Ana içeriğe atla

sigara içenlere özel...

Aşağıdaki yazı, aynı liseden mezun olduğumuz tıp doktoru abilerimizden birisine (Dr. Kerim KABAN'a) ait. Lisemizin elektronik listesine göndermiş olduğu 2001 tarihli yazısını kendisinin izni ile sizlerle paylaşıyorum. Sigara içerken bir kez daha düşünmenizi rica ediyorum. Kendiniz için olmasa bile insanlığın genel çıkarı için:

Akciğer kanseri, hem erkek hem de kadınlarda açık farkla en çok öldüren kanser.

Akciğer kanseri, sebebi iyi bilinen az sayıda kanserden biri ve %90'dan fazlası doğrudan sigara yüzünden. 1920 yılında ABD'de toplam akciğer kanseri sayısının binden az olduğunu biliyor muydunuz?

ABD'de kadınların sıklıkla sigara içmeye başladıkları 1960'lardan bu yana, akciğer kanseri yüzde 450 artarak meme kanserini çoktan sollamış durumda.

Sigarayı bıraktığınız zaman yıllık risk sanılanın aksine değişmiyor. O güne kadar içtiğiniz sizinle kalıyor. Diyelim ki listemizin tüm üyeleri 15 yaşında sigara içmeye başlamış. 45 yaşında, listeden her bir buçuk yılda bir kişi akciğer kanseri olacak. 60 yaşında, listemizden her yıl üç kişi akciğer kanseri o - la - cak..Acaba o kişi siz misiniz?

Bir an gözlerinizi kapayın ve canlandırın... öksürüyorsunuz, biraz da göğsünüzün bir yanı ağrıyor. Pek öyle ciddi birşey değil ama, 2 haftayı geçince bir röntgen çektiriyorsunuz. Muayene odasında yalnızsınız. Doktor ciddi bir yüzle içeri giriyor. Birşey söylemeden oturuyor.Birşeylerin korkunç yanlış gittiğini hemen hissediyorsunuz. Neduyacağınızı biliyorsunuz ama hala bir ümit var. Doktor, yavaşça vekelimelerini seçe seçe maalesef kanser olduğunuzu ve ameliyat şansınızınolmadığını söylüyor. Ama diyor, merak etmeyin, elimizde başka tedavilerde var ama maalesef hepsi ancak kaçınılmaz sonu birkaç ay geciktirmeye yarıyor. Gözünüzü kapayın ve hayal edin neler hissedeceğinizi. Belki 40 yaşındasınız... önünüzde bir hayat olduğunu sanıyordunuz. Düşünün...Hissedin... Ya da hayatta en sevdiğiniz insanın bu tanıyı aldığını düşünün. Yaşadığınız inanılmaz acı ve üzüntünün senelerdir sigarayı bırakmasını istemenize rağmen bırakmayışından gelen öfkeye karıştığını hayal edin...

Değer mi?

Aman abi... ölürsek de ölürüz, zaten ölmeyecek miyiz sonunda, bari keyifaldığımız birşeyi yaptığımız için ölelim diyenlere... kimseye dilemem ama, uzun ve zor bir ölüm oluyor bu maalesef... ve korkunç. Hiç kendi kanında boğulan bir insan gördünüz mü?

İnsan şu an için kendinden uzak olan şeyleri başarıyla bilincinden uzaklaştırabiliyor. Bunları biraz da, o uzak olan şeyleri itemeyeceğimiz, boğamayacağımız bir yerlere getirmek için yazıyorum.

Kanser tek sorun değil elbette. Hani biz Türkler 50 yaşımıza gelince karşıdan karşıya geçerken nefes nefese kalırız da bunu yaşlılığa bağlarız ya... Sebep... sigara. Sigara insan ömrünü 15 yıl kısaltıyor.Hem de süründüre süründüre...

Bu işin ekonomik boyutunu hiç yazmıyorum bile. Sigaranın Türkiye gibi ülkelere mailiyetini hesaplamak bile çok zor ama korkunç, tek kelimeyle korkunç.

Son bir söz daha... ben daha hayatımda sigarayı bırakmayan tek kişi görmedim... ama çoğu çok geç...

Hepinize sağlıklı ve sigarasız günler,

Dr. Kerim KABAN

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…