Ana içeriğe atla

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir.
Afiyet olsun.
GÖKSU RESTAURANT
Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA
tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Yorumlar

Adsız dedi ki…
harika bir yerrr ve ben haftanın 4 günü orada yemek yerim personel ve müdürleri çok şeker insanlarrrr mehmet bey sıcacık gülüşüyle sizi karşılıyor ve çok yakışıklııı:)
ÖZGÜR dedi ki…
harika bir yer.güleryüzlü.personel
temiz hijyen,saygın karşılama,saygın uğurlama diyecek söz yok.
Adsız dedi ki…
bence öğleyinden başka akşam da denenmeli enfes ızgaraları balık ve doğu mutfağı bi harika aynen pırrrrrr gibi
Adsız dedi ki…
nenehatun biran önce açılmalı bence kaliteye devam harikasınız
Adsız dedi ki…
merhaba;
güleryüzlü ve ilgili bir personel ve çok lezzetli yemekler, göksu denince ilk akla gelen şeyler bunlar.
herkese tavsiye ediyorum, patlıcan söğürme ile başlayabilirsiniz :)
senem mert
meted dedi ki…
yaklaşık 15 senedir acabalarla gitmediğim tek mekan.her şey çok iyi.yalnız bir ricam kendi web sayfasını görmek istiyoruz.eğer olmaz ise resim şart.afiyet olsun.
Adsız dedi ki…
obur şubenızi cok merak edıyorum nezaman acılacak
sadeceözgür dedi ki…
google'da arayınca ilk sırada bu haber çıkıyor olsa bile Göksu Restaurant'ın işletmecisi değilim. Sadece yemeklerini seven bir müşteri.
Adsız dedi ki…
Nenehatun şubesi ne zamn açılacak kimse bişey demeyecekmi.merakla bekliyoruz yeni yeri.tabiki yemekleride.!!!
Adsız dedi ki…
nenehatun şubemiz eylül ve ya ekim ayında açılacak
Adsız dedi ki…
yeni yerinin açılış tarihinin her yıl nisan ve eylül ayı olduğu söylenen ama ne zaman açılacağının belli olmadığını düşündüğüm. Kızılayda ki kalitesinin devam ettiği takdirde kızılaydaki gibi olmasa bile nenehatun caddesinde de iş yapabileceğini düşündüğüm mekan.
sadeceözgür dedi ki…
Aldığım duyumlara göre bayram sonrası açılacakmış Nenehatun'daki yeni yer.
Adsız dedi ki…
zaten hep öle diolar önemli günlerden sonra açılıo ama tarih yok ortada ama yinede beklemeye değer
Adsız dedi ki…
öncelikle lokantamız için yapmış olduğunuz yorumlara çok teşekkür ederim.yeni yerimizi açmakta gerçekten biraz geciktik ama bu gecikmenin sebebi sizlere en mükemmeli sunma arzumuzdan kaynaklandı ama inanın muhteşem bir mekan oldu ve tabiki buna ilave olarak menü ve personel eğitimi tamamlandı yani artık ocakta açabiliriz diyoruz.sizlere ve ankaralılara hoş kaliteli hesaplı bu mekenı biran önce açmak dileğiyle saygılar sunarım.göksu restaurant işletme müdürü
Adsız dedi ki…
ocakta açıcaz demişsiniz hafta osnu ankaraya gelmeyi düşünüyorum açıldı mı?
SADECEOZGUR dedi ki…
Bugünlerde Nenehatun caddesindeki mekanda hummalı bir hazırlık göze çarpıyor. Bu haftasonuna açılmış olur mu bilemiyorum tabii. İşletmeciden bilgi gelirse zevkle yayınlarım...
Adsız dedi ki…
İşkembe ve dürüm vb. yenilebilecek yeri açılmış diye duydum. Ama gözümle de görmeden inanamam.
SADECEOZGUR dedi ki…
Gözüm ile gördüm. Gerçekten açılmış dediğiniz bölümü. Henüz gidip denemek kısmet olmadı. Zaten gidip görünce sizler için de fotograflayacağım...
Adsız dedi ki…
evet alt katta işkembe salonu açılmış çorbasını severek içtim ve herşeyiyle yine muhteşem.4 4lük bir yer olacağı şimdiden belli.her zaman ki gibi.
Adsız dedi ki…
fiyatlar nasıl kızılaya göre zamlı mı
Adsız dedi ki…
ben gittim ve bayıldım içerde muhteşem bir atmosfer yaratılmış göksu denince sakaryadaki gibidir diye düşünüyorsunuz ama gidin ve görün inanamayacaksınız ayrıca yemekler aynen kızılaydaki gibi fiyatlar çok uygun personel gayet ilgili başarılar dilerim
Adsız dedi ki…
Ankara da 1994 yılından beri perakende sektöründe hizmet vermeye başlayan ADAM BİLGİSAYAR LTD ŞTİ hizmet ağını genişleterek iş süreçlerine MYARES restaurant yazılımını da ekleyerek bu alanda da ciddi bir başarı yakalamıştır.
Hızla gelişen teknolojik dünyada her söktörde olduğu gibi restaurant yönetiminde de oluşan önemli kayıpları ve müşteri memnuniyetini kullanıma sunduğu IBM SP 500 dokunmatik ekranlarla daha güvenli daha hızlı sağlamış ve estetik duruşuyla da bu alanda önemli bir yer edinmiştir.
Kuruluşunu yapmış olduğu Göksu Restaurantta bu sistemle çalışmalarını gerçekleştirmektedir.1945 yılından beri kızılay bayındır sokakta bu sektörde hizmet veren,müşteri kalitesini ve memnuniyetini ön plana alarak personel ve sunumunun şıklığı ile Ankara’nın seçkin restaurantlarındandır. Göksu restaurant işletmelerine nenehatun şubesi ile yenisini ekleyerek yine MYARESi seçerek ve bu yazılıma bağlı arka ofis yazılımında MYASOFT çözümüyle işleyişlerine başlamıştır.

Iş hacmini ciddi bir şekilde artıran Göksu Rest.satış terminalleri ve restaurant yönetim teknolojilerinin de katkısıyla, tezgah-ardındaki verimlilik ve hizmet süratinde de belirgin gelişmeler gerçekleşmiştir.
SP 500 dokunmatik ekranlarla çalışmak masa siparişlerinin eksiz ve hızlı bir şekilde mutfağa gitmesini sağlar ve mutfak bölümlerinde mutfak yazıcılarıyla fonksiyonel biçimde çalışır.her siparişin hangi mutfak yazıcısından çıkacağı hangi masaya gönderileceğine kadar detaylar sunar.bu işleyişte müşteri memnuniyetini artırır.masada alınan sipariş için garsonun mutfağa kadar gitmesine gerek kalmaz ayrıca eskiden yürütülen çalışmalarda garson siparişini kalem kağıt kullanarak yapıyordu burada yazılan siparişin doğru bir biçimde de okunmasında ve hazırlanmasında aksaklıklar yaşanıyordu buda bir zaman ve emek kaybıydı ve tabi ki müşteri kaybı.bu sistemle geliştirilen çözüm tüm bunları ortadan kaldırdı.
Hem tezgah önü hem tezgah arkası servis işleyişini hızlandırıcı yemek kalitesini yükseltici ve masa kullanım hacmini artırıcı etkisiyle hem üretkenlik hemde müşteri memnuniyeti üzerinde oldukça önemli etki oluşturmuştur.
500 ü aşkın ürün çeşidiyle siparişlerini müşterilerine hızlı ve doğru biçimde sunmaktadır.Ve personelin müşteri ile daha çok ilgilenmesini sağlamaktadır.SP 500 pos cihazlarının kullanımı müşteri üzerinde de olumlu etki yaratmaktadır.
Tüm mutfak bölümlerinde bağlı bulundukları garson pos cihazına ait siparişlerin ulaştığı mutfak yazıcıları vardır.her şefe içeriklerin pişme süreçlerine bağlı liste ulaşır buna bağlı olarak artan yiyecek kalitesinin bir sonucu olarak yine müşteri memnuniyeti ön plana çıkar yiyeceklerin sıcak olmadığı veya servise yetişmemesi gibi bir durum yaşanmaz.
Alınan siparişle başlangıç ve ana yemek arasında geçen zamanında doğru kullanımına olanak sağlayarak müşterinize daha rahat bir ortam sunmaktadır.
Toplam yeme süresinin hızlanmasının üç önemli sonucu vadır:
• müşterilere mümkün olan en taze yiyecekler en sıcak şekilde servis edilir.
• Toplam sipariş verme süresi net olarak hızlanır.
• Yer bulma olanağı belirgin bir biçimde artar; yoğun zamanlarda neredeyse % 50’ye varan bir oranda.
Günümüz jenerasyonuna ait müşteriler için esneklik daha önemli bir konudur.İnsanlar rahatlamak ve ilgilenilmek isterler. Yine de, zamanlarını kontrol edebilmeyi de isterler. Bu bir ikilem gibi görünebilir. Misafirlerimizin acelesi olduğunda restaurant personelinin müşterinin tam olarak ne kadar zamanı olduğunu anlayabilmesi ve servisi buna göre adapte edebilmesi gerekir. Siparişin mutfağa ivedilikle iletilmesini ve buna ek olarak mutfak ekipmanının en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan listelemeye olanak veren teknolojilerin bu sürece büyük katkısı olur.
Programın arka office programı MYASOFT bölümünde ise satınalma, tedarik zinciri, siparişler,satış ciro takibi,ürün listeleri-menü planlama finans-personel işlemleri yapılıyor restaurant raporları alınabiliyor.isterseniz bu işlemleri onlıne olarakta herhangi bir yerden takip etmenizede imkan sağlıyor.
Myasoft Myares sistemi ile yeni menüler,fiyat ayarlamaları ve diğer değişiklikler tüm restaurantlara anında dağılımını gerçekleştirir.bu programda zincir restaurant genelinde veritabanı tutarlılığı sağlamakla kalmaz ayrıca personelin veritabanını tek tek güncelleme olayını da internetle güncelleme sağlayarak ortadan kaldırır hata yapılma riski oluşturtmaz.
Bu yatırımın geri dönüşünde ise çok ciddi getirileri direk görebilirsiniz.yürüyerek mutfağa siparişlerin iletilmesindense doğrudan iletilmesi önemli bir zaman tasarrufu demektir özellikle 5-6 katlı bir restaurantta 1 mutfak sözkonusu ise.Bu sistem daha dayanıklı olmasına şimdi ve uzun vadede daha fazla esneklik sağlamasına bağlı olarakta hesaplıdır.
Adsız dedi ki…
ben 23 yıldır nenehatunda oturuyorum ,15 senedir otelçilik ve lokantacılık deneyimim var.merak ettim arkadaşlarımla beraber mekana gittim,enfes bir yemek ,hoş bir karşılama ,tatlı bir misafirperverlikçok sayılmayacak bir hesap.kelimenin tam anlamı ile on numara.işletme sahibine allah bol kazançlar versin ,herşey için teşekkürler.
Adsız dedi ki…
HERŞEYİN LEZZETİ NEFİSSS... YILLARDIR GİDERİM, HER ZAMAN MUTLU VE MUTLU AYRILDIM :))) TÜM FORMAL & SAMİMİ MİSAFİRLERİMİ DE İTİNA İLE ORAYA GÖTÜRÜRÜM, BİR KEZ BİLE MAHÇUP ETMEDİLER BENİ :))) BUNCA YILDIR HİZMET VE LEZZETTEN ÖDÜN VERMEDEN ÇALIŞTIKLARI İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUMM.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğenin…

Kabak kayığı

Mutfak konusunda bir iddiam yok. Yemek tarifleri için bu kadar çok sayfa varken, bir iddiam olması anlamsız olur zaten. Sayfamda tariflere yer vermemin sebebi, ileride bu tarifleri okurken, onları yaptığım zamanı hatırlamak. Anıları kalıcılaştırmak bir yerde. Birbirine bağlı üç tarif, bana ileride bu cumartesi sabahını hatırlatacak. Belki sizlere de faydası dokunur. Fazla uzattım gene. Buyurun ilk tarife: baba kıyağı, kabak kayığı Öncelikle malzemeleri sıralayayım: KabakMantarBezelyeKırmızı biber (kapya)Domates (püresi veya salçası da olur. salça kullanırsanız tuz atmayın)Sert peynir (keçi peyniri, hellim olabilir)Soğan, sarımsakZeytinyağıKarabiber, tuz kabakları hazırlıyoruz
iç hazırlama
kabaklar hazır
Yapılışı hem keyifli hem kolay. Kabakları yıkayıp soymakla işe başlıyoruz. Hemen ardından kabakları ikiye ayırıp, iki yarımın ortalarını boşaltıyoruz. (Kabak içlerini sakın ola atmayasınız. Onlar bir sonraki tarifte kullanılacak.) Bu iş için tatlı kaşığı ile bıçak kullanabilirsiniz. Kayık ş…

Körfezin incisi Küçükkuyu'da: Baykuş Bar

Küçükkuyu Belediyesi'nin sloganı "Ege'nin başladığı yer". Edremit Körfezi'nin en batı ucu Küçükkuyu. Bu şirin belediyelik, Çanakkale'nin güney doğu sınırını da oluşturuyor. Mıhlı çayını Edremit yönüne doğru geçtiğinizde artık Altınoluk'a, ki kendisi Balıkesir'e bağlı, girmiş oluyorsunuz. 
Baykuş Bar, 2013 yılı yazının ortasında açıldı. İnşaatını gün gün izledik. Temmuz ve ağustos, Küçükkuyu'nun en dolu olduğu aylar. Baykuş, 2013 ağustosunun ortasında açıldı. Zaman zaman oturduğumuz ve güzel müzik çalan farklı mekanın sahibi Semih Göksel ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Semih Abi, Ankara kaçkını. Söyleşide yer alan fotografları da kendisi gönderdi. Peynir tabağı fotografı bana ait sadece. Karşınızda Baykuş Bar. 
Herkese iyi pazarlar. Bir önemli not, kıymetli sosyal medya takipçilerime. Evet, ülkede bunlar yaşanırken ben bunlarla uğraşıyorum. En azından bir şeyler uğraşıyorum. Siz, size gelenleri yeniden yayınlamak dışında ne yapıyorsunuz? Gönderdiğin…

Gaziantep'i Ankara'ya taşımak: Beyran Entep Mutfağı Yıldız'da

Gaziantep, Zeugma müzesi, kalesi, çarşısı kadar mutfağıyla da ünlü bir kent. Tatlıları, kebapları, beyran, yuvarlama ve elbette lahmacunu çok özel. Ne mutlu ki artık bu özel tatları denemek için Antep'e kadar gitmenize gerek yok. Ankara'daysanız Yıldız'a gitmeniz yeterli. 
Turan Güneş Bulvarı'nın paraleli olan cadde üzerinde, Hollanda elçiliğinin önünden geçip Çankaya yönünde aşağı doğru ilerlerken sol tarafınızda göreceksiniz Beyran - Entep Mutfağı adlı mekanı. 
Fazla çeşitli olmayan bir menüsü var. Odun ateşli taş fırında pişen lahmacunu Ankara'nın ne lezzetli Antep usulü lahmacunu. Malum, sarımsak da katılıyor içine Antep usulünün. Ancak Beyran'daki lahmacunu öne çıkartan sadece sarımsak değil, hamurun inceliği ve çıtırlığı. 
Beyran, et suyu, sarımsak ve pirinç ile hazırlanan bir çorba. İçerisinde et de var. Antep'te harlı yanan ocağın üzerinden pense ile tutularak indirilip, olanca sıcaklığı ile servis ediliyordu. Beyran'da da aynı usül geçerli. Pense …

yola girmek, yolda kalmak, aşkla kalmak

Aşk konusunda yazmaya başladıkça "yol" ve "aşk" kelimelerinin anlamı farklılaştı. Eskiden yol, bir yere ulaşmak için çıkan bir durum iken, artık hayatın kendisi haline geldi. Aslında "iki kapılı han"a girdiğimizden bu yana yaptığımız, "yolda olmak". Ama önemli olan "doğru yolu" "sırat-ı müstakim"i bulmak ve ondan ayrılmamak. 
Yazıldığı kadar kolay bir iş değil, doğru yolu, orta yolu bulmak. Bulduğunu düşündüğü bu yolda kalmak da ayrıca zor. Yoldan çıkartmak için, nefis başta olmak üzere, fırsat kollayanlar çok. Bence, burada kıymetli olan, hayatın içinde ve yolda kalmayı başarmak. Kelâm'ın öğüdü de bu yönde, anlayabildiğim kadarıyla. Hayatın dışına çıkıp, inzivaya çekilip, emir ve yasaklara uymaya gayret tasvip edilmiyor. Dediğim gibi, anladığım kadarıyla. Doğrusunu mutlaka O bilir.
Aşkla kalmak da bu anlamda önemli. Hayatımızın merkezine ilahî aşkı koyup onunla yaşamamız, her daim uyanık kalıp, doğru yoldan sapmamak için m…

Paşaların Hesaplaşması / Kazım Karabekir

Zeyrekli Kazım Bey ya da soyadı kanunu ardından Kazım Karabekir, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında en önemli figürlerden birisidir. Bizlere okutulan tarih kitaplarında bu önemi pek anlaşılmaz. Zaten bizlere okutulan tarih kitaplarında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nden neredeyse hiç bahsedilmez. Ülkeyi Vahdettin ve Damat Ferit birlikte batırmış, Mustafa Kemal de kurtarmıştır. Ne 1908'den ne 1876'dan ne bunların 1923'e etkilerinden söz edilir. Neyse, bu konuda daha yazacak çok şey var, ama öncelikle okumak ve "bilgi sahibi olmak" gerek. "Fikir sahipliği" sonra... Gelelim bu önemli çalışmaya. Öncelikle Paşaların Hesaplaşması, kitabın tam adı değil. "İstiklâl Harbine Neden Girdik, Nasıl Girdik, Nasıl İdare Ettik?" Paşaların Hesaplaşması'nın hemen altında yer alıyor. Kurtuluş Savaşı dönemine dair Karabekir anıları için ilginç bir başlık değil mi? Kitabı yayına hazırlayan Prof. Faruk Özerengin ve basan Emre Yayınları. İlk baskısı 1991 yılında yapı…

Cölanj / Taylan Kara

Taylan Kara'nın 160 sayfalık eseri Hayal Yayıncılık'tan Ağustos 2008'de çıkmış. Farklı bir eser Cölanj. Yayınevi roman olarak sınıflandırmış. Edebiyat ile bilgim fazla olmasa da ilgimden ötürü novella olarak sınıflandırmanın daha doğru olduğunu düşündüm okuduktan sonra. Sınıflandırmanın ne önemi var bilemiyorum.
Kitabının adının ne anlama geldiğini merak etmiş olabilirsiniz. eserin son sayfasından bir alıntı ile merakınızı gidereyim ya da arttırayım: "Cölanj, kanalizasyona ve gezegene karışan her şeyin ortak adı...Cennetlerinin Özel Labirentlerinde Alçaklaşanların Nostaljik Jestleri...Cellatlarının Öğretileriyle Laboratuvarlarda Alıklaşan Nadide Jenerasyon...Cesetleşmeden Önce Lağımdan akan Neslimizin Jeneriği...Cölanj, çok uzun süredir bir uygarlık durumu..." s. 160Evli ve bir çocuklu, beyaz yakalı, İstanbul'da yaşayan kahramanın, Ali'nin "hayatından bir kesit" diyebiliriz eserin konusu için. Elbette bu çok yüzeysel bir tarif olur. "Hayatınd…

İkiz bebekle tatile çıkacaklara öneriler

Blog sayfamdaki yazıları belli kategorilere göre ayırıp etiketliyorum. Yazacaklarımın etiketlenebilecek şeyler olmasına özen gösteriyorum. Kısacası her aklıma geleni bloga yazmıyorum. Bugün canım sıkıldı, bari canımın sıkıldığını tüm dünya duysun demiyorum. Biraz bu nedenle, biraz yazarın anonimliğini korumasını sağlama kaygısıyla özel hayatıma ilişkin paylaşımları sınırlı tuttum bu güne kadar. Bu yazı yukarıda anlattıklarımla çelişse bile tatile çıkmadan önce yaptığım internet aramalarında işe yarar çok az bilgi bulabildiğim için ikiz bebek sahiplerine deneyimlerimi aktarayım istedim. Bu yazı ile birlikte yeni bir etiket bloga merhaba diyor: İkiz büyütmek. Bu etiket altında, çok sık olmamakla birlikte, ikiz büyütürken yaşadıklarımı paylaşacağım.

gel gör beni

Aşk ile yanmaya başlayınca, "normal" olmak zor, hatta sanırım olanaksız. Yunus Emre'nin çok bilinen ilahisinde bu "normal"den uzaklaşmış hâl anlatılıyor. Her yazıda olduğu gibi, ilahinin tümünü sona sakladım.
Dünyevî aşkta da bir "normal"den uzaklaşma görülür. Elbette buradaki esriklik, ilahî aşktaki gibi değildir. Zaten, hep yazdığım gibi, dünyevî aşk, ilahî aşkın bir eskizi, taslağı sadece. Sevdicekte görüp etkilendiklerimiz ile O'nunla bir olma gayesini kıyaslamak bile anlamsız. 
Aşkın normalden uzaklaşmak olduğu tespiti, edebiyatta da işlenmiş yıllar boyunca. Bugüne kadar okuduklarım arasında en vurucu olanı ise Psikiyatrist Doktor Levent Mete tarafından yazılan Aşk Hastalığı adlı roman. O esriklik halini o kadar iyi tanımlamış ki, okurken iliklerime kadar hissettiğimi hatırlıyorum.
Dünyevî aşk, bence, karşı konulamaz bir arzu ve bir arada olma isteğiyle birlikte başlıyor. Bir an bile yanından ayrılmaya katlanamama, elini elinden, gözünü gözünden…

Affiliate Programları

Pazarlama konusunda çalışanlar başlığın neyi ifade ettiğini bilirler. Bu alan dışında çalışanlar ise bilmeden kullanırlar "affiliate" programlarını. Sık gittiğiniz markette size verilen bir üyelik kartı ile size özel indirimler sağlanması bir örneğidir bu uygulamanın. Başka bir çok örneği verilebilir. Mesela üyesi olduğunuz dernek, tutup çeşitli kurum ve kuruluşlarla masaya oturup üyelerine avantajlar sunulmasını talep edebilir. Böylece bu derneğe üyeliğinizin maddi bir faydasını görüp dernekle aranızdaki gönüllü ilişkiyi maddi çıkarla sağlamlaştırmış olursunuz. Mezunlar dernekleri, kulüpler, köy dernekleri bu tip anlaşmalar yaparak hem üyeliği cazip hale getirmeye çalışırlar hem de mevcut üyelerinin maddi çıkar elde etmesiyle derneğe daha bir şevkle geleceklerini düşünürler.  Buraya kadar, herşeyi metalaştıran ve metalaştırdıkça da değersizleştiren kapitalizmin bir uygulaması / aldatmacası olarak görüp sessiz kalınabilir uygulamalara. Hatta, madem düzenin içindeyiz o zaman u…