Cuma, Aralık 29, 2006

Yeni blogger

Uzun süredir beklediğim yeni blogger hizmetlerinden yararlanabildim sonunda. Bir süredir blog içerisindeki yazıları kategorilere ayırmaya çalışıyordum. Sayfaya tiyatro yorumu okumak için gelmiş birisinin tüm yorumlara kolayca ulaşmasını sağlamaya uğraşıyordum. Bu amaçla, gönderdiğim yazılara etiketler koyuyordum. Yazının başlığına tiyatroYorum, mekanYorum gibi. Yeni blogger'da bu iş için label konulmuş. Sayfadan seçmeleri konulara göre bölümünde bulabilirsiniz. 2 yıl içinde 32 kitap, 30 film, 15 tiyatro oyunu ve 25 mekan yorumu yazmışım. Teknik yazıları da etiketleyeceğim bir zaman bulduğumda.
Keyifli okumalar, iyi bayramlar, iyi seneler...

Çarşamba, Aralık 27, 2006

Mudurnu Restaurant, Ulus mekanYorum

Bir dönem çok daha yaygın olan zincir tavuk lokantalarından birisi Ulus'ta Küçük Tiyatro ve Oda Tiyatrosu ile komşu. Orhan Veli'nin de bir dönem yaşadığı binanın girişinde İstiklal Caddesi üzerinde. Çeşitli tavuk yemekleri sunuluyor. Yemekler ve ızgaralar lezzetli. Tavuk çevirme de var. Fiyatlar makul, porsiyonlar doyurucu. Özellikle tiyatro öncesi veya sonrası için ideal yerlerden. Ulus'a yolunuz düştüğünde iyi seçimlerden birisi. Afiyet olsun.
Mudurnu Restaurant Opera
İstiklal Caddesi (Küçük Tiyatro Yanı)
Opera - ULUS / ANKARA
tel (312) 311 40 14
(312) 310 15 55

Pazartesi, Aralık 25, 2006

Meşhur Cartlakçı Coşkun Usta, mekanYorum

Ciğer kebabını herkes sevmez. Kimileri kolestrol deposu olduğu için, kimileri temizliğine güvenmediğinden yemez ciğeri. Eğer ciğer severlerdenseniz o zaman çok hoşunuza gideceğini düşündüğüm bir yerden bahsedeceğim. Ankara'yı bilenler için adres öncesi tarifini vereyim öncelikle. Kızılay'dan Maltepe'ye doğru giderken yolun sağ tarafında, Demirtepe'ye gelmeden Moda Çarşısı vardır. Moda çarşısını geçince ilk sokak Sümer Sokak. Gazi Mustafa Kemal Bulvarı'nın ikiye ayırdığı Sümer sokağın Bakanlıklar tarafında kalan bölümü Sümer 2, Sıhhıye tarafında kalan bölümü ise Sümer 1 olarak adlandırılmış. Bahsedeceğim mekan Sümer 1 üzerinde.
Moda çarşısını geçince sağa döndüğünüzde yanyana sıralanmış dürümcüleri göreceksiniz. Coşkun Ustanın komşularında yemek yemediğim için yorum yazamayacağım. Ancak, Coşkun Usta işinin ehli gerçekten. Siparişinizi verdikten sonra masanıza kalın bir kağıt seriliyor, ardından çeşitli otlar, soğan ve turşu geliyor. Kebaplar (ciğer, adana ve çöp şiş) lavaşın üzerinde servis ediliyor. Biz çok beğendik. Afiyet olsun...
Meşhur Cartlakçı Coşkun Usta
Sümer 1 Sokak No:15/C Kızılay - ANKARA
tel (312) 425 53 90

Cenneti Beklerken, filmYorum


Derviş Zaim'in filmlerini izlemişler için şaşırtıcı bir film Cenneti Beklerken. Serhat Tutumluer ve Melisa Sözen başta olmak üzere güçlü oyunculuklar, İstanbul Kanatlarımın Altında gibi tarihi filmlerle kıyaslandığında başarılı eski İstanbul canlandırmaları, iyi seçilmiş mekanlar, dönemin havasını yansıtan kostümlerle iyi film için gerekli koşullar yerine getirilmiş. Kullanılan müzikler Rahman Altın imzasını taşıyor. Filmin genel havasını destekler nitelikte. 17. yüzyılda Osmanlı (istanbul) ve Anadolu'nun birbirlerinden ne kadar kopuk olduğu, bir yanda hanlar hamamlar içinde yaşanırken diğer yanda alabildiğine sefaletin varlığı vurgulanmış. İnsan hayatının iki dudak arasında olduğu o günlerde insan kalabilmenin zorlukları çarpıcı dille aktarılmış.
Filmde ön planda nakkaş Eflatun Efendi'nin yaşadığı aşk ve hayatta kalma mücadelesi varken arka planda nispeten daha adil davranacağını vaadeden Şehzadenin yaşadıkları görülüyor. Belki zorlama yorum olacak ama Şehzadenin kişiliğinde insanca yaşam ile sömürü arasındaki bitmez mücadelenin bir bölümü olarak yorumlanabilir bu alt hikaye. Burdan hareketle filmin sonunda nakkaşın çırağının bu düşe vurulmuş olmasını, Eflatun Efendi'nin çırağına söylediklerini farklı algılayabiliriz. Zaim'in sinemasını sevenleri şaşırtan, belki biraz üzen değişik bir yapım. İyi seyirler...

Cuma, Aralık 22, 2006

İvan İlyiç'in Ölümü, kitapYorum


Rus edebiyatının büyük ismi Lev Tolstoy'un 84 sayfalık dev eseri İvan İlyiç'in Ölümü ne zamandır okumak istediğim bir romandı. Ölüm üzerine düşündüğünüz mü daha önce bilemiyorum. Aslında soruda hata oldu biraz. Daha doğru hali ölümün ne olduğuna kafa yordunuz mu olacaktı. Ölümü anlamak beynimiz için çok olanaklı değil bence. Yok olma fikri, artık, en azından bildiğimiz şekildeki bir dünyada, var olmayacağı farketmek kolay değil. Kitap, ölüm, yaşam, yaşam boyu yaptıklarımız, yapmadıklarımız, içimize attıklarımız, onları kusma isteği ama son anda bile bunu yap(a)mamamız, yaşama isteği gibi çok derin konuları 84 sayfaya sığdırmış.
Romanı okurken İlyiç'le kendimi kıyasladım ister istemez. Umarım hayatımın son dönemlerini İlyiç gibi geçirmem. Sanırım roman kahramanı kadar ölüme yaklaşmadığım için (o kadar uzun süre bunu düşünecek kadar diye düzelteyim) ölüm, korkutucu gelmiyor. Hatta zaman zaman tüm koşuşturmaların, hengamenin biteceği yer olduğunu düşünüp ölümden öte köy yok diyorum kendi kendime.
İyi okumalar, iyi düşünmeler...

Perşembe, Aralık 21, 2006

11. Türkiye'de İnternet Konferansı


Türkiye'de internet başlıklı konferansların bu yıl 11.si düzenleniyor Ankara'da. 3 gün boyunca sürecek konferans ile ilgili ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin ev sahipliği yaptığı etkinlikte ilginç olacağını düşündüğüm bir çok sunum/panel var. Vakti olanlara duyurulur.

Meşhur Bursa Kebapçısı, mekanYorum

İstiklal caddesine Taksim meydanı tarafından girdiğinizde sol taraftaki dükkanlardan birisi Meşhur Bursa Kebapçısı. Lüks kebapçılarla kıyaslandığında oldukça sönük kalan dekoru, ödeyeceğiniz paranın, sunumdan ziyade içeriğe ve lezzete olacağının göstergesi gibi. Porselen tabaklar yerine eski tarz metal servislerde sunuluyor kebaplar. İstiklal caddesinin kalabalığından ve hızından bunalanlar için vaha sayılabilecek bir mekan. Afiyet olsun...
Meşhur Bursa Kebapçısı
İstiklal Caddesi No:45 Taksim - İstanbul
tel (0212) 249 93 72
(0212) 249 97 42
(0212) 249 92 59

Çarşamba, Aralık 20, 2006

Prime-time'a elveda mı?

Vestel'in bugün İstanbul'da düzenlediği basın toplantısı ile duyurduğu proje ilgi çekici. Milliyet gazetesinin internet sayfasında konu ile ilgili yazılan haberden kısa bir alıntı:
İsteğe bağlı görüntü (video) olarak çevirebileceğimiz VideoOnDemand adlı teknolojinin biraz daha ileri hali olan Push VideoOnDemand ile abonelerin kutularına (SetTopBox-STB) gönderilmiş olan ve kutunun sabit diskine kayıt edilmiş olan yayınları istedikleri zaman izleyebilecekler artık. Ülkemizde kablo yayıncılığı çok az geliştiği için örneklerini göremediğimiz teknolojiler bunlar. Sayısal karasal yayının yaygınlaşması ile birlikte bu ve benzeri yenilikleri ülkemizde de görmek isteriz.
Bu arada Vestel'i ve Vestel'in sahip olduğu MHEG-5 üzerinde uzmanlaşmış olan Cabot'u başarılarından ötürü kutlarım. Teknolojiyi kullanmak önemli elbette ancak asıl önemli olan bu teknolojiyi geliştirmek. Cabot ve Vestel bu konuda iyi örnekler. Umarım teknoloji geliştiren şirketlerimizin sayıları artar.

Salı, Aralık 19, 2006

No Doubt - Don't speak

Oldukça eski bir şarkı bildiğim kadarıyla. No doubt grubunun bildiğim ve dinlediğim tek şarkısı. Bir çoğumuz için de öyledir : Don't speak. Zülfü Livaneli'nin söylediği Sus öyleme bir şey söyleme artık diye başlayan şarkısını hatırlatıyor sözleri. Süper ses, vurucu sözler, etkileyici müzik. Sözler aşağıda. İngilizce ne yazık ki :(

You and me
We used to be together
Everyday together always
I really feel
That I'm losing my best friend
I can't believe
This could be the end
It looks as though you're letting go
And if it's real
Well I don't want to know

Don't speak I know just what you're saying
So please stop explaining
Don't tell me cause it hurts
Don't speak I know what you're thinking
I don't need your reasons
Don't tell me cause it hurts

Our memories
Well, they can be inviting
But some are altogether Mighty frightening
As we die, both you and I
With my head in my hands I sit and cry

Don't speak I know just what you're saying
So please stop explaining
Don't tell me cause it hurts (no, no, no)
Don't speak I know what you're thinking and
I don't need your reasons
Don't tell me cause it hurts

It's all ending I gotta stop pretending who we are...

You and me
I can see us dying...are we?

Don't speak I know just what you're saying
So please stop explaining
Don't tell me cause it hurts (no, no, no)
Don't speak I know what you're thinking and
I don't need your reasons
Don't tell me cause it hurts
Don't tell me cause it hurts! I know what you're saying
So please stop explaining
Don't speak,
don't speak,
don't speak, oh I know what you're thinking
And I don't need your reasons
I know you're good,
I know you're good,
I know you're real good Oh, la la la la la la La la la la la la
Don't,
Don't, uh-huh Hush, hush darlin'
Hush, hush darlin' Hush, hush don't tell me tell me cause it hurts
Hush, hush darlin'
Hush, hush darlin' Hush, hush don't tell me tell me cause it hurts

Cubana, Ankara mekanYorum

Ankara'da farklı mekan sayısı fazla değil. Birbirinin kopyası olanlar ise ilgi çekici değil. Hal böyle olunca Cubana, birbirine benzeyen sayısız mekan arasında sıyrılıyor bir çok özelliğiyle. Öncelikle burası sadece bir bar değil. Jose Marti Küba Dostluk Derneği'nin lokali. Girişte gördüğünüz Castro, Che posterleri duvardaki Küba haritası dekor olsun diye konulmamış yani. Ankara Konur sokak üzerinde, en eski Dost kitabevinin karşısında, Mülkiyeliler'in yanında, Nazım Kültür'ün olduğu binanın en üst katında Cubana. Tam adres ve telefon bilgileri aşağıda var zaten. Bira, şarap dışında Küba kokteylleri denemeye değer. Mohito özellikle tavsiye edilir.
Cubana'da canlı müzik yapılıyor çoğu gün. Biz Cuma akşamları Karavan adlı grubu dinlemeye gittik bir kaç kez. İlk bölümde İspanyolca şarkılar çalıyorlar. İkinci bölüm daha keyifli geçiyor. Konur sokağı tepeden seyrederken güzel müzik ve iyi servis edilen yiyecekler eşliğinde içeceğinizi yudumlamak isterseniz Cubana'ya gidin.
Cubana
Konur Sokak No 5 / Teras
tel (312) 419 81 50 - 419 85 23

Pazartesi, Aralık 18, 2006

Pardus

Bir süredir sayfamın başlığının hemen altında bir kutucuk görüyorsunuz. Tübitak Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü'nün (UEKAE) hazırladığı Pardus adlı işletim sisteminin tanıtım kutucuğu. Tamamen ücretsiz olarak dağıtılan bu işletim sistemi ile alışık olduğunuz (sıkça kullandığınız) işletim sisteminde yapabildiğiniz şeylerin büyük çoğunluğunu yapabilirsiniz. Üstelik işletim sistemini kurduğunuzda metin yazmak, tablo yapmak, sunum hazırlamak gibi işlerinizde kullanabileceğiniz Open Office adlı Türkçe yazılımın son sürümünü de ücretsiz olarak yüklemiş oluyorsunuz. Elbette bu da ücretsiz. Özellikle kaynak sıkıntısı çeken ülkemizde yüksek lisans bedelleri ödemek ile kopya yazılımlar kullanmak arasında sıkışanlar için oldukça ideal bir çözüm. Hem lisans ücreti yok hem de yasal.

Cuma, Aralık 15, 2006

Veda Vakti, filmYorum


François Ozon, Fransız sinemasının son dönemlerdeki önemli yönetmenleri arasında. Daha önceki filmlerinden 5x2, Havuz ve Kumun Altında'yı izlemiş ve Havuz dışındakileri sevmiştim. Veda Vakti ise ölümle genç yaşta yüzleşmek zorunda kalan eşcinsel fotografçının bu yüzleşme sonrası yaşadıklarına odaklanıyor. Melvil Poupaud'ın başarılı oyunculuğu, ölüm, yaşam, aşk, cinsellik ve kısaca yaşama dair her konu ile ilgili göndermelerle dolu usta işi bir film çıkartıyor karşımıza Ozon.
Kumun Altında'da ölüm temasını işliyordu. Ölümün, özellikle ansızın gelen ölümün kabullenilmesinin zorluğu üzerineydi Kumun Altında. Ancak o filmde geride kalan açısından anlatılıyordu hikaye ve geride kalan ömrünü birlikte geçirdiği kocasını yitiriyordu. Veda Vaktinde ise ölen (daha doğrusu ölecek olan) kahramanın kendisi. 31 yaşında başarılı moda fotografçısı savruk yaşamının son 3 ayına girdiğini öğreniyor birden bire.
Nefes aldığımız her anın ne kadar değerli olduğunu fark ettirecek sarıcı bir film.

Büyük Çekişmeler, Hal Hellman, kitapYorum


Büyük Çekişmeler / Bilim Tarihinden Seçilmiş On Tartışma
Hal Hellman
Çeviri:Füsun Baytok
Bilim tarihi ilginç tartışmalarla geçmiş. Bu tartışmaların bir bölümü bilim adamları arasında, bir bölümü ise bilim adamları ile din adamları arasında yaşanmış. Kitap, Papa VIII. Urban ile Galileo arasındaki tartışma ile başlıyor. Yazar, kronolojik sıra izleyerek oluşturulduğu on bölümde, bilim tarihi açısından önem taşıyan on tartışmaya yer vermiş. Bölümler birbirinden kopuk değil. Aslında böyle bir şey beklemek de pek doğru değil. Çünkü bilim çevresi aynı ve bir tartışmada taraf olan bilim adamları (özellikle eski dönemlerde bilim adamlarının bir çok farklı alanda çalışma yaptığı düşünüldüğünde) başka tartışmalarda da taraf olmuşlar. Bu tartışmaları yapan kişilerin kısa özgeçmişlerine de yer verilmiş kitapta. Bu sayede onları tartışmaya iten sebepler de görülebiliyor. Kişilerin yalnızlıkları, hırsları, dönemin koşulları, tartışmalardaki destekçiler sonuçlar üzerinde etkili olmuş.
Bilim adamları arasındaki tartışmalarda, aslında kaybeden taraf yok denebilir. Ancak, bilim ile din arasında, özellikle Darwin'in evrim teorisi ile başlayan (ya da netleşen) mücadelenin günümüde de sürdüğü görülüyor. Mühendislik eğitimimiz ve iş hayatımızda birer birim olarak karşımıza çıkan Joule, Becquerel, Newton, Kelvin gibi bilginlerin hayatlarının bir dönemi hakkında bilgi edinmek isteyenlere, bilim tarihinin geçtiği süreçleri görmek isteyenlere, genel kültürünü arttırmak isteyenlere öneririm.

Çarşamba, Aralık 13, 2006

Tavukçu Lokantası Karadeniz Mutfağı, mekanYorum

Kızılay'daki meşhur Tavukçu Lokantası'nın Emek-Bahçelievler'de şubesi açılmış. Aslında çok yeni değil anladığım kadarıyla, ama ben yeni gördüm. Kızılay'daki Tavukçu ile adı dışında benzerlikleri yok. Burada alkol yok. Dekorasyon oldukça şık. Salaş görünüm yok. Ortak yanları ise lezzetli yemekleri. Kara lahana çorbasını daha önce tatmadıysanız iyi bir seçim olmayabilir. Akçaabat köftesi lezzetli. Hamsinin porsiyonu 7 YTL. Bence yüksek özellikle hamsi için. Çorba 3 YTL. Afiyet olsun...
Tavukçu Lokantası Karadeniz Mutfağı
Kazakistan Caddesi (4. cadde) No:158/A
Emek - ANKARA
tel (0312) 222 92 66
(0312) 222 93 66

Eski bohçadan Kestaneli Lezzet Topları

Eski bohçadan (yani eski web sayfamdan) zaman zaman aktarımlarda bulunacağımı yazmıştım. Hazır mevsim kestane mevsimiyken, aşağıdaki güzel tarifi paylaşayım istedim. Tarifin sayfaya yazıldığı dönemde sayısal fotograf makinemiz yoktu. Bu nedenle, sonucun fotografları yok. Bir daha yapınca söz :)

Malzemeler

1 kg Kestane, 2 Adet Çikolata, 10 Kaşık Şeker, Hindistan Cevizi, Yarım Çay Bardağı Süt

Yapılışı

Öncelikle bu lezzetli tatlıyı bulduğu ve yaptığı için sevgili eşim Evren'e teşekkürler. Kestaneleri çizip kaynatıyoruz. Düdüklü tencere kullanırsak daha kısa sürede kaynıyor. Kestaneleri soyduktan sonra karıştırıcıya koyup üzerine şeker ekliyoruz. Şeker ve kestaneler karışınca hamur kıvamına geliyor. Kestane hamurundan küçük toplar yapıyoruz. Toplarımızı bulayacağımız sos için çikolataları su dolu kap içerisine koyduğumuz ikinci bir kabın içerisinde eritiyoruz. Az miktardaki sütü bu karışıma katıyoruz. Lezzet toplarını çikolata sosuna batırıp biraz soğumaya bırakıyoruz. Son olarak üzerine hindistan cevizi döküyoruz.

Afiyet olsun...

Salı, Aralık 12, 2006

Tele Metin (Teletext)

Tele Metin (Teletext)
TARİHÇE
1970?li yıllarda İngiltere?de başlatılan araştırma çalışmaları sonucunda 23 Ekim 1972 tarihinde BBC, CEEFAX isimli bir sistemin duyurusunu yaptı. Aynı yıl ITV, ORACLE isimli sistemini duyurdu.
1973 yılı Mart ayında ilk deneme yayınları yapılmaya başlandı. Aynı yıl BBC ile ITV teleteks sisteminin özellikleri üzerinde anlaşma yaptılar.
1974 yılında CEEFAX, 30 adet sayfa ile kamusal Teleteks Servisi vermeye başladı. ORACLE da aynı yıl yayına başladı.
1975 yılında BBC, BBC Engineering Information Sheet 4008(5) isimli yayını ile CEEFAX iletim formatının detayları hakkında bilgi verdi.
1976 yılında yayımlanan CEEFAX index ile daha dikkat çeken sayfalar yapmak olanaklı hale geldi.
1977 yılı sonlarında teleteks yayını halkın ilgisini çekmeye başladı. İlk harici adaptörlerin satılması da bu döneme rastlar.
1979 yılında İngiltere?de teleteks adaptörlü televizyonların satışının artması ile birlikte Düzey 2 teleteks hizmeti çıktı.
1980 yılında ORACLE teleteks sistemine reklam almaya başladı.
1980?li yıllarla birlikte İngiliz hükümeti teleteks yayınını desteklemeye başladı. İngiltere?de Teleteks?li televizyon sayısı 1982 yılında 1.5 milyona, 1985 yılında 2 milyona ulaştı. Aynı yıl BBC Araştırma ve IBA Mühendislik teleteks buluşundan ötürü Kraliçe tarafından ödüllendirildi.
1980?li yıllarda altın çağını yaşayan teleteks sistemi
1990?lı yıllarla birlikte durgun bir döneme girdi. Artık Veri Yayıncılığı?nın devri başlıyordu.
1990?ların başında video cihazları ?akıllı? olmaya başladılar. Bu akıllı cihazlar PDC (Programme Delivery Control) kontrolü ile teleteks sistemi üzerinden aldığı verilerle istenilen programın kayıdını yapar hale geldi.
1990 yılların sonuna doğru gelişen uydu sistemleri ile birlikte kanallar kendi teleteks hizmetlerini diğer ülkelere taşımaya başladılar.
1999 yılında, 25. doğum gününde, teleteks sistemi yeni bir forma büründü: Sayısal Teleteks ( Digital Teleteks ) Sky TV ilk ?aktif metin? servisini başlattı.
TEKNİK ÖZELLİKLER:
Bu bölümde teleteks sisteminin temel çalışma mantığını anlatmaya çalışacağım. Teleteks, izleyicilerin gerçekleri (bu kelime BBC?nin CEEFAX sistemini tanıtmak için kullandığı 1975 tarihli belgeden alınmıştır) televizyon ekranlarında yazılmış ve çizilmiş olarak görmelerini sağlayan bir sistemdir. Bir teleteks yayınını iki ana bölümde inceleyebiliriz. İlk bölüm teleteks sayfalarının hazırlandığı sunucu bölümü, diğeri de yayının alındığı alıcı bölümü.
Sunucu Bölümü: Bu bölümde, yayınlanacak sayfalar hazırlanır ve veri tabanında saklanır. Hazırlanan sayfaların televizyon sinyaline uygun olarak düzenlenmesi, teleteks sayfalarını oluşturan veri paketlerinin televizyon sinyali ile birleştirilmesi ve birleştirilen tek sinyalin yayına verilmesi işlemleri de sunucu bölümünde gerçekleştirilen işlerdir.
Alıcı Bölümü: Bu bölümde teleteks kod çözücülü televizyon alıcısı tarafından alınan televizyon sinyali içerisindeki teleteks kodunun çözülerek izleyici istediğinde ekrana yansıtılması işi yapılır. Türkiye'de de kullanılan PAL sisteminde, her kare 625 satırdan oluşmaktadır. Pal sisteminde, ekran oluşturulurken 50 satır, resim bilgisi içermeyen siyah sinyali olarak gönderilir. Bu satırlara Dikey Karartma Boşluğu (VerticalBlankInterface-VBI) adı verilir. Teleteks ve diğer veri yayıncılığı alanlarında bu 50 satır kullanılmaktadır. Karartma boşluğunda 7-22 ve 320-335 satırlar arası kullanılabilir. CEEFAX ilk çıktığında 17-18 ve 330-331. satırları kullanmaktaydı. Her sayfa 24 satır ve 40 sütundan oluşmaktadır. İlk satır sayfa üst bilgi satırıdır ve 32 karakter içerir. Her bir sinyal ile birlikte iki satır gönderilir. Her sinyal 50 Hz frekansında gittiğine göre 24 satırlık bir teleteks sayfasını gönderme 0,24 saniye sürer. Her teleteks sayfası 24 satır içermeyebilir. Daha kısa satırlardan oluşan sayfalar vardır. Bu sayfaların sonuna özel kodlu satırlar eklenir. Bu nedenle bir sayfanın yüklenmesi daha kısa da sürebilir. Bir tam tur zamanını hesaplayabilmek için: Her sayfanın kaç satırdan oluştuğunu, sayfaların yayınlanış sırasını, sayfaların yayınlanış kurallarını (her sayfanın tur içerisindeki tekrar sayısını, sayfa numarası 100 olan indeks sayfasını, genellikle tur içerisinde birden çok kez tekrarlanır), bilmek gerekir.
TÜRKİYE'DE TELEMETİN:
Türkiye?de teleteks yayıncılığını, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu başlatmıştır. 3 Aralık 1990 tarihinde deneme yayını olarak başlatılan teleteks hizmeti (TELEGÜN) bu gün geniş içeriği ile bir bilgi kaynağı haline gelmiştir. TRT?nin öncülüğü ile Türkiye?de tanınmaya başlayan sistem, kod çözücülü televizyon sayısının artmasına paralel olarak diğer yayın kuruluşları tarafından da verilmeye başlanmıştır. 1991 yılında 184.159 olan teleteks?li televizyon sayısı 1996 Mayıs ayı sonunda 4.787.911 olmuştur. 1992 yılında, yani yayına çıktıktan iki yıl sonra, kültürel etkinliklerin programlarının verildiği bir bölümü hizmete sunulmuştur. 1992 yılındaki Barcelona Olimpiyat Oyunları ile ilgili bilgilerde teleteks kullanıcılarının hizmetine sunulmuştur. 1993 yılında kitap eleştirilerinin ve yeni çıkan kitaplarla ilgili bilgiler, önemli günler, resmi gazete haberleri, ekonomi haberleri, para ve döviz ile ilgili bilgilerin yer aldığı bölümler hizmete sunulmasıyla toplam sayfa sayısı Mart 1993?de 450?yi bulmuştur. Günümüzde eklenen yeni bölümlerle (son olarak turizm sayfaları eklenmiş) en kapsamlı teleteks içeriği TRT tarafından verilmeye devam edilmektedir.
KAYNAKLAR:
1.European Telecommunication Standard Enhanced Teletext Specification (ETS 300 706) 2.Teleteks Tanıtma Semineri Notları ETSI Technical Report Television systems; Register of Country and Network Identification (CNI) and of Video Programming Systems (VPS) codes. (TR 101 231 V1.2.2)

Pazartesi, Aralık 11, 2006

e-imza

Elektronik imza sempozyumu vardı geçtiğimiz hafta Ankara'da. Gazi Üniversitesi ile Telekomünikasyon Kurumu (TK) ortaklaşa düzenlemişler sempozyumu. Birbirinden ilginç deneyimler paylaşıldı iki gün boyunca. Görünen o ki e-imza ile ilgili temel sorun ne teknik, ne yasal. Sorun biraz yumurta tavuk sarmalı gibi. Yani uygulama olmadığı için e-imza almıyor kimse, e-imza yaygın olmadığı için uygulamalar yaygınlaşmıyor (özellikle bankacılık ve finans sektöründe). Bu sarmal nasıl kırılır? Bir başlangıç uygulaması bulmak gerekiyor.
Sempozyumda dile getirilmeyen bir ilginç fırsat DVB-T ile birlikte satın alınması gerekecek Set Üstü Kutularla akıllı kartların okunabilecek olduğu gerçeği. Eğer doğru kutular ve konfigürasyon seçimi yapılırsa ve e-devlet uygulamalarının bir kısmı DVB-T platformuna taşınırsa beklenmedik bir hızla e-imzanın yaygınlaşması sağlanabilir. Bu konuda İtalya örneğinin iyi incelenmesi gerekiyor.

Perşembe, Aralık 07, 2006

IPTV, BT Vision

Internet Protocol Television (IPTV) hizmetleri Avrupa'da yaygınlaşmaya devam ediyor. Son örnek İngiltere'den. Diğer örneklerde olduğu gibi bu sefer de telekom operatörünün sunduğu bir hizmet ile karşı karşıyayız. IPTV'de geniş bant ağ altyapısı kullanılarak izleyiciye verilen özel bir kutu aracılığıyla çeşitli şifresiz kanallar izletiliyor. Aynı zamanda isteğe bağlı video (Video On Demand), izle öde (pay per view) ve kutunun üzerindeki diske kayıt olanakları da sunuluyor. BT Vision adlı serviste Microsoft TV ara yazılımı kullanılmış.
Konu ile ilgili ayrıntılar için aşağıdaki bağlantılardan yararlanabilirsiniz.
http://www.btvision.bt.com/index.html
http://www.streamingmedia.com/press/view.asp?id=5846
Ne diyelim darısı ülkemizin başına :)

Çarşamba, Aralık 06, 2006

Sabah gazetesi, tıkla dinle


Teknolojik gelişmeler insanların yararına kullanıldığında işe yarıyor. Bunun en güzel örneklerinden birisini Sabah gazetesinin internet sayfalarında görebilirsiniz. Aslında duyabilirsiniz demek daha doğru. İstediğiniz yazı ya da haberi dinleyebiliyorsunuz Sabah'ın sayfalarında. Bu servise sesli haber sistemi adını koymuşlar.
Ne gerek var demeyin. Benim de sıklıkla kullandığım bir hizmet. Bir şeylerle uğraşırken alttan gelen haber okumaları işimi kolaylaştırıyor. Engelliler ve okur yazar olmayanların da kullanabileceği bir hizmet.

Nazım Kültür Ajandası

İlkini bu yıl kullandığım ve büyük keyif aldığım Nazım Ajandası'nın 2007 yılı için hazırlananını bu gün aldım. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı tarafından hazırlanan Nazım Kültür Ajandası, aylar içersine serpiştirilmiş şiirlerle, takvime işaretlenen özel günlerle yılı daha keyifli geçirteceğe benzer. Spiral ciltli ve taşınabilir boyutlarda (A5 galiba) tasarlandığı için kullanımı kolay. Ajanda kullanma alışkanlığınız varsa kesinlikle tavsiye ederim. Ankara'da İmge Kitabevi'nden alabilirsiniz (Bedeli 10 YTL).
Vakfın internet sayfası henüz yapım aşamasında. Ancak iletişim bilgilerinin yer aldığı bir resim var sayfada. Ayrıca, e-posta gönderilerinize çok hızlı yanıt alabiliyorsunuz...
Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı
Sıraselviler Cad. No:48 Hrisovergi Apt. Kat:1 Taksim İstanbul
tel (212) 252 63 14 - 15

Pazartesi, Aralık 04, 2006

Puslu Camın Arkasından, Sadun AREN, kitapYorum


Anı kitapları okumayı seviyorum. Özellikle Türk siyasi tarihinde rolü bulunan kişilerin yazdığı anı kitapları, günümüz Türkiye'sini anlamak için iyi olanaklar sunuyor. 84 yıllık yaşamının önemli bir bölümünü sosyalizm mücadelesi içerisinde geçirmiş Sadun AREN'in anıları, sol tarihe ışık tutuyor. Türkiye İşçi Partisi yıllarını, Mehmet Ali Aybar'la olan mücadelelerini içtenlikle anlatmış Aren. Anlatmış derken, kelimenin tam anlamıyla anlatmış. Kitap, Aren'in anlatımlarının ses kayıtlarından yapılan düzeltmelerle oluşturulmuş. Böyle olunca oldukça hızlı okunabilen sohbet tadında bir eser meydana gelmiş.
Kitabın son bölümleri, Aren'in günümüzde sosyalizm yolunda verilecek mücadelelerle ilgili görüşlerini içeriyor. Bu bölümleri tek başına okuduğunuzda sosyalizmden vazgeçmiş, özelleştirme yanlısı (kitapta bu yöndeki fikirlerin iktisadi nedenlerini iyi incelemek lazım) deyim yerindeyse geçmişte yaptığı hataların farkına varmış bir eski tüfeğin anıları sanabilirsiniz. Aslında dikkatli okunduğunda son bölümü tek başına okusanız bile böyle bir kanıya ulaşmak olanaksız. Ancak, Sadun Aren'in tespitleri uygulamada yapılan hatalara yönelik. Geçmişte sosyalist devrim olana kadar bir çok sorun tartışılmazken, günümüzde var olan sistem içerisindeki iyileştirme çabalarının mücadeleye katkı sağlayacağını söylüyor Aren ve
aşağıdaki kısa alıntıdan da anlaşılacağı gibi hala sosyalist olduğununun altını çiziyor.
Sosyalizm öyle kurulacak bir şey değil, bir yaşama biçimi. Oraya yaşanarak gelinir. Bundan dolayı da küreselleşmeyi olumlu bir aşama olarak görüyorum. Çünkü sosyalizmin barışçılığı, sömürünün ortadan kaldırılışı olursa, global çapta olur. Dünyanın başka yerinde vahşet varken, siz kendi ülkenizde sosyalizm yapamazsınız. Onun için bu tür sosyalizmin bir ön gereği de globalleşmedir. Globalleşmeye bağlı olan her şey insanlığın kazanımıdır. İnsanlığın ileri atılmış bir adımıdır. Eski tip sosyalizmi bu bakımdan biraz geri buluyorum.

Sol hakkında kelam edenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Geçmişte bu uğurda mücadele vermiş olanların deneyimlerini paylaşmalarının yararı bu kitapla bir kez daha görülüyor. Puslu Camın Arkasından'ı herkese öneririm. İyi okumalar...

Takva, filmYorum

Erkan Can, Gemide filminden bu yana takip ettiğim ve çok başarılı bulduğum oyunculardan. Mahallenin Muhtarları dizisindeki Temel karakterindeki rolünün sahip olduğu olanakları sergilemeye uygun olmadığını düşündüm Gemide'deki rolünü izleyince. Televizyon dizileri ile filmler farklı oluyor elbette.
Zor bir konuyu, oldukça başarılı bir şekilde yansıtmış yapımcılar. Dünyanın her yerinde din ile ilgili filmler yapmak zor iştir. Hele ülkemizde, bu günlerde, böyle bir konuyu ele almak başlı başına bir cesaret. Filmi izleyince bu zor işin altından kalmak için çok akıllıca bir yol izledikleri görülüyor. Olayları Muharrem Efendi (Erkan Can) gözünden izleyince tarikatın dünyevi işlere ne derece bulaştığını bilemiyoruz. Tarikatların Ankara ile ilişkileri ve büyük mal varlıkları dışında olumsuz olarak değerlendirilebilecek bir gönderme yapılmamış. Muharrem Efendi'nin bu tür durumları farketmesi olanaklı olmadığı için filmde böyle bir şey görmüyoruz.

Tek amacı iyi insan olmak olan Muharrem Efendi, bu amaca ulaşmak için din kurallarına harfiyen uyup kendini günaha sokacak dünyevi işlerden olabildiğince uzak durmaya çabalıyor ömrü boyunca. Ancak, bu mücadelesinde bir yere kadar başarılı olabiliyor. Geceleri rüyasına giren gizemli kadının gerçek kimliğini öğrendiğinde ipler kopuyor.
Olağan üstü performansıyla Erkan Can, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filmindeki rolünü anımsatan bir oyunculukla Güven Kıraç, görmüş ve ermiş bir şeyh yorumuyla Meray Ülgen ve Settar Tanrıöğen'in filme katkıları büyük. Zikir sahneleri, dozunda kullanılan etkileyici müzik, oldukça etkileyici görüntülerle Takva Türk sinema tarihinde önemli yer tutacak bir film...

Cuma, Aralık 01, 2006

Dondurmam Gaymak, filmYorum


Muğla halkının amatör oyunculuğu, Yüksel Aksu'nun azmi ile birleşince seyrine doyulmayan bir film çıkmış ortaya. Dağ köylerinde kendi yaptığı dondurmayı satarak geçinmeye çalışan Ali, bir yandan ev halkının inançsızlığı ile bir yandan geçim sıkıntısı ile uğraşmaktadır. Ancak, asıl derdi fabrikasyon dondurmaların sektörü kaplaması ve satışlarının gün geçtikçe düşmesidir.
Film, iki gün içerisinde geçiyor. Ali'nin motorunu kaybetmesi ve bulması hikayesi anlatılan. Yer yer anlaşılması güçleşen yöresel şive, kimi yerde göze batan kameraya bakmalar ama film boyunca hiç yitmeyen sıcaklık ve samimiyet. Dondurmam Gaymak'ın kısa özeti budur bence. Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin köydeki temsilcisinin gomünistçe uyarılarına aklı yatan ancak son tahlilde aileden Demirelci olduğunu söyleyen Ali'nin traji komik hikayesi görmek, amatör ruhla çekilmiş başarılı bir film izlemek için acele edin.