Çarşamba, Nisan 23, 2008

Yıldız Yargılanması, Orhan Asena

Oyuna ilişkin görüşlerimi yazmaya geçmeden hemen belirteyim ki bu sezon Devlet Tiyatroları'nda izlediğimiz oyunların kimileri ciddi hayal kırıklıkları yaratmıştı. Neyseki sezonun sonuna az kala Yıldız Yargılanması'nı izledik. Bu sezon izlediğimiz en iyi oyun. Oyunu geçen sezonda da görmek istemiştik. Kısmet bugünlereymiş.

Orhan Asena'yı tarihi oyunların yazarı olarak hatırlarım hep. İzlediğimiz tüm oyunlarda olduğu gibi aldığımız broşüründeki bilgilere göre asıl görevi tıp doktorluğu. Sanata katkı sunan bir çok diğerleri gibi Asena'da çok özveri isteyen doktorluk görevini yerine getirirken şiirler, oyunlar yazmış. İzlediğimiz oyunun ortaya çıkışının öyküsü de ilginç. Broşürden okursak Asena şöyle demiş:


Değerli gazeteci ve yazar dostum Uğur Mumcu, bir gün bana Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın Yıldız Muhakemesi adlı kitabını getirdi. VE sen bundan bir oyun çıkartabilirsin dedi. Kitabı daha okurken çağrışımlar birbirini kovaladı. Kitabın sayfaları içinde her zaman ve her yerde geçerli bir evrensel demeç yakalamıştım. Bu evrensel demeç kısaca şuydu: Zorba bir yönetimde işlenmemiş cinayet bahane kılınarak adalet mekanizmasına nasıl cinayet işletilir? Yazık ki oyunum hiç bir gerekçe gösterilmeden Devlet Tiyatrosu tarafından bir yıl önce reddedildi. (20 Mart 1985)

Oyun, Mithat Paşa'nın Yıldız Sarayı bahçesinde oluşturulan mahkemede yargılanmasını anlatıyor. Kısaca özetlemek gerekirse, Abdülaziz tahttan indirildikten sonra gittiği Feriye sarayında bileklerini keserek intihar eder. Dönemin sadrazamı Mithat Paşa, olaydan 5 yıl sonra Abdülaziz'i öldürtmekten yargılanır. Padişah II. Abdülhamit'tir. Sonuçta yalan belgelere dayanarak idama mahkum edilen Mithat Paşa, affedilerek Taif'e gönderilir. Orada boğularak öldürülür. Oyunun sonunda tarih içindeki siyasi davalar slaytlarla ekrana taşınmış. Simavnalı Bedrettin'den, Adnan Menderes'e, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına kadar tarihin siyasi kararlı idamları kurbanlarının seslerinden perdeye yansıyor.

Ankara'nın en eski sinemalarından Akün'ün tiyatro sahnesine dönüştürülmesi Başkent için önemli bir kazanım. Umarım Kızılay'ın merkezinde, Sakarya caddesindeki Yeni Sahne'ye de yeniden kavuşuruz yakında. Akün'ün sağladığı asansörlü sahneyi, farkı yükseltilerle oluşturulmuş mahkeme ile geçmiş olayların anlatıldığı bölümü birbirinden ayırmak için kullanmış yönetmen. Olay, tarihi olunca ön bilgilenme şart, hele ki bizim gibi az okuyanların çoğunlukta olduğu ülkede sahneleniyorsa. Yönetmen, oyunun başında sıkmadan bunaltmadan dönemin resmini oluşturuyor slayt gösterisine eklenen ses ile. Oyunculuklar, tüm Devlet Tiyatro'su oyunlarında olduğu gibi başarılı. Kostümler ve dekor tarihi oyunlar için olmazsa olmaz ki Yıdız Yargılanması'nda başarılı uygulamalarını gördük.

Uzunca sayılabilecek bir oyun Yıldız Yargılanması. İki perde ve iki buçuk saat sürüyor. Sürenin uzunluğuna karşın oyunun dinamizmi sıkılmadan izlenmesini sağlıyor. Konu Osmanlı ile sınırlı değil aslında, oyunda sürekli vurgulandığı gibi adalet herkese lazım. Mithat Paşa'nın oyunun sonundaki sözleri herşeyi özetliyor belki:

Mahkeme-i Kübra'da Abdülhamit'in askerleri ve silahları olmayacak,

Mahkeme-i Kübra'da Abdülhamit de çıplak yargılanacak.

Hiç yorum yok: