Çarşamba, Mayıs 07, 2008

Prag notları - 4

ve dizinin son notları:
Prag'daki son günümüz. 4 günlük Prague Card'ımızın geçerli olduğu müze ve tarihi mekanlara ayırdık. Akşam 21.53'e kadar sürecek Prag gezimizde ilk olarak sipariş edilen buzdolabı mıknatısı aldık. Çeşit çeşit mıknatıslardan hangisini kime vereceğimiz sıkıntı yaratacak gibi :)
Nadroni ya da National Museum'u (Ulusal Müze) gezdik. Sadece Çek Cumhuriyeti ile sınırlı olmayan koleksiyonu etkileyiciydi. Müzeden aşağı giden cadde boyunca 2 gün önceki gibi geçip Old Town Square'e (Eski Kent Meydanı) ulaştık. Meşhur astronomik saat, Tyn Kilisesi ve genel olarak meydanı gezdikten sonra eski tarihi astronomik saat kulesine çıktık. Şansıma hava tam fotograf havası. Bir çok Avrupa kentinde olduğu gibi Prag'ın eski şehri de iyi korunmuş.
Etrafta, özellikle orta yaşın üstündekilere soruyorum dilimin döndüğünce. Eski sistemde memun olduğunuz hiç mi bir şey yoktu diye. Yanıtlarına geçmeden yabancı dil bilgilerinin az olmasından kaynaklı iletişim sorunu yaşadığımızı belirteyim. Yanıta geçersek, özellikle orta yaşın üzerindekiler, yani sosyalist dönemde çalışma hayatında olanlar işsizliğin tanım gereği olmadığını, sosyal hakların bugünlerle kıyaslanmayacak ölçüde gelişkin olduğunu belirtiyor. Ayrıca daha 1962'de Stalin'in heykelini (ki Avrupa'daki en büyük Stalin heykeliymiş) yerinden sökecek kadar dik duruşlu insanların ülkesinde kişisel özgürlüklerin, dönemin diğer sol blok ülkeleriyle kıyaslandığında daha geniş olduğunu söylüyorlar.
Son gün katıldığımız Komünizm turunun rehberi emekli makine mühendisinin anlattıklarıyla, benim açımdan, resim tamamlanmış oldu. Rehberimizin benzetmesi kayda değer:
Eski sistemde, devleti baba gibi görüyorduk. Bizler de babamızın dükkanında çalışan çocuklardık. Babamız dükkanı kendi yönetirdi. Bize geçinebileceğimiz maaş verirdi. Aldığımız maaş temel ihtiyaçlarımızı karşılasa bile lüks tüketme şansımız yoktu. Kardeşlerimizin kimisi daha yetenekli kimisi daha az yetenekli idi. Az yetenekli olan kardeşlerimizin de karnı doyardı. Şimdi babamız yok. Bizler kendi başımızın çaresine bakmaya çalışıyoruz. Diğerlerine göre daha gözü kara ve yetenekli olanlarımız, eskiyle kıyaslandığında, daha iyi şartlarda yaşıyor. Ancak onlar bile eski sistemdeki güvencelerden yoksun. Çok daha stresli ve yoğun bir mücadele içerisindeler. Yeteneksiz olanlarımızın ise durumu vahim.

İşte böyle. 68 Baharı'ndan Kadife Devrim'e, Slovakya ile ayrılarak Türkçe'deki en uzun kelime geyiğini bozan Çekler'in başkentinden izlenimler. Sanırım fark etmişsinizdir son yazıda diğer 3'ünde olan sansürsüz-düzeltmesiz ibaresi yer almıyor. Nedeni basit: Düzeltme ve sansür var bu son notlarda :)

1 yorum:

MEHMET HARMA dedi ki...

Prag Golemi'ni keşfetmek de ilginç olacaktır. Sinagoglar bölgesindeki U Golem restoranında örneğini görebilirsiniz.