Pazartesi, Eylül 04, 2006

kısa ara sonrası tekrar merhaba

Değerli okuyucularım,
Bir süredir yazamıyordum. Aslında bir hafta kadar ayrı kaldık, bana daha uzun gibi geldiyse bile. Ankara'dan epey uzaklardaydım bu bir hafta boyunca. Hem fiziki olarak, hem de kafa olarak. Elazığ'ın Ağın ilçesine bağlı eskiden Andiri köyü iken şimdi Akpınar mahallesindeydim.
Su suvarmanın (bahçe sulamak) en sıcak gündem maddesini oluşturduğu, insanların ömürlerinin son baharında olmalarının verdiği durgunluk ve olgunlukla konuştuğu yerdeydim. Otomobil sesi yerine karga gaaaklaması ile uyanmak, Ciyiğe gidip su getirmek, bahçelerde bağlarda dolaşıp üzümün deyip-deymediğini kontrol etmek, bu arada üzüm yiyen domuzlara öfkelenmek gibi önemli işlerle uğraştım. Gerçi son iki gün yılan sokması yüzünden ölen olduğunu duyunca biraz korkunca pek dolaşamadım ama olsun. Bir haftalığına yoktum buralarda belki ama sanki bir ay geçti ben gideli...
Enver Gökçe, Kemaliyeli (Eğin) şairin aşağıdaki şiirini, oralara gidince anladım. Ahmet Kaya tarafından bestelenen şiir Keban barajı sırasında su altında kalan köylere yakılan ağıt gibi.
VE DE "GAVUR İÇİNDE YESİRDİLER"
Hepten
Suya
Verdik
Çünkü
Suyu
Yoktu.
Toprağı
Gazı
Tuzu
Işığı
Yoktu
Bu
Köyleri
Suya
Verdik
Eli
Ayağı
Tekerleği
Kağnısı
YoktuVe
Atı
Arabası
Yoktu
Bir
Kaç
Kıl
Keçi
Bir
Torba
Çökelik
Ve
Tulum
Peynirine
Hasrettiler...Ve
De
"Gavur
İçinde
Yesirdiler"
Sanki
Çarıklarını
Yemiştiler
Gün
Olmuş
Ve
Dut
Kurusu
Süpürge
Tohumu...
Haybedendi
Yaşamları
Ümmiydiler
Gurbetçiydiler
Gülmemişti
Hiç
Biri...Ve
Soğuk
Asvan
Pulur
Hıdır-öz
Ve
Huni
Su
Payriği
Zalbar
Ve
Pul
Ve
Güci
Kırani
Haskini
Henisik
Hulmin
Karapınar
Ecüzlü
Vahşin
Venk
Ve
Payamlı
Ve
Süderek
Haritadan
Silindiler
Bir
Sabah...

Hiç yorum yok: