Pazartesi, Kasım 06, 2006

Bahçemdeki Ayı, tiyatroYorum


Uzun zamandır gitmek istediğimiz, ama bir türlü fırsat yaratamadığımız Bahçemdeki Ayı isimli oyuna sonunda gittik. Salonun girişinde, 300. temsil olduğunu gösteren afiş, az da olsa endişelendirdi bizi. Çok tutan oyunlara ilişkin ön yargıya sahibiz. Genel beğeniyle pek uyuşmuyor görüşlerimiz. Çoğul yazmama bakıp kendimden söz ederken birinci çoğul şahıs kullandığım sanılmasın. Ben ve eşimden bahsettiğim için biz diye yazıyorum :)
Şinasi sahnesi, Ankara'nın büyük salonlarından sayılır. Salon, 300. temsil olmasına karşın tam doluydu. Hatta koltukların yanına sandalyeler eklenmişti. Toplam 150 dakika süren (iki buçuk saat) oyunun ilk perdesi 90 dakikaydı. Tiyatro eserlerinde, her şeyi izleyicinin gözüne sokan tarzı oldum olsası sevmedim. Karakterlerin teker teker sahnede görünüp kendilerini, özlelliklerini tanıtan bölümle başlayan Bahçemdeki Ayı'da bu özellik çok belirgindi.
Aşırı abartılmış karakterler (özellikle Cabbar), rahatsız eden bir argo, zekice olmayan, güldürmeyen espirilerle uzun ve sıkıcı bir ilk perde geçti. İkinci perde ilk perdeye göre daha hareketli ve akıcıydı. Özellikle Neşe'nin standup yaptığı bölümler, izleyiciyi oyunun içine dahil etmekte başarıyla kullanılmış. Neşe rolünde Miraç Eronat Erbil ve Yapıncak rolünde Benian Dönmez başta olmak üzere oyuncular rollerinin hakkını veriyorlardı. Son söz olarak oyunun tanıtımında Zorbalığa ve ahlaksızlığa başkaldıran manik depresif bir kadının eğlenceli öyküsü.yazsa bile oyunda manik depresif birini görmek, hastalığa ilişkin bir oyun beklemek hata olur. Öğretici tazrı fazlasıyla rahatsız edici olan oyun genel izleyici tarafından beğenilse bile bizim beklentimizi karşılamadı.

Hiç yorum yok: