Pazartesi, Ağustos 14, 2006

Villa Carla'ya (Datça) devam - 2

Villa Carla ile ilgili yazımı 2006 yılında eklemiştim. 2008 yılında tesisin otel olarak hizmet vermeyeceğini duyurmak beni üzüyor. Doğal güzelliklerin kalıcılığı açısından girdiyi silmiyorum...
SadeceÖzgür
Villa Carla ile ilgili yazacak çok şey var. Artık aklıma geldikçe, Ankara'dan bunaldıkça yazarım. Öncelikle çok sıcak, kendinizi evinizde hissedeceğiniz bir ortam var. Zaman zaman otelde olduğumu unutup, mutfağa girip yemeğe yardım etme isteği duydum. Belki bu isteğimi söylesem izin verirlerdi, artık seneye inşallah :) Otellerde bizi en çok rahatsız eden yüksek sesle çalan müzikler. Hem çalınan şarkılar bizim dinlediklerimiz olmaz, tesadüfen sevdiğimiz bir şey çalsa bile çok yüksek sesli oluyordu. Villa Carla'da müzikleri sanki ben seçiyordum. Hem gündüz havuz başında hem akşam yemekte çok güzel seçilmiş müzikler, insanı hiç rahatsız etmeyecek bir seviyede çalınıyordu.
Arzu Hanım'ın adını anmadan yazıyı bitirirsem büyük haksızlık etmiş olurum. Bülent Bey (otelin işletmecisi) ve Müfit Bey (otelin sahibi) alınmasın ama otel için manzarası ne kadar önemli ve belirleyici ise Arzu Hanım'ın güler yüzü, sıcak kanlılığı ve hiç bitmeyen enerjisi en az manzara kadar önemli. Aslında başarılı bir mimar olan Arzu Hanım, kışları Datça'da mimarlık yaparken yazları Villa Carla'da çalışıyor. Sabahtan akşama bitmeyen enerjisini Datça'nın insanı bunaltmayan havasına ve yaptığı işi sevmesine bağlıyorum. Kimbilir bu yazıyı okuyunca kendisi de yorum yazıp bu enerjinin sırrını açıklar:)
Bir de Zeyna'yı tanıtmak lazım. Kendisi bir Sibirya Kurt'u. Sibirya'nın soğuğunda yaşayan akrabalarının aksine Datça'da yaşıyor. 5 yaşında olgun ve cana yakın bir dişi. Kim Zeyna diye seslense hemen sevilme pozisyonuna geçiyor. Aşağıdaki pozu sevilme sırasında verdi...

Hiç yorum yok: