Salı, Mart 06, 2007

Yayıncılıkta yeni yaklaşımlar

Yayıncılık değişiyor. Bilgi teknolojisindeki hızlı gelişme, artan bant genişlikleri, ucuzlayan bağlantı ücretleri ile birleşince son kullanıcılara (yani bizlere) farklı hizmetler sunuluyor. Bildiğimiz televizyon yayıncılığında, içerik belli saatte ortama (en klasik anlamda havaya) sunulur. Eğer, içeriğin sunulduğu saatte alıcınız açık ve karşısındaysanız içeriği izlersiniz. Video kaydedicilerin çıkması ile aynı saatte karşısında olma zorunluluğumuz ortadan kalktı. İzlemek istediğimiz içeriğin yayın saatini biliyorsak ve bu bilgi büyük değişikliklere uğramıyorsa, video kaydediciyi ayarlayıp (ki bu ayar işi sanıldığı kadar kolay değildi) ileride izleyebilme olanağına kavuştuk. EPG olarak kısaltılan elektronik program rehberi ile birlikte kaydetmek iztediğimiz yayını güncellenen bir elektronik rehberden seçmek ve seçilen yayın başladığında otomatik olarak kayıt etmek gibi, hayatımızı kolaylaştıran bir teknoloji var ise bile ülkemizde düzgün EPG hizmeti yaygın değil.
Yayıncılıkta gelinen son nokta, içeriği internete koyup, izleyicinin istediği zaman istediği yerden istediği cihaz ile bunlara ulaşmasını sağlamak. BBC, İngiltere'nin kamu yayıncısı. Elindeki büyük içerik havuzunun bir bölümünü YouTube adlı paylaşım sitesine açma kararı almış. Böylelikle yayın hakkı kendinde olan içeriğini farklı izleyicilere ulaştırmış oluyor. İnternet üzerinden yayın yapmak oldukça büyük bant genişliği, hızlı sunucular, bunların bakımı gibi yüklü maliyetleri gerektiriyor. YouTube ile işbirliğine gitmek BBC'nin bu tür maliyetlerle uğraşmasını önlüyor. Öte yanda YouTube ise BBC gibi yüksek prestijli bir markanın içeriğini bünyesinde barındırarak kendisine gelen trafiği ve dolayısıyla reklam gelirlerini arttırıyor. İngilizce'de bu gibi durumlara win-win (kazan-kazan) diyorlar. Konu ile ilgili BBC'nin haberine buradan ulaşabilirsiniz. Başa dönersek, teknolojinin gelişmesi tüm sektörler gibi yayıncılığı da değiştiriyor, dönüştürüyor.

Hiç yorum yok: