Ana içeriğe atla

blogdaki yazı sayısı ve ulvi amaç :)

Geçtiğimiz günlerde farkettimki toplam yazı sayısı 400'ü geçmiş. İleride sildiklerim olmazsa bu 403. yazı oluyor. 2004 sonlarında martinmystere'nin sayesinde haberdar olmuştu böyle bir hizmetten. Zaman zaman kendiyle ve yaptıklarıyla öğünme gibi algılansa bile yazıları oluştururken okuduklarım, izlediklerim ve yaptıklarım temel çıkış noktaları oluyor. Deneyimlerimi kayıt altına almak, aslında siz değerli okuyucularım kadar (belki de daha fazla) benim işime yarıyor, hayatımı kolaylaştırıyor. Sevdiğim bir lokantaya gitmek istediğimde telefon numarasını, kağıtlardan aramak yerine kendi sayfamda (sayfanın en üst sol tarafında) arama yapıp bulabiliyorum ya da arkadaşlar geçen yıl falan oyun nasıldı diye sorduğunda, sayfamı kaynak gösterip orayı okuyabileceklerini söyleyebiliyorum.
Şimdi 403. yazının asıl sebebine gelirsek. Özellikle ülke dışına yaptığımız geziler öncesi yöreyi tanımak için bir DK yayınlarının kitaplarını bir de interneti kullandık. İnternette reklam amaçlı ticari sitelerden çok bloglar işimize yaradı. Türkçe yazanlar çok değildi, internetteki hemen her konuda olduğu gibi İngilizce metinler çoğunluktaydı. Bu yazıları okurken düşündüm ki yaşadığım Ankara'ya gelmeyi düşünen turistler için rehber niteliğinde blog girdileri oluştursam, bol fotograflar ile süslenmiş. Temel şeyler amaçladığım: müzeler, tarihi yerler, parklar, Ankara'da şehir içi ulaşım, semtlerin konumları-özellikleri vs. Bu girdileri hem Türkçe hem İngilizce yazsam. Projemi zamana yayarak gerçekleştireceğim elbette. Bakalım umarım başarılı olurum. Bu konuda desteğinizi beklerim: Ankara'nın saklı cennetleri nerelerdir sizce mesela? ya da arkadaşınız ziyarete gelecek olsa nereyi görmeden dönme dersiniz? Biz düşündük biraz aklımıza gelenler:
  • Anıtkabir
  • Ankara Kalesi
  • Anadolu Medeniyetleri, Resim Heykel ve Etnografya Müzeleri
  • Gölbaşı
  • Altınpark, harikalar diyarı, seğmenler parkı, botanik bahçesi
  • Pembe Köşk, Mehmet Akif Ersoy'un evi
  • Roma Hamamı kalıntıları (ki itiraf ediyorum ben de görmedim henüz)
  • Cumhuriyet ve Kurtuluş Savaşı müzeleri
  • Gordion tarihi kenti

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Televizyon Öldüren Eğlence / Neil Postman

Amerikalı yazar ve medya teorisyeni Neil Postman'ın 1985'te kaleme aldığı ünlü eseri Amusing Ourselves to Death, Osman Akınhay'ın çevirisi ile Ayrıntı yayınlarından çıkmış. İlk baskısı 1994 yılında yapılan kitabın benim okuduğum 2010 yılında yapılan 3. baskısıydı. Geniş kaynakça ve dizini ile birlikte 195 sayfalık kitap iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde televizyona gelinceye kadar iletişim dünyasının geçirdiği evreler ve her yenilik ile günlük yaşamdaki değişiklikler irdeleniyor. İnsanların sadece yakın çevrelerinde olup bitenden haberdar oldukları, şehrin, ülkenin ve dünyanın geri kalanından bihaber oldukları dönemleri hayal etmek bile zor günümüzde. Telgrafın keşfiyle işler değişmiş. 27 Mayıs 1844'te Amerika'da ilk telgraf hattının kurulmasından yalnızca dört yıl sonra Associated Press'in kurulmasıyla "bütün ülkede hiçbir yerden gelmeyen, özel olarak hiç kimseye hitap etmeyen haberler ağır basmaya başladı" (s.80)
Postman, günümüzden 25 yıl önce y…

Net olan tek şey: Netflix değiştirir

Sektör etkinliklerini 2011 yılından bu yana takip eden birisi olarak Netflix'in Türkiye pazarına girişini, uzunca bir süredir bekliyordum. 2013 yılında Londra ve Talin'de takip ettiğim iki sempozyumda da en çok konuşulan konu Netflix'ti. Aslında Netflix ile ilgili ilk yazımı, Avrupa'da esen OTT rüzgarını değerlendirdiğim 2011 yılında yazmışım
2013 yılında, televizyon yapımları için verilen ödülleri toplayan House of Cards da Netflix için üretilen bir içerikti. Belki haber bundan ibaret olsa, televizyon dünyası açısından çok önemli olmayabilir. Sonuçta Digitürk'ün platform kanalı için ürettirdiği Bir Erkek Bir Kadın adlı uyarlama da çok tuttu örneğin. Ancak House of Cards, TV pazarını ve işleyişini kökten sarsıcı özellikler taşıyordu. Öncelikle, yapımcıları dizideki ilişkiler ağının bir pilot bölümde anlatılamayacak kadar karmaşık olduğunu bu yüzden bir sezon için sipariş verilmesini istediler, pilot bölüm olmaksızın. Ülkemizdeki işleyişin ayrıntılarını tam bilmiyo…

Çocuk Davamız 1 / Kazım Karabekir

Ankara'da sahaf denilince pek akla gelmez Küçükesat tarafları. En bilindik mekanlar Kızılay'daki pasajlar olsa da aslında Küçükesat, kitap meraklıları için önemli adresler barındırır. Bu adreslere başka bir yazıda değinmek üzere başlığa döneyim, bir not ekleyerek. Kazım Karabekir, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık etmiş isimler arasında en çok anı bırakanlardan birisi sanırım. Anıların çokluğu ile 1925 - 1938 arası zorunlu yalnızlığının etkisi büyüktür gibi geliyor bana. Bu durum da ayrı bir yazı konusu olsun...
Çocuk Davamız 1, Emre yayınları'nın Cumhuriyet Tarihi Serisi'nin 9. kitabı olarak yayınlanmış. Bende 2000 yılında yapılan beşinci baskısı var. İlk baskısı ise 1995 yılında. 330 sayfalık kitap sert bir cilde sahip. Kitabın ikincisi de var. Geçenlerde bu Küçükesat civarındaki bir sahaftan Karabekir'in yazdıklarının 10 cildini satın aldım 100 TL karşılığında. Sanırım Yapı Kredi Yayınları bu eserleri yeniden düzenleyerek büy…