Ana içeriğe atla

Yıldız Yargılanması, Orhan Asena

Oyuna ilişkin görüşlerimi yazmaya geçmeden hemen belirteyim ki bu sezon Devlet Tiyatroları'nda izlediğimiz oyunların kimileri ciddi hayal kırıklıkları yaratmıştı. Neyseki sezonun sonuna az kala Yıldız Yargılanması'nı izledik. Bu sezon izlediğimiz en iyi oyun. Oyunu geçen sezonda da görmek istemiştik. Kısmet bugünlereymiş.

Orhan Asena'yı tarihi oyunların yazarı olarak hatırlarım hep. İzlediğimiz tüm oyunlarda olduğu gibi aldığımız broşüründeki bilgilere göre asıl görevi tıp doktorluğu. Sanata katkı sunan bir çok diğerleri gibi Asena'da çok özveri isteyen doktorluk görevini yerine getirirken şiirler, oyunlar yazmış. İzlediğimiz oyunun ortaya çıkışının öyküsü de ilginç. Broşürden okursak Asena şöyle demiş:


Değerli gazeteci ve yazar dostum Uğur Mumcu, bir gün bana Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Yıldız Muhakemesi adlı kitabını getirdi. VE sen bundan bir oyun çıkartabilirsin dedi. Kitabı daha okurken çağrışımlar birbirini kovaladı. Kitabın sayfaları içinde her zaman ve her yerde geçerli bir evrensel demeç yakalamıştım. Bu evrensel demeç kısaca şuydu: Zorba bir yönetimde işlenmemiş cinayet bahane kılınarak adalet mekanizmasına nasıl cinayet işletilir? Yazık ki oyunum hiç bir gerekçe gösterilmeden Devlet Tiyatrosu tarafından bir yıl önce reddedildi. (20 Mart 1985)

Oyun, Mithat Paşa'nın Yıldız Sarayı bahçesinde oluşturulan mahkemede yargılanmasını anlatıyor. Kısaca özetlemek gerekirse, Abdülaziz tahttan indirildikten sonra gittiği Feriye sarayında bileklerini keserek intihar eder. Dönemin sadrazamı Mithat Paşa, olaydan 5 yıl sonra Abdülaziz'i öldürtmekten yargılanır. Padişah II. Abdülhamit'tir. Sonuçta yalan belgelere dayanarak idama mahkum edilen Mithat Paşa, affedilerek Taif'e gönderilir. Orada boğularak öldürülür. Oyunun sonunda tarih içindeki siyasi davalar slaytlarla ekrana taşınmış. Simavnalı Bedrettin'den, Adnan Menderes'e, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına kadar tarihin siyasi kararlı idamları kurbanlarının seslerinden perdeye yansıyor.

Ankara'nın en eski sinemalarından Akün'ün tiyatro sahnesine dönüştürülmesi Başkent için önemli bir kazanım. Umarım Kızılay'ın merkezinde, Sakarya caddesindeki Yeni Sahne'ye de yeniden kavuşuruz yakında. Akün'ün sağladığı asansörlü sahneyi, farkı yükseltilerle oluşturulmuş mahkeme ile geçmiş olayların anlatıldığı bölümü birbirinden ayırmak için kullanmış yönetmen. Olay, tarihi olunca ön bilgilenme şart, hele ki bizim gibi az okuyanların çoğunlukta olduğu ülkede sahneleniyorsa. Yönetmen, oyunun başında sıkmadan bunaltmadan dönemin resmini oluşturuyor slayt gösterisine eklenen ses ile. Oyunculuklar, tüm Devlet Tiyatro'su oyunlarında olduğu gibi başarılı. Kostümler ve dekor tarihi oyunlar için olmazsa olmaz ki Yıdız Yargılanması'nda başarılı uygulamalarını gördük.

Uzunca sayılabilecek bir oyun Yıldız Yargılanması. İki perde ve iki buçuk saat sürüyor. Sürenin uzunluğuna karşın oyunun dinamizmi sıkılmadan izlenmesini sağlıyor. Konu Osmanlı ile sınırlı değil aslında, oyunda sürekli vurgulandığı gibi adalet herkese lazım. Mithat Paşa'nın oyunun sonundaki sözleri herşeyi özetliyor belki:

Mahkeme-i Kübra'da Abdülhamit'in askerleri ve silahları olmayacak,

Mahkeme-i Kübra'da Abdülhamit de çıplak yargılanacak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…