Cumartesi, Eylül 16, 2006

200'e 4 kala Trabzonspor-Ossasuna maçı

Futbolla fazla ilgili birisi değilim. Yıllardır, sebebini benim de bilmediğim, Trabzonspor taraftarlığım var. Trabzon'lu değilken Trabzonspor'u tutmak çok anlaşılır olmuyor ama türümün tek örneği sayılmam.
Geçen gün Ossasuna ile oynadığımız UEFA kupası maçını izledim. Organize atak yapma konusundaki sıkıntımızın sürmekte olduğunu görünce endişelendim. Endişemde haksız olmadığımı ilk golü yediğimizde anladım. Ossasuna'lı topçulardan birisi 5 dakika içinde 2 sarı kart görüp oyundan atılınca ümitlensem bile, Gökdeniz dışında maçı kazanmak istiyor görünen oyuncumuzun olmadığı gerçeği karşısında beraberliğe razı olmuştum. Taa ki ikinci golü yiyinceye kadar. Göstere göstere gol nasıl atılır sorusunun yanıtı verdi Ossasuna'lı topçular. Bir yerde iyi de oldu belki. Gökdeniz'in golü hareket getirdi takıma. İkinci, yani beraberlik golümüz ise enteresandı. Ankaragücü'nden transferimiz Umut, ceza alanı içinde beklerken korner atıldı. Gökdeniz'in ortasına altı pas dışından vurduğu isabetli kafa şutu ile kaleciyi çaresiz bıraktı yeni transferimiz.
Ne diyelim orada atılacak ilk gol çok şeyi değiştirir. Gruplara kalırsak hem ülkemiz hem Trabzon için iyi olur...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben de Trabzon'lu değilim ama TS'luyum.

Sorduklarında "Hayatta bir kez takım tutulur, ben de tutmuşken en iyisini tutayım dedim" diye açıklıyorum "Neden?" sorusunu. :)