Cumartesi, Ekim 14, 2006

5 vakit, filmYorum


Reha Erdem'in Korkuyorum Anne filmini izlemiştim. Genellikle iç mekanda geçen, birbirine komşu hayatların anlatıldığı, çok başarılı görüntülere sahip neşeli/hüzünlü bir filmdi Korkuyorum Anne. Bu kez köy yaşamına çevirmiş kamerasını Erdem. Beş Vakit'te birbirinden başarılı çocuk oyunculara deneyimli tiyatrocular ve sağlam adımlarla ilerleyen yeni yıldızlar eşlik etmiş. Oyunculukların yanı sıra görüntüler de görülmeye değer. Çanakkale'nin eşsiz manzarasını gökyüzünün bulutlarıyla birleştiren sahneler soluk kesici. Özellikle filmin sonundaki güneşin doğuşu sırasındaki manzara etkileyici. Köy yaşamının tek düzeliğini ve sıkıcılığını anlatmak için olsa gerek yavaş ilerliyor film. Klasik müziğin kimi yerlerde filmin akışıyla tezat tınıları kimi yerlede filmin önüne geçmiş.

Köylerde yaşam, tıpkı filmde aktarıldığı gibi ezan saatlerine göre işliyor. Bu yaz görme şansı bulduğum eşimin köyünde de aynı şeyi düşünmüştüm. Büyük kentlerde yaşadığımız tüm koşuşturmaya inat ezan vakitlerine bölünmüş hayatlarda dinginlik var. Küçük yerler, dingin olmakla birlikte sıkıcı da olabiliyor. Hele ki ergenliğe adım atma yaşındaysanız. Filmde, çoban ile birlikte, dört çocuğun gözünden köy hayatının bir kesiti sunuluyor. Belirgin giriş gelişme sonuç kurgusu yerine ezan vakitleriyle bölünmüş ya da belirlenmiş hayat kesitleri anlatılmış. Kurgu da, senaryo ve yönetmenlik gibi Reha Erdem'e ait.

Filmin açılış sahnesi ile final sahnesinin birbirine çok benzemesi, köy hayatının tekdüzeliğini vurgulaması bakımından kaydadeğer. Sinemayı, haftasonu arkadaşlarla buluştuğunda vakit geçirmek için bir eğlencelik olarak görenlere önermeyeceğim bir film.

Hiç yorum yok: