıkmış ve 111 sayfa. Yazarın Vasatlığa Giriş Dersleri adlı bir inceleme kitabı var. Önce onu okumanızı öneririm. O kitabında, vasat kimdir, neden vasat zevkleri vardır, çoğunluğun vasat olmasının sonuçları nelerdir gibi sorulara yanıtlar tartışılıyor. İki bölümden oluşan bu kitabında ise Taylan Kara öncelikle bir kaç eser üzerinden vasat edebiyatın özelliklerini gözler önüne seriyor. Örnek olarak seçtiği eserler Ahmet Altan, Perihan Mağden eserleri ile Olasılıksız adlı çok satan roman. Kara, bir dönem InsanBu.com sayfasının editörlüğünü yapmıştı. Bir okur olarak yazdıkları ile ilk tanışmam insanbu.com vesilesiyle oldu. Vasat Edebiyatı 101'in ikinci bölümünde yer alan yazıları, insanbu.com'da okumuştum. Bu yazılarında edebiyat dünyasında ödüller, tanıtım yazıları, pazarlama etkinlikleri gibi araçların nasıl kullanıldığına dair çarpıcı tespitler var. B…

İnternet üzerinden yapılan radyo - televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri yönetmelik taslağı üzerine ilk değerlendirmeler

Sanırım bugüne kadar koyduğum en uzun başlık oldu :) Konu önemli olunca başlığın uzun olması doğal. Öncelikle hemen belirteyim, yanlış anlaşmalara yol açmayayım. Aşağıda listelediğim tespitlerim, üyesi olduğum kurum/kuruluş/dernek ve meslek odasını bağlamaz. Sadece kendi görüşlerimden ibarettir. Bu açıklamanın ardından, hızlı bir gözden geçirme ile oluşturduğum tespitlerimi paylaşabilirim. Daha ayrıntılı ve daha düzgün formatta bir değerlendirmeyi üyesi olduğum meslek odasının görüşlerine sunacağım. Yayıncılık dünyası ile internet gittikçe yakınsarken, sınırlar nerede başlıyor ve nerede bitiyor belirsizleşirken böylesi bir düzenleme taslağı oluşturmak gerçekten çok zor. Madde 2 ile yukarıda bahsettiğim gri bölge tanımlanmaya çalışılmış. Madde metni tam olarak şöyle: 
(2) Kurumun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla;
a) Bireysel iletişim hizmetleri,
b) Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye
özgülenmemiş platformlar,
c) Radyo, televizyon ve isteğ…

Çocuğunuz Sizden Ne Bekliyor? Sağlıklı büyüme ve gelişim için 250 soru-cevap ŞULE YAZGAN / YANKI YAZGAN

Bebekler olduktan sonra insanın hayatı değişiyor. Bu değişim, ev dışarısında geçirilen zamanın kısıtlanmasından, uyku düzeninin değişmesine farklı boyutları içeriyor. Bir başka değişim, ilgide ortaya çıkıyor. Gittiğiniz alış veriş merkezlerinin, daha önceleri koşar adım uzaklaşılan, çocuklara yönelik mağazaların olduğu bölümler dikkatli dikkatli dolaşılıyor. Okuduğunuz kitapların büyük bölümü çocuk/bebek büyütme konulu olmaya başlıyor. Kitap okumaya ayırdığınız zamanın azaldığını göz önüne alınca, okunacak kitabın seçimi konusu daha bir önem kazanıyor. Çocuğunuz sizden ne bekliyor? bu kısıtlı zamanda okunması gereken ilk kitaplardan birisi. Şule - Yankı Yazgan çifti, kitaplarının önsözünde kendilerinin de belirttiği gibi, bir çoklarınca bebek/çocuk büyütme konusunda ideal bilgi/donanıma sahip bir çift olarak düşünülür. Şule Yazgan çocuk doktoru, Yankı Yazgan çocuk psikiyatristi. Ruh ve beden sağlığına yönelik tüm olası durumlarda anında müdahale olanakları var :) Bu duruma ilişkin kita…

Yüzü Silinenler romanı üzerine Kaan Arslanoğlu ile e-söyleşi

Şubat 2017 tarihli birinci baskısı İthaki yayınlarından çıkan Yüzü Silinenler Darbe Günlükleri adlı romanı yayınlandığı ay okumuştum. 2 Mart 2018 tarihinde Kitapeki.com sayfasında Can Ahıskra'nın yazısını görünce, romanı tanıtmak için daha iyisini yazamayacağımı düşünerek, Arslanoğlu ile bir e-söyleşi yapmaya karar verdim. Aşağıda okuyacağınız söyleşi, umarım İnsanBu.com adresli internet sitesini keşfinize yardımcı olur. Bu vesile ile vakit ayırıp sorularımı kısa sürede yanıtlayan Kaan Arslanoğlu'na tekrar teşekkürlerimi sunarım.  
Son romanınızda bir kez daha ana kahramanlardan birisiniz. Reenkarnasyon Kulübünde benzer bir tarz. Savunduğunuz fikirleri dolaysız aktarma olanağı sunduğu için mi tercih ediyorsunuz bu türü?
Savunduğum fikirleri dolaysız aktarma olanağı sunması nedenlerden sadece biri. Başka birkaç nedeni daha önde gidiyor. Siyaset-erdem-gerçek arayışı ve kendini sorgulama… Bu dört atlının ilişkisini devamlı ele alan, hep bu alanda araştırıp kafa patlatan biriyim. Si…

Türkiye Kurulurken Kürtler (1916-1920) / Sinan Hakan

Cumhuriyetin ilk yılları ve Osmanlı'nın son yıllarına ilişkin okumalarıma devam ediyorum. Bir fırsat bulduğumda, bu konuya ilişkin kitapları ayrı bir etiketle belirlemek iyi olacak. Hem benim için, hem sizler için. 
Sinan Hakan, Van'ın Gevaş ilçesi doğumlu bir inşaat mühendisi. Hali hazırda Ak Parti'den seçilen Gevaş Belediye Başkanı. 2013 yılında çıkan kitabının, aynı yıl yapılan ikinci baskısını okudum. İletişim Yayınları'nca basılan kitap 380 sayfa. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Atatürk'ün Bütün Eserleri ve Kazım Karabekir'in anıları başta olmak üzere çok sayıda kaynak gösterilmiş. Bunların yanı sıra Hakan, yorum ve tespitlerde de bulunarak, sadece belgelerden oluşan bir kitaptan fazlasını ortaya koymuş. 
Günümüzde yaşadığımız en kanlı sorunların başında gelen ve farklı adlarla anılsa bile insanların ölmesine neden olan sürecin nüvelerinin geçmişte, hatta muhtemelen 1916'dan da önce var olduğunu gördüm eseri okuyunca. Sonuçta biz unutmuş olsak bile, dedel…

Atatürk'ün Kurdurduğu Türkiye Komünist Partisi ve Kurtuluş Savaşı'nda Sol Hareketler / Dr. Orhan Yeniaras

2013 yılında Peride Celal'den okuduğum Bir Hanımefendinin Ölümü üzerine düştüğüm not ile aynı başlangıcı yapacağım: Bildiğim bir noktaysa, bilmediğim çevresi kadardır. 
Osmanlı'nın son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarını konu alan onlarca kitap okudum bugüne değin. Her okuduğum kitap, yeni kitapların yolunu açıyor, yeni şeyler öğreniyorum ve halen ne kadar az bildiğimi görüp şaşırıyorum. Bir ara, bu okuduklarımı derleyip, toplayıp kendi bilgim ve yorumum ile olanları değerlendirmek isterim. Aslında, vakit uygun olsa, bunu bir akademik çalışma kapsamında gerçekleştirebilsem ne güzel olur. 
Dr. Orhan Yeniaras'ın, aslında adı "Kritik 20 yılda, Anadolu coğrafyasında sol hareketler (1908-1928)" olması gerektiğini düşündüğüm eseri, belki okuyucuların daha fazla ilgisini çekeceği düşüncesiyle, Atatürk'ün kurdurduğu Türkiye Komünist Partisi başlığı ile yayınlanmış. Alter Yayıncılıktan 2012 yılında ikinci baskısını okudum. 276 sayfalık eser, belki bir akademik çalışma…