Cumartesi, Haziran 03, 2006

Yeni yayın teknolojileri

Yayıncılıkta yeni gelişmeler olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Ankara ve İstanbul'da deneme yayınlarına başlanan DVB-T (Digital Video Broadcasting-Terresterial) Sayısal Karasal Yayın bunlardan birisi. İlk duyurusu sırasında bir takım yanlış anlaşmalara sebep olsa bile yavaş yavaş ne olduğu ve ne olmadığı anlaşılıyor. Takip edenlerin hatırlayacağı gibi sayısal uydu yayını sektöründe çalışan firmalar, çanak anten ve sayısal uydu alıcısı üretenler, ortak ilanlar vererek yeni başlayan DVB-T yayınlarının uydu yayınları ile ilgisi olmadığını, uydu yayıncılığının yerini alamayacağı açıkladılar.
İşin teknolojisine fazlaca girmeden, olabildiğince sade açıklamaya çalışayım neler olup bittiğini. Öncelikle belirtmekte yarar var: DVB demek sayısal yayın demektir. DVB sonrası gelen harf yayının hangi ortamdan gönderildiğine göre değişir:
DVB-S: En çok bilinen ve bir çoğumuzun kullandığı sayısal uydu yayınlarıdır (Satellite)
DVB-C: Ülkemizde bir türlü uygulamaya geçememiş sayısal kablo yayıncılığıdır. Kablolu TV üzerinden sayısal yayıncılık (Cable)
DVB-T: Ankara ve İstanbul'da deneme yayınlarına başlanmış, 2009'a kadar nüfusun önemli bir bölümüne yayınlaştırılmaya çalışılan, 2014'e kadar tüm ülkede kullanılmaya başlanacak sayısal karasal yayıncılıktır. (Terresterial)
DVB-H: El tipi cihazlara yönelik olarak daha fazla sıkıştırma teknikleri kullanılarak oluşturulan yayındır (Hendheld).
Anlaşılacağı üzere bu yayınların hepsi sayısal (digital). Ancak, elbette kullanılan ortamın sağladığı bant genişliği nedeniyle gönderilebilecek yayın sayısında (izlediğiniz kanallar-ATV, Kanal D, TRT gibi) sınırlar ve farklılıklar var. Uyducular en çok bu farkın üzerinde duruyorlar ve bu fark (DVB-T'de frekans başına 4-6 televizyon kanalı gönderilebilir) nedeniyle DVB-T'nin yaygınlaşsa bile uyduya rakip olamayacağını ileri sürüyorlar. Oysa iş biraz farklı.
DVB-T'nin uyduya rakip olma gibi bir amacı zaten yok. Günümüzde, özellikle büyük kentlerde, bir çok televizyon analog vericileri kullanarak belirli frekanslardan yayın yapmaya çalışıyor. Bunu yapabilmesi için şehrin hakim tepelerine kuleler dikip üzerine verici yerleştiriyor. İstanbul'da Çamlıca tepesine bakmanız neden bahsettiğimi anlamanız için yeterli olacaktır. Ankara için ise Yenimahalle-Şentepe ile Dikmen iki örnek. Bu analog vericilerin kullanmakta olduğu frekansları yollardaki şeritlere benzetebiliriz. Çok şeritli bir yol var elimizde. Ancak ne kadar çok şeritli olursa olsun sınırlı sayıda şerit (frekans) olduğu için kanal sayısının da sınırlı olması kaçınılmaz. Eğer aynı şeritten bir den fazla araç (kanal) gidebilirse toplam kanal (araç) sayısını arttırabiliriz. DVB-T'de aynı frekansı 4 ile 6 televizyon yayını kullanabilir. Sayının 4 mü 6 mı olacağı gönderilmek istenen yayının ne kadar kaliteli gönderilmek istendiğine bağlı olarak değişecektir. DVB-T ile analog yayınlarda kullanılan verici güçlerinde de ciddi düşüşler olacaktır. Bu da enerji tüketimini azaltan etki yapacaktır. Hem aynı vericiyi kullanarak 4 kanal gönderdiğinden hem de daha düşük güç tüketimi yaptığından zaman içerisinde sayısal yayın ciddi tasarruflar sağlayacaktır. Etkileşimli TV, VideoOnDemand (İsteğe Bağlı Video), televizyon bankacılığı, mesajlaşma vb bir çok yeni uygulama çok daha kolay ve uygulanabilir hale gelecektir. Yakın zamanlı Hürriyet Gazetesi'nde, Doğan Yayın Holding'in Fransız TF1 ile televizyondan satış için şirket kurduğu haberini DVB-T yayınlarının yaygınlaşmaya başlamasından bağımsız değerlendirmek yanlış olur.
Konu tek yazıya sıkıştırılmayacak kadar ayrıntılı. İlerleyen günlerde tekrar konuya dönmek ve tüketici ne yapmalı sorusunun yanıtını aramak üzere şimdilik burada bırakalım.

Hiç yorum yok: