Perşembe, Haziran 25, 2009

uzun aradan sonra ilk yazı

Bir aydan uzun süre oldu yazmayalı. Tembellik hakkımı kullanmaya devam etmeyi düşünsem bile blogun ölmediğini göstermek adına bir iki satır yazayım istedim. Belki ileride yazarım bu günlerde düşündüklerimi, hissettiklerimi. Bakalım, hele biraz zaman geçsin...

Çarşamba, Mayıs 06, 2009

blog yazılarında geçici durgunluk


Sayfamı ziyaret edenler, güncellenme sıklığında azalmayı fark etmiştir. Ay başına düşen yazı sayısı da son dönemde azaldı. Blog yazmanın güzelliklerinden birisi bu aslında:. Tembellik hakkı. Sanırım bir süreliğine bu hakkımı kullanacağım. Sayfam kapanmış, ölü bir blog değil. Yeni yazılar gelene kadar arşivdekileri okuyabilirsiniz :)

Çarşamba, Nisan 22, 2009

Çekmecelinin yeni çeşitleri

Geçen hafta yazmıştım çekmecelinin, yani Ülker'in napoliten çikolatasının antep fıstık dolgulusu çıkmış diye. Ülker'in web sayfasında fındık ve bademli türlerinin de üretildiğinden bahseden bir yazı görmüştüm. Sonunda bademli ve fındıklı çekmecelilerle de karşılaştık. Henüz tüm marketlerde bulunmuyor. Yakında yaygınlaşır umarım. Yaz ayları yaklaşırken, fazlalıkların kıyafetlerin altına gizlenemecek olmasının getirdiği endişe ile diyetlere hız verildi. Diyetlerin baş düşmanlarından olan tatlılara dayanamıyorsanız, tek tek kağıda sarılı küçücük çekmecilerden bir tanesi tatlı isteğinizi giderecektir.

Çarşamba, Nisan 15, 2009

Yeni lezzet: Antep fıstık dolgulu çikolata

Ülker'in yıllardan beridir çıkardığı çikolatalardan birisi, benim ve birçoklarının çekmeceli olarak adlandırdığı, Napoliten'dir. Bir kutu içinde, iki sıra halinde ayrı ayrı kağıtlara sarılı 8 tane çikolatadır Napoliten. Benim ve birçoklarının tabiriyle çekmeceli. Çekmeceli, sadece sütlü olarak piyasadaydı. Bugün görüp aldığım Antep fıstık dolgulusu, günün güzel sürprizi oldu. 52 gr'lık paket içerisinde 8 tane çikolata var gene. Ülker'in web sayfasında bu yeni ürünün fotografını aradım ancak bulamadım. Buradaki haberi görünce paket olarak farklı dolgulularla da karşılaşabileceğimizi düşündüm. Haberde anlattığına göre 2 yıl süren araştırma geliştirme süreci sonunda napoliteni 4 farklı lezzetle birleştirmişler. Kurban bayramında piyasaya sunulan bu dört lezzet: Antep fıstığı, badem, fındık ve kahve kreması. Bakkallarda görmeye başladığım Antep fıstıklı napolitenin kutulanmış hali. Belki ileriki günlerde diğer çeşitleriyle de karşılaşacağız...

Pazartesi, Nisan 13, 2009

Erzurum - 2




Bir zamanlar ticaretin merkezi durumundaki kent son yıllarda azalan nüfusu ve daralan iş hacmiyle eski hareketli günlerini arıyor. 360.000 kişinin yaşadığı yazılı kentin girişindeki tabelada. Palandöken dağındaki kayak tesisleri turizmi canlandırmış bir ölçüde. Özellikle 2011'de kentte düzenlenecek Üniversiteler Kış Oyunları/Olimpiyatına yönelik beklenti büyük.
Kentin merkezindeki tarihi yapıların durumu içler acısı. Selçuklular'dan kalma Çifte Minareli Medrese'nin minarelerindeki ince işçilik zamanın yıkıcılığına yenilmek üzere. Kente daha önceki ziyaretimin üzerinden 10 yıldan fazla geçti. 10 yıl önceki durumunu bile koruyamamışız ne yazık ki. Kale deseniz, kendi haline ve kaderine terk edilmiş. Avlusunda bir takım kazılar yapılmış ancak o da bakımsızlığın tüm izlerini taşıyor. Çifte Minareli Medrese'nin kapısında görevli bile yok. Yurt dışında tarihi eserlere ne kadar iyi bakıldığını gören birisi olarak eserlerimizin hali içimi daha bir acıtıyor.
En üstte yer alan çiçek fotografı Erzurum'a da baharın geldiğinin müjdecisi gibiydi. Dağlarda kar olsa da, hava serin olsa da doğa baharı muştuluyordu.

Çarşamba, Nisan 08, 2009

doğru tahmin ettiniz: Erzurum - 1

Reklamcılar gibi merak uyandırayım dedim. Gerçi cağ kebabı ve kadayıf dolması deyince anlaşılmıştır nereden bahsettiğim. Geçtiğimiz haftasonu Erzurum'daydım. İki toplantı arasında kalan zamanda bir kaç (100 kadar :) fotograf çektim. Fotograflar arasından seçtiklerimi picasa'ya koydum. Bağlantısını yan tarafa ekledim.
Eskiler derler ya yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat diye. Ben biraz tersten başlayacağım anlatmaya. Yediğim ve içtiğimden :) Ankara'da Oltu Cağ Kebabı diye bildiğimiz yatık döner olarak da adlandırılan kebabın mucidi (kendisi öyle diyor) Erzurum'da yaşıyor. Yandaki fotografta, dükkanını ziyaret eden ünlülerin yer aldığı panonun önünde görüntülediğim Kemal Koç, Tortum'lu. Kebabın adı da Meşhur Tortum Cağ Kebabı. Tortum ve Oltu Erzurum'un ilçeleri. Mekanda yufka ekmeği ile birlikte servis edilen cağ kebabının adedi (cağı) 4.5 TL. Normalde iki cağ doymaya yeter diyebilirim. Duvarda 28 ve 30 cağ yiyerek rekor kıranların fotografları, müşterileri gaza getirmek için asılmış gibi :) Enfes yoğurt, halka halka soğan ve ezme kebabın lezzetine eşlik ediyor. Tatlı olarak ise kadayıf dolması yörenin özeli. Cevizli için, kadayıf ile sarılıp yağda kızartılması ve ardından bal ile şerbetlendirilmesiyle yapılan bu tatlı sanıldığı kadar ağır değil. Güleryüzlü, içten ve hızlı garsonlarla hizmet veren Koç Kebap, kavuştuğu ünü hak etmiş mekanlardan.

Pazartesi, Nisan 06, 2009

bekleyin...fotograflar ve izlenimler yakında...

kadayıf dolması ve cağ kebabıyla meşhur olan ilimiz. sanırım tahmin ettiniz neresi olduğunu. tahmin edemediyseniz bir süre bekleyeceksiniz. izlenimleri toparlayıp fotografları seçene kadar...azzzz soooonraa...

Çarşamba, Nisan 01, 2009

Pide ve kebaptan bıktıysanız: Yeni Dünya Yemekleri

Ankara'da farklı tatlar sunan, uygun fiyatlı az sayıdaki mekana bir yenisi eklenmiş: YDY: Yeni Dünya Yemekleri. Ankarayın Demirtepe durağından çıkışta (Yeşilırmak sokakta) Necatibey caddesine doğru yürürken sol tarafınızda kalıyor. Türk damak tadına uygun dünya yemekleri sloganıyla yaklaşık 2,5 ay önce açılmış. Menüde yer alan farklı isimli yemekler, gerçekten de bizim damak tadımıza uyarlanmış yemekler. En pahalı yemek 7 TL'ye sunuluyor. Güleryüzlü hizmet ve lezzetli yenilikleri denemek isterseniz Yeni Dünya Yemekleri sizi bekliyor...
Yeşilırmak caddesi No:10-B
Demirtepe-Ankara
tel (312) 231 53 10

Salı, Mart 31, 2009

Tacettin Sultan Dergahı



Ankara'da bugün toprağa verilen Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun defnedildiği Tacettin Sultan Dergahı'nın neresi olduğunu merak edenler olmuştur/olacaktır düşüncesiyle geçtiğimiz sene Eylül ayında çektiğim fotografları hatırlatayım istedim. Ankara'yı bilenler Büyük Doğumevi olarak bilinen Zekai Tahir Burak Hastanesi'nin yerini gözlerinin önüne getirsinler. Hastanenin yan tarafında Kurtuluş'a doğru uzanan sokaklardan birisi Sarı Kadın Sokağı. Altındağ Belediyesi tarafından restore edilen sokağın baş tarafında yer alıyor Tacettin Sultan Dergahı ve camisi. Mehmet Akif Ersoy'un da bir süre yaşadığı mekanın arka tarafındaki bahçede eski mezar taşları görülüyor. Caminin ön tarafına büyük bir İstiklal Marşı heykeli konulmuş. Heykelin arkasında görülen minare camiye ait. Yukarıdaki fotografta görülen kapı ise, fotografın çekildiği geçtiğimiz eylül ayında restorasyonu süren dergaha ait.

Cuma, Mart 27, 2009

Mart bitiyor hoşgelsin Nisan

2009'un ayları hızla ilerliyor. Mart bitti bitecek, nisan gelecek. Nisan ile birlikte umarım yağışlar sürer. Ankara'nın su sorunu bu yıl daha az yaşanır umarım.

Çarşamba, Mart 18, 2009

Etimesgut kebapçıları

Yakından tanıyanlar sadeceözgür Etimesgut'a ne zaman gitmiş de kebapçılarını yazmaya kalkmış demeyeceklerdir. Etimesgut Ankara'nın İstanbul tarafındaki ilçelerinden birisi. Sincan'a doğru giderken içinden geçiliyor. Emlak piyasasının yeni gözdelerinden Bağlıca köyü'de Etimesgut sınırları içerisinde. Ankara'nın ilk uzun dalga radyo vericisi de Etimesgut'taydı. 1930'lu yıllardan beri hizmet veren verici, teknolojini gelişmesine yenilmiş.
Etimesgut kebapçıları olarak tanıtmaya çalışacağım mekanların tümü Devlet Hastanesi civarında yer alıyor. Yazacağım bir kaç mekan daha var gerçi ama onların adlarını, telefonlarını almayı unuttum. Liste kısa zamanda son halini alacaktır :)
İlçe merkezindeki mekanları ilerleyen aylarda keşfedip tanıtmayı planlıyorum. Mekanların fotograflarını çekmedim henüz. Belki ilerde onlara da yer veririm. Gelelim mekanlara:
ÖZ MUTLU İnegöl Köftecisi (312) 244 02 04 - 245 03 99
İstasyon mahallesi Alan Sokak 3/A Etimesgut adresindeki mekan İnegöl Köftesi ile ün yapmış olsa da kebap ve pide çeşitleri ile de hizmet veriyor. Salata ücretsiz olarak sunuluyor. Fiyatlar, zaman içerisinde değişiklik gösterebileceğinden ötürü burada vermek doğru gelmiyor bana. Ancak şu kadarını söyleyeyim ödediğiniz para, yiyeceklerin parası oluyor sadece. Bilirsiniz kimi mekanlarda ödediğiniz para sadece yiyeceklerin değil mekanın adının, bez peçetelerin, yabancı dil bilen garsonların parasıdır aynı zamanda :)
ETİ LOKANTASI Yozgat Tandır Kebabı (312) 245 66 91
Bölgede denediğim mekanlar içerisinde en iyi dekorasyona sahip olanı Eti Lokantası. Yozgat tandır kebabı ile meşhur. Tandır kebabının tadına bakmadım ancak köy peynirli kapalı pidesini çok beğendim. İkramları fazla: salata, tarator, ezme, tulum peyniri ücretsiz sunulanlardan. Kimi gittiğimizde tekne sucuğu olarak adlandırdıkları güveçte yumurtalı sucuk da ikram ediyorlar. İyi servisi, özellikle yoğun olan öğlen saatlerinde aksayabiliyor. Fiyatlar bölgedeki diğer mekanlardan bir miktar daha yüksek.
Adresi: İstasyon Mahallesi Sütçüler Sokak No: 12/1-11 (Devlet hastanesi yanı - TRT Lojmanları Mevkii) Etimesgut
AS PİDE ve KEBAP SALONU (312) 244 59 71 - 243 30 01
Bölgede öğlen saatleri, en kalabalık olan mekandır sanırım AS Pide. Salata ücretsiz veriliyor. Fiyatlar komşularıyla aşağı yukarı aynı. Hızlı hizmeti ve lezzetli ürünleriyle bölgenin ün yapmış mekanlarından.
Adresi: İstasyon Mahallesi Bağlıca Sokak No:1
HACI TEKİN SOFRASI (312) 245 11 31
Kebap dışında sulu yemek çeşitleriyle de hizmet veren mekanda sulu yemek niyetindeyseniz erken gitmeniz gerekiyor. Bölgede sulu yemek veren mekan sayısı fazla olmadığı için öğlen arasının başlarında gitmezseniz kebap ve pidelere kalıyorsunuz. Döner-iskender, kebap ve pideleri lezzetli. İkram olarak tarator, ezme, salata masanıza geliyor. Fiyatları bölgedeki mekanlarla aşağı yukarı aynı.
Adresi: İstasyon Mahallesi Leylak Caddesi No:2/10 Etimesgut

Salı, Mart 17, 2009

Canistan, Yusuf Atılgan


Az sayıda eser vermiş yazarlarımızdan birisi(ymiş) Yusuf Atılgan. Aylak Adam adlı romanını merak edip alıyorken, ideefixe'de diğer kitapları gözüme çarptı. Anayurt Oteli filminin, aynı adlı romanından uyarlandığını öğrenmiş oldum böylelikle. 1921 yılında doğup 1989'da vefat eden yazardan okuduğum ilk kitap Canistan. 
Canistan, yarım kalmış bir roman(mış). Kalp krizi sonucu 1989'da vefat ettiğinde roman üzerinde çalışıyormuş. Okuduğum haliyle (Yapı Kredi Yayınları-2000) üç bölümden oluşuyor. 1900'lü yılların başlarında Manisa köylerinde geçiyor. Osmanlı'nın son dönemi ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Manisa köylerinden hayatlara süssüz, sade bir dille tanıklık ediyoruz. Bu haliyle bile bitmemiş gibi durmuyor. Yazarın diğer eserlerini okuma isteği uyandırdı. 

Pazar, Mart 15, 2009

15 mart sürprizi: KAR ve GÜNEŞ

15 Mart sabahına kar ile uyandık. Ama ne kar: lapa lapa yağıyor ve yolları tutmuş. Aynı gün öğleden sonra aşağı yukarı aynı yerden çektiğim fotografta ise kardan eser kalmamış durumda...

Cumartesi, Mart 14, 2009

Yalancı Tanıklar Kahvesi, Vedat Türkali


1999 yılında yayınlanan iki ciltlik Güven'den 5 yıl sonra gelmişti Kayıp Romanlar (2004). Yayınlandığı ay içerisindeki okumuştum Kayıp Romanlar'ı. Güven'in bıraktığı yerden alıp günümüzdeki olaylara bakan bir romandı ve gene 5 yıl sonra yeni romanı çıktı Türkali'nin: Yalancı Tanıklar Kahvesi. Bu kez 1970'lerin ikinci yarısını, 1980 darbesine kadar olan süreci konu edinmiş.

Çoğunlukla Ankara'da geçiyor hikaye. Kahramanımız Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisi Muhsin, güneydeki bir kasabadan, ağa çocuğu. Üniversitede tanıştığı Salih'in ve belki bir ölçüde okuduğu bölümün etkileriyle kendini solda konumlandırmış. Roman Muhsin'in kendini tanıma, hayattaki yerini bulma sürecini anlatıyor. Arka planda, siyasi cinayetlerle 1980 darbesine sürüklenen ülkenin yaşadıklarına tanıklık ediyoruz. Öyle sanıyorum ki, romanın bilen kişisi Nedim Hoca'nın ağzından Vedat Türkali, ülkenin yaşadıklarına yorumlar getiriyor. Nedim Hoca, okuldan atılmış bir felsefe öğretmeni. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin yakınlarında FİDE adında kitapçı işletiyor. Muhsin'e ve dönemin diğer gençleriyle birlikte okuyuculara öğütler veriyor, ülkedeki sol hareket ile ilgili tespitlerde bulunuyor. Özellikle Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın öğretisine göndermeler dikkat çekici. Türkiye'de solun halk içerisinde kabul görmemesini, halkın yaşamında önemli yere sahip dinsel inanca yönelik tutumuna bağlıyor Nedim Hoca. Gençlere verdiği öğütlerden birisi de her ülkenin kendi koşullarına uygun mücadele yöntemi geliştirmesi gerekliliği. Bu öğüdünü: Devrim şiir gibi oğlum; başka dile çevrilmesi güç iş! (sayfa 214) sözüyle dile getiriyor.

Romandaki karakterler inandırıcı. Muhsin, Reyhan, Salih, Nedim Hoca ve karısı, Muhsin'in annesi, babası ve katip Neşati hep inandırıcı karakterler. 407 sayfalık roman kısa sürede okunabilecek akıcılıkta yazılmış. Zaman zaman fazlasıyla didaktik olan Nedim Hoca sohbetleri dışında sıkıcı bölümü yok. 1970'lerin Türkiye'sine 2009'dan bir bakış sunan Yalancı Tanıklar Kahvesi romanı okunmalı ve özellikle Nedim Hoca karakterinin tespitlerinin tartışılmalı...

Pazartesi, Mart 09, 2009

yeni gazete Habertürk

Ocaktı şubattı derken mart geldi, hatta neredeyse ilk 10 günü geçti. Havaların ısınmasının yanısıra günlerin uzaması, yazın yaklaştığının müjdecisi. Habertürk internet sitesi ve televizyonunun ardından gazetesi ile karşımızda bu kez. Baharın ilk ayının ilk gününe denk geldi Habertürk gazetesinin ilk sayısı.
1 Mart'tan bu yana takip ediyorum yeni gazeteyi. Hergün bir sürü ek veriyor. Özellikle internetin yaygınlaşmasından sonra gazeteleri haber için okumuyorum. Köşe yazarlarının yorumları, yazı dizileri ilgimi çekiyor. Bu açılardan Habertürk'ü değerlendirdiğimde ekonomi yazarlarının yorumlarını ilgi ile okuduğumu söyleyebilirim. Ankara eki, kentsel sorunlara eğiliyor. Ancak sayfalarının büyük bölümü ilanlara ayrıldığı için yeterli değil. Gazetede okuyacak fazla köşe yazarı bulamadım. Belki ilerleyen dönemlerde alışkanlık yapacak yeni yazarlarla tanışırım. El boyamayan mürekkebi ve kolay okunur boyutu ise diğer gazetelerden de beklediğim yenilikler. Habertürk'e yayın hayatında başarılar dilerim...